26 Temmuz 2026, 19:13:21 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: « 1 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dünyada islam yüselişi sürüyor  (Okunma Sayısı 23886 defa)
Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #30 : 08 Kasım 2008, 12:41:26 »



           Yuhudiydiler ailecek Müslümanlığı seçtiler

8 Kasım 2008 Cumartesi : 11:49
Flori, bir buçuk yıl önce, gece gördüğü bir rüyadan çok etkilendi ve sabah Müslüman oldu. Yahudi cemaati tüm kapıları onların yüzlerine kapattı.
 
 
 
Serkan Kara'nın röportajı

Aaron Kohen'in güzel sesiyle okuduğu dualar dinleyenleri büyülerdi, yaptığı albümler Museviler arasında çok popülerdi. Bir gün aynı cemaatten dul bir kadına, Flori Kohen'e aşık oldu.

Tam anlamıyla hayatı değişti! İşinden ve cemaatten kovuldu. Derken Flori Kohen, geçtiğimiz yıl Müslüman oldu; ondan etkilenen kocası Aaron Kohen de ekim başında İslamiyeti seçti. Ve Yahudi cemaatinde kıyamet koptu!

Aaron Kohen, Yahudi din adamıydı. Yahudi şeriatına göre, soyadı Kohen olan bir din adamının dul bir kadınla evlenmesi yasak! Neve Şalom Sinagogu'nda hazanlık (müezzin) yapan ve aynı zamanda müzisyen olan Aaron Kohen, bu yasağı çiğneyip dul bir kadınla evlendiği için işinden oldu. Sonra da Fransızca öğretmeni olan eşi Flori, işsiz kaldı. Yahudi cemaatinden dışlandıkları için hiçbir yerde iş bulamadılar. Ev kiralarını ödeyemeyince parkta yattılar. Flori'nin ailesinden rica minnet aldıkları az bir parayla Arnavutköy'de küçük bir eve taşındılar. Haftalar boyunca su ve ekmekle karınlarını doyurdular. Flori, bir buçuk yıl önce, gece gördüğü bir rüyadan çok etkilendi ve sabah Müslüman oldu. Geçtiğimiz ay da Aaron Kohen kızıyla birlikte İslamiyet'i seçti. Evlendikleri için kendilerini dışlayan Yahudi cemaati, Kohen'ler Müslüman olduktan sonra onları aşağılamaya başladı. İşte Kohen'lerin acı, gözyaşları ve açlıklarla dolu; ama inadına tutkuyla çevrili hikâyesi...

Eşinizle tanışana kadarki süreci anlatır mısınız?

Aaron Kohen: Çocukluğum sinagoglarda geçti. Oralarda dinsel müzikle tanıştım, çok iyi duahanlar vardı ve İbrani ilahiler Türk musikisiyle okunuyordu. O yaşlarda Tanrı'ya, zengin Türk makamlarıyla yakarmak beni çok cezbetmişti. 1979 yılında Neve Şalom Sinagogu'na duahan (müezzin) olarak atandım. Toplam 36 yıl çok iyi duahanlarla çalıştım.

Flori Kohen: Ben iki çocuk annesi bir bayandım ve Fransızca öğretmeniydim. Özel Saint Michel Fransız Lisesi'nde 10 küsur yıl çalıştım. Sonra İTÜ'de konuk öğretim görevlisi olarak davet edildim. Ardından Galatasaray Üniversitesi'nde hocalık yaptım. Özel Saint Benoit Lisesi'ndeyse 3 yıl hocalık yaptım.

Birbirinizle ne zaman tanıştınız?

Flori Kohen: O zamanki eşimle bir boşanma sürecine girmiştim. Aaron, üçüncçü çocuğuma hamileyken kutsama için bize gelmişti. Eşimden boşandıktan bir süre sonra Aaron Kohen Bey ile aramızda bir etkilenme oldu. Büyük bir sevgiyle birbirimize bağlanınca evlenmemiz gerektiğine karar verdik. Hahambaşı, Kohen soyadını taşıyan bir din adamının dul bir bayanla evlenemeyeceğini söyledi.

Ama siz her şeye rağmen evlendiniz!..

Flori Kohen: Evlenir evlenmez eşimi görevden aldılar. Beş parasız kaldık. Bir maaş ile Aaron Bey ve kızım Çiçek'e bakmak durumunda kaldım. Sonra çalıştığım özel okul, işime son verdi.

