Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #210 : 25 Mayıs 2009, 20:19:53 » |
|
HER HAKKI KORUR... Kanuni Sultan Süleyman, Şeyhülislam Ebüssuud Efendi'den, manzum bir beyitle, Topkapı Sarayının bahçesindeki meyve ağaçlarına zarar veren karıncaların yok edilmesinin dinen mümkün olup olmadığını sormuş. Beyit şöyle: Dırahta ger ziyan etse karınca Günah var mıdır ânı kırınca? Şairliği de bulunan Ebüssuud Efendi, manzum soruya manzum bir cevap vermiş: Yarın Hakkın divanına varınca, Süleyman'dan hakkın alır karınca.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Furkan Kavalci
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 161
|
 |
« Yanıtla #211 : 25 Mayıs 2009, 22:39:24 » |
|
Çok güzel bir hikaye , teşekkürler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Akif Oğuz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #212 : 26 Mayıs 2009, 19:32:47 » |
|
Hayat,
duygulananlar için bir trajedi,
düşünenler için bir komedidir.
La Bruyere
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Recep Çağlar Oğuz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 11
|
 |
« Yanıtla #213 : 27 Mayıs 2009, 21:02:21 » |
|
Bir yürek ki yanmaz, yürek denir mi ona, Sevmek haram, yüreğinde ateş olmayana. Bir gününü sevgisiz geçirdinse yazık, En boş geçen günün o gündür inan bana.
ÖMER HAYYAM
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #214 : 23 Haziran 2009, 23:08:17 » |
|
İran'lı Bir Şair Diyor Kİ ; "Aşka Uçarsan Kanatların Yanar",
Bu Söze Cevaben Mevlana Diyor Kİ ; "Aşka Uçmazsan Kanat Neye Yarar "
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Ayşe Gür Teke
|
 |
« Yanıtla #215 : 23 Haziran 2009, 23:30:10 » |
|
İran'lı Bir Şair Diyor Kİ ; "Aşka Uçarsan Kanatların Yanar",
Bu Söze Cevaben Mevlana Diyor Kİ ; "Aşka Uçmazsan Kanat Neye Yarar "
SÜPERRRRRR......YAAA..KURBAN OLAMMM YOLLARINA...
|
|
|
|
|
Logged
|
Güven tek kullanımlıktır
|
|
|
Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #216 : 03 Temmuz 2009, 02:57:23 » |
|
TBMM'ne baktigimizda, bugun bu sartlar aranacak olsa 550 vekilden kaci secilirdi?
...Rusvet almis, para ile onun bunun hakkini satmis, mahvetmislerden de olmamalidir. .. 11 maddeden sadece biri.
Iki defa Ittihat ve Terakki'den milletvekili secilen, sonra da Hurriyet ve Ihtilaf Parti'sini kuran, Damat Ferit hukumeti doneminde Ayan Uyeligi'ne atanan Mehmet Zeynel Abidin Efendi, "Mesrik-i Irfan Gazetesi"nde milletvekili olma kriterlerini aciklamis.
(Bu yaziyi Konya Yusuf Aga Kutuphanesi katalogunda 9521/2' sayiyla kayitli "Islamiyet ve Mesrutiyet" isimli eserde bulmak mumkun.) Yorede mahalli bir gazetede calisan gazeteci Ali Akgul'un derledigi kriterler soyle: 100 yil once Konya'daki milletvekili olma kriterleri:
Birincisi: Milletvekili adayi, aday olacagi sehirde uzun sureli oturmus, yasamis olmali, halkin mizacini iyi bilmeli. Bir sehirde oturmamis veya cikip gideli uzun zaman olmus adamlarin bir kere iyi olup olmadigi bilinemez.
Ikincisi: Sehre yarayacak her turlu kanunu ve o sehir halkinin saadetini icap edecek seyleri dusunup begenmeye ve boyle bir arayan toplamaya muktedir olmalidir.
Ucuncusu: Devletin san ve serefini dusurmeyecek kadar cahil olmamakla birlikte, sefih de olmamalidir. Cunku kendi mali kendine teslim edilemeyen sefih bir adama bu gibi vazife verilemez.
Dorduncusu: Hukumetin kanunsuz ve haksiz islerini yuzune beraber soylemek hususunda kimseden korkup cekinmez ve olmekten bile kacinmaz, dunya icin kimseye mudana etmez olmalidir.
Besincisi: Parayi gorunce her seye boyun egecek kadar bagri yufkalardan ve parayi cok sevenlerden olmamalidir. Yoksa milletin menfaati zayii olmak ihtimali ziyadelesir ve memleketi acik acik ucuruma surekler.