Hepten parasız kaldınız yani!..

Flori Kohen: Aynen öyle, parasız pulsuz kaldık ortalıkta. Yıl 2005, aylardan Nisan. Çok kötüydü! Kira borcu birikince bütün eşyalarımızı bir günde sattık. Ondan sonra Cihangir'de küçücük bir kapıcı dairesine taşındık. Fakat oranın parasını da ödeyemedik. Yahudi cemaati bizi dışladığı için burada iş bulamadık ve İsrail'e gittik. Orada bizi bir dil okuluna koydular ama Allahlık. Sağmalcılar Cezaevi oradan daha bakımlıdır. Oradan da, buradaki cemaatin baskısı nedeniyle kovulduk ve bir daha da iş vermediler. Baktık ki bize orada da iş vermiyorlar, öleceksek hiç değilse doğduğumuz topraklarda ölelim, dedik. 4 kredi kartım vardı. Eşim ve çocuğum açlıktan ölmesin diye bütün kredimi çektim. Döndüğümüz ilk 5 gün Bebek Parkı bizim mekânımız oldu. Yıl 2006, aylardan Mayıs.

Parklarda mı yattınız?

Flori Kohen: Evet. Sonra beni kovan okula, 'insanlık namına bana kapılarınızı açın, beni bu parktan çekip kurtarın' dedim. 'İki ay kalabilirsiniz' diyerek bizi kabul ettiler. 'Öğretmenlere ayrılan lojmanlarda yaşarsınız, size para vermeyiz, yemek de buzdolabında bulursanız yersiniz' dediler.


 Peki bunca olan biten arasında İslamiyet'e geçiş fikri nasıl oluştu?

Aaron Kohen: Eşim gördüğü bir rüya sonrasında İslamiyet'i seçti. Ben de geçen hafta ikinci albüm bittiğinde; Hz. Muhammed'i gönülden sevdiğim ve zarar gördüğüm o insanlarla bir olmamak için, çok sevdiğim Türkler ve tüm Müslümanlarla beraber toprağın altında Tanrı'ya ulaşmak istediğim için İslamiyet'i seçtim.

Rüyanızda ne gördünüz?

Flori Kohen: O zorlu günleri yaşarken, hep bir çare ararken bir gece kendimi bir camide pembe, ipekten kapalı bir kıyafetin içinde namaz kılarken gördüm. Aynı anda yanımda daha önceki dinime ait, yine pembe giyinmiş kızlar dua ediyordu; fakat birbirleriyle gülüşüyordu. Yani benim duamı bölüyorlardı. O an bir ses geldi, 'sen onlara bakma, duana devam et' dedi. Ben baştan sona namazımı ve duamı bitirdim. Ve huzur içinde dışarı çıktım. Sabah rüyamı eşime anlattım. 'Anladığım kadarıyla seni İslamiyet'e çağırıyorlar.' dedi. Zaten o sıralar Hz. Muhammed'in hayatını okumaya başlamıştım. Kur'an-ı Kerim'in de Bakara Sûresi'ndeydim. Muhtarlıktaki formaliteleri halledip Beyoğlu Müftülüğü'ne gittik. Orada çok güzel karşıladılar bizi. Kendi isteğimle ve eşimin de onayıyla Kelime-i Şehadet getirerek ailemizden Müslümanlığa geçen ilk kişi ben oldum. Bir buçuk yıl sonra ikinci albüm ortaya çıkıp tamamlandığında, Ekimin 1'i ya da 2'siydi, tam hatırlamıyorum. Yahudilerin oruç günleri vardır, kutsal af günleri... O gün kocam oruçluydu ve sabahleyin 'kalk' dedi, gidiyoruz. O, hazırlıklarını çoktan yapmış, camiye gittik. Çok, çok, çok duygulandım. O da Kelime-i Şehadet getirdi, kızım da... O zaman tam anlamıyla bir hafifleme oldu huzurla doldum.



          Kelime-i Şahadet getirirken neler hissettiniz?

Aaron Kohen: Huzur... Mutluluk ve mütekamil olmuş bir insan...

İslamiyet'e geçerken Yahudi cemaatinin tepkisinden çekinmediniz mi?

Flori Kohen: Hiç çekinmedim; çünkü kötü bir şey yapmadım ki! Müslüman ne demek, Allah'a inanan demek. Ben imanımı değiştirmedim ki, ben İslamiyet'le evrenselleştim. Ben duamda bütün peygamberlerin sevgisini kazandığıma inanarak dua ediyorum artık. Onların arasında da, 'Bütün peygamberleri severek ve onlara saygı duyarak dua ediyorum' diyenler var. Bu, söyleyerek olmaz, fiiliyata dökmek ve biraz yürekli olmak lazım. Son peygamberi seviyor ve saygı duyuyorsan İslamiyet'e geçmek lazım. Ben işte onu yaptım.

Aaron Kohen: Şöyle bir söz vardır Tevrat'ta: 'Önemli olan Allah'ın gözünde lütuf bulmaktır, kulun gözünde değil'. Diğer kişilerin davranış ve tutumları beni enterese etmiyor. Benim için önemli olan Allah'ın gözünde doğru olanı yapmam. Bir insan öldüğünde Tanrı'nın karşısında yaptığı doğrular ve yanlışlarla tektir. Dolayısıyla ben İslamiyet'e canı gönülden inanarak, Hz. Muhammed'e ve tüm peygamberlere inanarak insan-ı kamil olmaya çalıştım. İslamiyet'e geçtiğim için Tanrı'nın önüne geçtiğimde kalbim, vicdanım ve zihnim huzur içerisinde olacak. Mutluyum, eksik bir insan olmadım.

Peki, aşk ile İslamiyet arasında nasıl bir bağlantı kuruyorsunuz?

Flori Kohen: Beşeri aşkımız bizi İslamiyet'e taşıdı. Tanrı lütuf buyurmasaydı eğer, ben kesinlikle eşimle karşılaşmayacaktım. Aşk ve sevgi Yüce Rabb'imizin bir hediyesidir. Ne mutlu ki bizi karşılaştırdı ve kesiştirdi.

Aaron Kohen: Bütün dinler; aşkı, sevgiyi, merhameti, güzelliği, iyi ve mutlu bir evliliği, sadakatli bir evliliği her zaman öngörmüşlerdir.


İlk fırsatta ilahi okumak isterim
Yahudi'yken çıkardığınız iki albümde de İbrani ilahileri okudunuz. Şimdi ise Müslüman'sınız, bundan sonraki albümünüzü İslam ilahilerinden oluşturmayı düşünür müsünüz?

Aaron Kohen: Neden olmasın, tabii ki ilk fırsatta İslam ilahileri okumak isterim. Şu an kaybolmuş bir insan olabilirdim. Tanrı'ya şükrediyorum, bana elverdi, çalışmamı dinledi, gelecek kuşaklara aktarmam için bana olanak sağladı, sonra da karşıma Hasan Saltık Bey'i çıkardı. Ben yüce Rabb'imize şükrediyorum.

Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz.

Aaron Kohen: Yaşantımıza İstanbul'da devam etmeye çalışacağız. Çok zorluklar içinde yaşıyoruz. Geçimimizi sadece eşimin emekli maaşı sağlıyor.

Flori Kohen: Ben bir ressamım. 6 dil biliyorum. Fransızca ve İtalyanca öğretmeniyim. Ben şu anda hocayım, ressamım, gidip de tezgahtarlık yapamam ki! Herkesin bir mesleği var.

Aaron Kohen: Eski din kardeşlerimizden şu ana kadar gelen işler, hep komik rakamlarla aşağılayıcı işlerdi.

Nedir mesela?

Bana diyorlar ki 'Hamallık yapar mısın?' Ben nasıl hamallık yaparım! Ya da 'Bir tekstil fabrikasının tuvalet temizliğini yapar mısın?' diyorlar. Bunları aşağılamak için yapıyorlar.


Flori Kohen: Ben doktora seviyesinde iki üniversite bitirdim. Çok güzel bir araştırmanın sonucunda tezimi Prof. Dr. Tahsin Yücel'den aldım. Bana diyorlar ki 'Sana manikürcüde iş bulduk.' Ben manikürcü de olurum, nefis yaparım. Bir makyaj uzmanı gibi makyaj da yaparım; ama olay o değil ki! Her meslek kendi erbabına... Bana iş vermediler, biz açız şu anda!.. Bu ayıp!..