Altincisi: Memuriyetini muhafaza etmek ve baska bir menfaatini korumak icin suna buna yuzsuyu dokmus (aglamis), kendisine haksizlik edenlere goz kirpmis, kendisi haksizlik etmis olmamalidir.
Yedincisi: Rusvet almis, para ile onun bunun hakkini satmis, mahvetmislerden de olmamalidir.
Sekizincisi: Halk icerisinde zulmu, iskencesi olanlardan olmamalidir.
Dokuzuncusu: Iki sozlu, ikiyuzlu adamlar da milletvekili olamaz.
Onuncusu: Sunun bunun ayibini arayan, daima iki kisi arasindaki gizli sirlari anlamaya calisan, hic yoktan tertip turetenler de aday gosterilmemelidir.
Onbirincisi: Milletvekilligi bittikten sonra kendini idare edecek bir isi veya zenginligi olmayanlar da aday gosterilmemeli. Cunku bu ozellikleri olmayan kisiler hukumetin ayibini ortup boyun egmeye mecbur kalirlar.aslında bunu faydalı bilgilere yazmak lazımdı 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #217 : 10 Temmuz 2009, 21:34:46 » |
|
Yarım milyon ölür mü? Bir gün Müslüman memleketlerden birinde (Mısır’da) bağımsızlık davası için çalışan liderlerden biri Mustafa Kemal’i görmeye gelmişti. Kendisine: -Bizim hareketin de başına geçmek istemez misiniz? diye sordu. Olabilecek bir şey değildi ama insan yoklamalarını pek seven Mustafa Kemal: -Yarım milyonun bu uğurda ölür mü? diye sordu. Adamcağız yüzüme baka kaldı: -Fakat Paşa Hazretleri yarım milyonun ölmesine ne lüzum var? Başımızda siz olacaksınız ya… dedi. -Benimle olmaz beyefendi hazretleri yalnız benimle olmaz. Ne zaman halkınızın yarım milyonu ölmeye karar verirse o vakit gelip beni ararsınız.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Furkan Kavalci
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 161
|
 |
« Yanıtla #218 : 10 Temmuz 2009, 21:43:53 » |
|
İSLAMIN İNSAN HAKLARINA SAYGISI
Hicretin 17. senesinde Halife Hazreti Ömer ziyaretçi çokluğundan dolayı Resulullah’ın mescidini genişletmek istemişti. Bunun için Türbe-i Saadet’in etrafındaki arsaları istimlak edip mescide katması gerekiyordu. Çevredeki arsa ve ev sahiplerine tekliflerde bulundu: -Evinizi arsanızı Resulullah’ın mescidini genişletmek için satın almak istiyorum. Kimse malına değerinden aşağısını vereceğimi sanmasın. Herkes kıymetini söylesin gönlünden geçirdiği fiyatı bildirsin. Resulullah’ın mescidine zorla alınmış arsa ilave etmeyi düşünmüyorum. Herkes arsa ve evinin değerini söyler binalar arsalar satın alınır Resulullah’ın mescidi genişletilmeye müsait duruma gelir. Ancak bir pürüz var. Onu da halletmek gerekiyor. - Nedir o pürüz? Hazreti Abbas. Abbas arsasını satmak istemiyor. Mescide de olsa vermeyi düşünmüyor. Halife bizzat meşgul olur tekliflerini tekrar eder: -Ya Abbas arsanın değerinden aşağısını vermeyi düşünmüyoruz. Resulullah’ın mescidine böyle zorla alınmış bir arsa ilave etmeyi de uygun bulmuyoruz. Şayet verilen fiyat az geliyorsa emsallerinden de fazla fiyat vereyim arsanı ver de bu iş bitsin. Mescid-i Nebi ziyaretçileri içine alacak genişliğe ulaşmış olsun ihtiyacı karşılayacak hale gelsin. Hayret! Abbas’tan beklenmeyen tavır: -Hayır mülk benimse fazla fiyat verseniz de satmak istemiyorum. Zorla alacaksanız o başka! İçinden çıkılmaz bir durum söz konusu olunca Halife olayı mahkemeye intikal ettirir. Hakim meşhur hukukçu Übeyd bin Kaab. Taraflar huzurdalar. Devletin iddiası: -Biz yönetim olarak Abbas’a değerinden fazla fiyat verdik artık diretmemeli arsasını vermeli ki Resulullah’ın mescidi ihtiyacı karşılayacak şekilde genişleme imkanı bulsun. Hz. Abbas’ın cevabı: -Arsa benimse mülküme ben sahipsem değerinden fazla da verseler vermek istemiyorum. Ne para zoruyla ne de mescide ilave etmek iddiasıyla mülkümü elimden kimse alamaz. Mahkemenin kararı: -İslam hukukunun gereği kimse başkasının mülküne ve arazisini isterse para zoruyla olsun alamaz. Mescid için de olsa mal sahibini zorlayamaz. Abbas’ın mülkü Abbas’ta kalacak hükümet istimlak için zorlamayacaktır. Mahkemenin tartışma götürmez bu kararı kesinleştikten sonra taraflar kalkıp gitmek üzere kapıya yönelmişken bir ses işitilir. Bu ses Abbas’tan başkasının sesi değildir. Bakın ne