***


Yüce Rab, Cumhurbaşkanımızı korusun!
O zorlu günlerde Kalan Müzik'ten Hasan Saltık'ın yanına gittim. Anoten Duası projemden bahsettim. Yani 'Cumhurbaşkanımızı kutsama duası'. Bu dua, Osmanlı topraklarına gelen Museviler tarafından şükretmek için yapılmış. Bu dua, Osmanlı devlet erkanının Tanrı tarafından güçlü olması, ülkeyi sıhhatli idare etmesi, Tanrı'nın onların yollarını açması ve güç vermesi, onları koruması için okunan bir duadır. 500 yıl boyunca padişahların ismi zikredilerek okunsa da unutulmuştu. Bu albüm yeni çıktı. Hasan Bey'e bu projeyi anlattığımda bana kol kanat gerdi. Durumumun zorluğundan bahsettim, bana yardımcı oldu, cebime para koydu. Her zaman yardım etti, kapılarını açtı, insanca yaklaştı. Benimle üzüldü, benimle sevindi.


Zaman
 
 
Logged

Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #31 : 14 Kasım 2008, 10:43:43 »



İngiltere'ye imamhatip usülü eğitim modeli

14 Kasım 2008 Cuma : 08:12
Müslümanların yaşadığı kentlere Şeriat mahkemeleri kuran İngiltere imam hatip modeline bakarak imam yetiştirme konusunda Türkiye'den yardım istedi.
 
 
 
Aslıhan Altay Karataş'ın haberi
İngiltere, ülkedeki İslam nüfusunun geleceği ve İslami örgütlerle mücadele konularında cesur kararlar almaya devam ediyor. Son olarak Müslümanların yaşadığı kentlerde Şeriat mahkemeleri kuran İngiliz yönetimi, bu kez 'Dini Hoşgörü Programı' çerçevesinde ülkedeki 'katı görüşlü' Müslüman imamların eğitimi konusunda 'batıya daha yakın' ve 'ılımlı' olarak tanımladığı Türkiye'den yardım istedi. Bunun için İngiltere İslami Cemaati üyelerinden oluşan bir heyet Ankara'ya geldi. İngiliz heyeti, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı ziyaret ederek İngiltere'de İmam hatip modeline benzer bir sistem üzerine görüş alışverişinde bulundu.

AVRUPA'YA İMAM GÖNDERDİK

Diyanet'in bugüne kadar, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşları için özellikle Almanya, Fransa ve Hollanda'ya çok sayıda din görevlisi gönderdiğine dikkat çeken İngiliz yetkililer, İngiltere'de de Din Hizmetleri Müşavirliği'nin bulunduğunu ve kadrolu 2 imamın görev yaptığını dile getirdiler. İngiltere Büyükelçiliği, heyetin ziyaret amacının, İslam ile ilgili olumlu mesajları öne çıkarmak, aşırılıkçı görüşlere sahip kişilerin söylemine karşı ortaklıklar kurmak ve Türkiye'de önde gelen kişilerle biraraya gelmek olduğunu bildirdi.

İSLAMİYET'İN TANITILMASI

İngiltere'nin İslamiyetin Tanıtılması Projesi (Projecting British Islam) kapsamında gerçekleştirilen ziyaretler, Müslümanların İngiltere'deki olumlu rollerinin basında geniş yer alması ve Britanyalı Müslümanlar ile denizaşırı ülkelerdeki cemaatler arasında terörle mücadele alanında, çok daha güçlü bir iletişim ve işbirliği geliştirilmesi gibi, çok sayıda olumlu sonuç doğurmuştur" denildi. Heyetin Türkiye ziyaretinin amaçları ise, "Britanyalı Müslümanların Türk toplumunun tüm kesimlerini, bölgesel ve küresel İslam camiası ve Medeniyetler İttifakı içerisinde aşırılıkçı faaliyetlere mücadelede, daha aktif bir liderlik üstlenmeye teşvik etmelerine imkan sağlayacak, üst düzey yetkililerin katılacağı kamu platformlarının oluşturulması" şeklinde açıklandı

Yeni Şafak
 
Logged

Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #32 : 10 Aralık 2008, 12:32:41 »



İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği, kurumda çalışan Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilmesi için elçilik binası içinde mescit açıyor.


Büyükelçilik bünyesindeki küçük ibadethane, İngiltere'den gelen Müslüman heyetinin katılımıyla hizmete sunuluyor. Sade bir odadan oluşan mescitte Müslümanlar ibadetlerini gerçekleştirebilecek.

 İngiliz hükümeti özellikle 7 Temmuz 2005'te başkent Londra'da meydana gelen bombalı saldırıların ardından ülkede İslam'a karşı oluşan önyargılara karşı "kamuoyu diplomasisi"ne hız verdi. Tanınmış İngiltere Müslümanlarından oluşan bir heyet 10-14 Kasım tarihleri arasında Türkiye'yi ziyaret edecek. Ziyaretin en çok dikkat çeken bölümü ise Ankara'daki Büyükelçilik binası içinde bir mescidin açılması olacak. Yetkililer elçilikte çalışan Müslümanların ibadetlerini yerine getirebilmeleri için böyle bir girişimde bulunduklarını bildirdi. Büyükelçiliğe ziyarette bulunan konukların da mescidi kullanabilmeleri planlanıyor. Elçilik binasındaki toplantılar esnasında namaz kılmak isteyen misafirler de buradan yararlanabilecek. Küçük ibadethanenin hizmete girmesiyle İngiliz hükümetinin Müslümanlara karşı hoşgörülü olduğu mesajı verilmiş olacak. Elçilik kompleksi içinde küçük bir kilise de bulunuyor. Başbakan Gordon Brown geçtiğimiz sene Müslüman vekil Şahid Malik'i Uluslararası Kalkınma Bakanı olarak atadı. Malik, İngiltere'nin ilk Müslüman bakanı oldu.


İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nca finanse edilen bir program çerçevesinde ülkenin önde gelen Müslüman dernekleri bugünden başlayarak dört gün boyunca Türkiye'de temaslarda bulunacak. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında ziyaretin amacı, "Avrupa'daki modern İslam'a ilişkin olumlu mesajlara vurgu yapan ortaklıklar oluşturmak..." olarak ifade edildi. Heyette İngiltere İslam Toplumu (ISB) Başkanı Dr. Zahoor Qureshi, İngiltere Müslüman Kadınları Ağı Direktörü Shaista Gohir, ülkenin tanınmış akademisyenlerinden Aftab Malik ile Dr. Anas Al-Shaikh-Ali, gazeteci Navid Akhtar ve hukukçu Fatim Kurji yer alıyor.

“İngiltere'deki İslamiyet'in Tanıtılması” başlıklı projeyle Londra hükümeti, ülkede yaşayan Müslümanların yaşamlarının gerçeklerine yönelik denizaşırı ülkelerdeki yanlış yorumları düzeltmeyi amaçlıyor. Ziyaretlerle Birleşik Krallık ya da Batı dünyasının İslam'a "savaş açtığı" şeklindeki iddiaların çürütülmesi hedefleniyor. İngiliz hükümeti, "nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan, laik bir demokrasi, AB yolunda bir NATO üyesi, Medeniyetler İttifakı girişiminin sponsoru ve BM Güvenlik Konseyi'nin bir üyesi olarak Türkiye'de" bu tür söylemlerin yersiz olduğunun gösterilmesine büyük önem veriyor. İngiltere Müslümanları ile Türk kuruluşları arasında ortaklıklar geliştirilmesi de ziyaretin amaçları arasında yer alıyor. Londra, 2005'ten beri 25'ten fazla benzer heyete destek verdi. Bu yıl Afganistan, Endonezya, Bangladeş, Pakistan, Libya ve Mısır'a heyet gitti.
 
 
Logged

Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #33 : 12 Aralık 2008, 16:56:35 »



              Hira’dan Harlem’e uzanan ses...

12 Aralık 2008 Cuma : 16:38
HABER / YORUM
Hira’da inmeye başlayan ayetler aradan geçen yüzyıllardan sonra Harlem’deki zencilerin kulaklarına da ulaştı. Cİhan Aktaş'ın yazısı...
 
 
 
Cİhan Aktaş'ın yazısı...