diyor Abbas: - Ya Übey mahkeme bitmiş karar kesinleşmiştir değil mi? - Evet mahkeme bitmiş karar kesinleşmiştir. Kimse senin arsanı fazla fiyat vererek de olsa zorla alamaz. - Öyle ise der şimdi beni dinleyin. Mahkemenize açıkça ifade ediyorum. Arsamı şu andan itibaren Resulullah’ın mescidine ilhak edilmek üzere hibe ediyorum. Hem de tek kuruş almadan hiçbir maddi menfaat beklemeden. Hepiniz şahit olun parayla alınamayan arsam hiçbir karşılık verilmeden Resulullah’ın mescidine hibe edilmiştir ve mülk bu andan itibaren halifenin tasarrufuna girmiştir. Übeyd bin Kab’ın sorusu: - Ey Abbas neden böyle bir tutumu tercih ettin? Önce aşırı fiyatla da olsa vermedin şimdi ise parasız hibe ediyorsun? Abbas’ın kitaplık çapta cevabı tek cümleden ibaret: - İslam’ın insan haklarına gösterdiği saygıyı dünyaya duyurmak için!…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Ayşe Gür Teke
|
 |
« Yanıtla #219 : 10 Temmuz 2009, 22:05:18 » |
|
HER HALLERİ HER SANİYELERİ İSLAM ADINA BİR ŞEY YAPMAKMIŞ..NE GÜZEL BİR ÖMÜR YAŞAMIŞLAR... ALLAHIM YA BİZLERLE KARŞILAŞTIRINCA ŞAŞIYORUM..BİZİ AFFET RABBİM...
EMEGİNE SAGLIK KARDEŞİM..HÜZÜN ÇÖKTÜ YÜREGİME OKURKEN...
|
|
|
|
|
Logged
|
Güven tek kullanımlıktır
|
|
|
Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #220 : 10 Temmuz 2009, 22:24:32 » |
|
Furkan kardeşim şükranlar. bir bu Allah aşıklarına bak birde bizlere 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Ali İhsan Çiçek
Aliçerçili
Offline
Mesaj Sayısı: 404
|
 |
« Yanıtla #221 : 10 Temmuz 2009, 22:58:24 » |
|
Bu asrın aydınları, ve idarecileri, devlet erkanları,kendilerine hiçmi kıssadan hisse kapmıyorlar. Mevlam başımızdakilerede hidayet nasib etsin inşallah.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Münevver Çelebi
Aliçerçili
Offline
Sülale: Heseler Tosunlar
Mesaj Sayısı: 60
|
 |
« Yanıtla #222 : 11 Temmuz 2009, 11:07:25 » |
|
soner abicim ellerine saglık teşekkür ederiz
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Münevver Çelebi
Aliçerçili
Offline
Sülale: Heseler Tosunlar
Mesaj Sayısı: 60
|
 |
« Yanıtla #223 : 11 Temmuz 2009, 11:09:48 » |
|
furkan arkadasım ellerine saglık çok güzel sözler ve yazılar paylaşmışsın bizimle teşekkür edriz
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #224 : 01 Eylül 2009, 20:50:55 » |
|
AZRAİL'İN GÜZELLİĞİ
Yağmur Yüklü Bulutlar Gibi Gelerek Bizleri Bereketiyle Donatan Ramazan Ayı Tüm İslam Alemine Müslüman Kardeşlerimize Hayırlı olsun... Dostlukların Sevgi İle Beslendiği Bu Ayda Gönlünüzün Sevgi İman Barış İle Dolup Taşmasını Temenni Ederim...
AZRAİL'İN GÜZELLİĞİAllah Rahmet Eylesin. Ülkemizin dünyaca ünlü Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra; Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. SERAP Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. KAZA Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak: DİN ''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum. -"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?" Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak: --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..." ÖĞRETİ Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala: -"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?" -"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter." O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek: MORFİN -"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?. İSTİHARE İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa, son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim. Ertesi gün O'na:-"Hiç korkma!" dedim. " İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: O BİR MELEK -"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?" -"Kızım," dedim. " O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek: -"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti: -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve"yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı. Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
-Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|