O, sonradan “Allah’ın Resûlü” olarak çağrılacak olan Muhammed (A.S.), zamanın değerini idrakten ve tefekkürden uzak kalabalıkların arasında her zaman sıkılıyordu. Çocukken de, delikanlıyken de... Cahiliye toplumunun göstergeleri olan gelir eşitsizliği, iffetsizlik, putperestlik, kölelerin gördüğü eziyet-işkence, kız çocuklarının doğar doğmaz toprağa gömülmelerine yol açan soy-sop anlayışı ve yoksulluk gibi başlıkları hem kendi kendisiyle hem de etrafındaki bilge/hanif kişiliklerle tartışıyor, irdeliyordu. İşte o ortamda ‘birkaç yürekli iyi adam’, dünyada adaletin gerçekleşmesi, haksızlıkların sona ermesi ve kaybedilmiş faziletlerin Mescid’ül Haram toprağında yeniden hayat bulması amacıyla Hılfu’l Fudul (Faziletlilerin Korunması) anlaşmasıyla bir araya geldi. İster Mekke ahalisinden olsun, isterse yabancılardan, zulme uğrayan bir kimse bulunursa, onun yanında olacakları konusunda bir anlaşma yapıldı.

Hılfu’l Fudul’un katılımcılarından biri de Muhammed’di. “Amcalarımla birlikte Abdullah b. Ced’an’ın evinde bir anlaşmada hazır bulundum ki İslam’a davet edilseydim, orada icabet ederdim” diyecek kadar, önemsiyordu bu anlaşmayı.

“Emin” olarak bilinirdi; dosdoğru bir kişiliği olduğuna yemin edebilirdi, düşmanları bile. Güvenilir, iyi ahlaklı ve ileride olacaklara hazırlanması açısından bakılacak olursa, doğal olarak, sonradan düşmanlarının “mecnun” olarak isimlendireceği ölçüde de dalgındı. Bir yanıyla kalabalıkların arasında, bir yanıyla kendi içinde yaşıyordu. Bir yanıyla kendi düşüncelerinin arasında kaybolurken, diğer yanıyla teyakkuz hali içindeydi. Kulağı sanki gittikçe yoğunlaşan bir anafor halinde varlığını kuşatacak olan vahyin sesindeydi. Mekke’nin en itibarlı ve seçkin hanımefendisi tarafından eş olarak seçilmiş, ondan çocukları olmuştu. Kimsenin garip ve yoksul olarak göremeyeceği bir konumu vardı. Yine de mağaraya gidiyordu. O ses’ten öte, “söz”le ilişkili tanımlanamaz şey çoğalarak, gelişerek yöneliyordu benliğine. Olması gereken hadise, yaşanması gereken an yaklaşıyordu.

Hira’da Seçilmiş ve Emin Kişi’ye inen ayetler kaç yüz yıldır iyiliğe, doğruluğa ve barışa çağırıyor insanlığı. Herkes kendi anladığı kadarıyla yorumluyor onları; kimisi taklidî, kimisi de tahkikî imanıyla hareket ederek.

“Herkesin imanı aklı kadardır.” Hira’da “Oku!” buyruğuna muhatap olan Peygamber’in bir sözü, bu.

Hira’da inmeye başlayan ayetler aradan geçen yüzyıllardan sonra Harlem’deki zencilerin kulaklarına da ulaştı. (Söylemesi fazla: Harlem bir temsil burada...) “Soruyorum beyaz İsa’dan/ Ne fayda var duada” diye yazmıştı, Langston Hughes 1902-1967) Bir Zenci Kızın Türküsü başlığını taşıyan şiirinde.

Her insanın içine kurtuluşun akacağı bir kuyusu, bir mağarası, bir zindanı (yeniden doğmaya hazırlanmak üzere bir geriye çekilme dönemi) var. Malcolm X hapishanede Müslüman olmuştu. Rap sanatçısı Yousef Black’in kulaklarına ise sokağa atıldığı aylarda erişti, Hira’dan yükselen ayetler.

Dünyabizim.com’dan Salome, Yousef Black ile bir söyleşi yapmış. O söyleşide Black, Müslüman oluşunun hikâyesini şöyle anlatıyor:

“Pek kilise ile ilgili değildim, ailem Baptist ve Metodistlerdi, ama benim inancım yoktu pek... Oralarda bir yerlerde bir şeylerin olduğunu biliyordum, ama kanıta ihtiyacım vardı. O yüzden değişik dinleri araştırdım ve gençken birçoğunu denedim. Sonra annem hastalandı ve artık bana bakamadı. Bir akıl hastanesine yatırıldı ve ben anneannemin yanına verildim... Sürekli amca, hâlâ, teyzelerimin arasında gidip geldim, ta ki bir gün teyzelerimden biri beni sokağa attı ve yaklaşık üç ay için evsiz kaldım. (...) Bana iyi davrananlar sadece Müslüman ailelerdi. Amerikalı olan çok dostum yoktu sahiden, O yüzden annemle (eve) geri dönüp üniversiteye gittiğim zaman tüm oda arkadaşlarım Müslümancılar. (...) ... mahalledeki bir kafeye gittim ve bir kaç arkadaşı gördüm, camiye gideceklerdi ve istersem onlara katılmamı söylediler. Ben de gittim ve gördüklerimden etkilendim. Herhangi bir baskı da yoktu. İmamla konuştum ve o gece Kelime-i Şahadet getirdim. Yaklaşık beş sene oldu.

Ama şimdi geri baktığımda biliyorum ki her şeyin bir nedeni vardı. Evsiz kaldığımda ve teyzemle sorunlarım olduğunda... İntihara kalkıştım ve ölmem gerekiyordu, ama Allah izin vermedi, o yüzden biliyorum ki burada olmamın bir nedeni var. “

Joseph, Yussef, Yousuf. Kara Yusuf! Bir açıdan ne kadar uzak ve yabancı, birçok açıdan ise ne kadar tanıdık ve yakınımızda...

Taraf
 
Logged

Ali İhsan Çiçek
Aliçerçili
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 404


« Yanıtla #34 : 12 Aralık 2008, 22:00:23 »

Eline sağlık Mehmet kardeş bu güzel yazıların devamını araştırıp bizlerle
paylaşman dileğiyle
Logged
Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #35 : 18 Ocak 2009, 22:06:51 »



                  Kilise satın alıp cami yaptılar

 
Haber Tarihi:  18 Ocak 2009

Norveç'te yaşayan Türkler, Protestanların kullandığı 50 yıllık kiliseyi 700 bin euroya satın alıp camiye çevirdiler.


Türklerin yoğun olarak yaşadığı Norveç'in Drammen kentinde bulunan Protestan kilisesi geçen yıl Türkler tarafından 700 bin euroya satın alındı. Norveç Protestanlarının 1960 yılında kilise olarak inşa ettikleri binayı alan Türkler, restore ettirerek camiye dönüştürdüler.

‘SATILIKTI BİZ ALDIK’

Drammen ve Çevresi Türk İnanç Cemiyeti Derneği Başkanı Orhan Al, "Kiliseyi satmak istiyorlardı, bizim de camiye gereksinimiz vardı ve aldık. Bizler de binayı ibadet amacıyla kullanacağımız için Norveçlilerden tepki görmedik. Camide minare eksik. Ancak belediyeye müracaat ettiğimizde bunun için de izin alabiliriz" dedi.

Merkez Camisi'nde Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı bir imam görev yapıyor. Cami, geçen Ramazan ayından beri ibadete açık. Resmi açılış ise 1 Şubat'ta Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu tarafından yapılacak. Bardakoğlu, 30 Ocak'ta da İsveç'in başkenti Stockholm'de Fittja'daki caminin açılışını yapacak.
 
bugün
Logged

Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #36 : 26 Ocak 2009, 22:22:52 »

   
     

 
Amerika içerden Müslüman oluyor

26 Ocak 2009 Pazartesi : 07:27

DÜNYA
ABD'de esen değişim rüzgarları aslında çok daha 'içerden' esiyor. Yolu hapishaneye düşen yüzlerce ABD'li' içerden' Müslüman olarak çıkıyor. İşte bu konunun ayrıntıları:
 
 
 
Obama'nın başa gelmesiyle birlikte ABD'de esen değişim rüzgarları aslında çok güçlü olarak başka bir yerde, çok daha 'içerden' esiyor. Yolu hapishaneye düşen yüzlerce ABD'li' içerden' Müslüman olarak çıkıyor. ABD'de Pensilvanya eyaletinde State College'de SCI Huntingdon'da 5 yıldır mahkumlara imamlık yapan ve bu sürede 59 kişinin İslam'ı seçmesine vesile olan Bilgin Erdoğan, '2400 kişinin kaldığı hapishanede her dört kişiden biri Müslüman' diyerek durumu özetliyor. Erdoğan, hapishanede İslamiyet'ten sonra hayatını baştan aşağı değişen mahkumların çıktıktan sonra da ailelerinin İslam'ı seçmesine vesile olduğunu dile getiriyor.

Din danışmanlığı yapıyorsunuz. İçerde neler oluyor? Amerika'da en fazla Müslüman olma oranı hapishanelerde oluyor. Amerikan hapishanelerinde (örneğin Pensilvanya'da) her dört kişiden biri Müslüman. Sürekli Müslüman oranı artıyor. İçerde Müslüman olma oranı çok yüksek. İnsan için hayatında en mühim iş insan isimli çiçekle islam isimli yağmuru birbirine kavuşturmak. Rabbim nasip etti 59 kişinin İslam'ı seçmesine vesile oldum. Yaklaşık beş yıldır bu işi yapıyorum ve çalıştığım kurumda 600'e yakın Müslüman var. Bunlardan 400 kadarı Ramazanda oruç tuttu.

Nasıl bir hizmet sunuyorsunuz? Cuma namazlarını kıldırıyorum ve hutbe okuyorum. Hücre ziyaretleri yapıyor, sıkıntılarını paylaşıyorum. İslamla ilgili sorularını cevaplıyorum. Yakınları vefat ettiği zaman psikolojik destek veriyorum. Akide, Kur'an ve hadis dersleri yapıyoruz.

Neler anlatıyorsunuz? Onları tekrar topluma kazandırmaya çalışıyorum. Çoğu yetim ve öksüz. Allah Resulu ile o noktadaki kader benzerliklerine atıfta bulunuyorum.Yüreklerine merhamet kazımaya çalışıyorum. Tekrar eski suçlarına geri dönmemeleri için dinden referansla terapi yapıyorum. Ailelere çocuklarına sahip çıkmaları noktasında yardımcı olmaya çalışıyorum. Bir mahkum vardı yaşlıca. Hapishaneye girdikten sonra Müslüman olmuş. Eşi ve yedi çocuğu var. Önce eşi sonra çocukları ve torunları Müslüman oldu. Yani hapishanede Müslüman olmasından sonra 49 kişiye vesile olmuş.

Dinle ilgili neler merak ediliyor? İçerde oldukça bilgili insanlar var. Hiç cami görmemiş de olsalar herşeye aşinalar. Din onları diri tutan temel gerçek. Yani yüzlerce soru geliyor. Namaz, mezhep, tarih yani dinle ilgili herşeyi merak ediyorlar.

Neden içerde İslam'ı seçiyorlar? İslam gercekten fıtrat dini. İslam'ın mesajı cazip geliyor ve içerde vicdanlarıyla başbaşa kalan insanlar bu mesajı algılama imkanı buluyorlar. Bu insanlar tutsak da olsa dışardaki toplum zindanına nazaran ruhen daha özgürler çünkü vicdanın sesi olan İslam'ı kabul ettiklerinde onlara karışan ilişen dışardaki hayata göre daha az. İslamın pratik din olması onları cezbediyor. Mesela bir mahkumun bundan 22 yıl önce hidayete ermesine vesile olan şey karşı hücresindeki mahkumun kıldığı namaz. Önce tartışıyor, İncil'den örnekler veriyor ama bir gün arkadaşını namaz kılarken görüyor ve yüreği o an on ikiden vuruluyor.

Müslümanlığı seçenlerin hayatlarında neler değişiyor? Hayatlarında çok şey değişmeye başlıyor. Ama tıpkı güneş doğduğunda nasıl hemen ısıtmazsa Müslüman olunca da onun ahlakının hemen insanı kuşatması mümkün değil. Güneşin ısısı gibi yavaş yavaş insanı sıcaklığı sarıyor.

11 Eylül saldırısıyla ABD'de İslam etkilendi. Peki Obama'nın başkan seçilmesi nasıl etkiledi? İçerdeki mahkumlar genelde Afro Amerikan ve oy verebiliyor olsalardı kesinlikle Obama'ya oy verirlerdi. Birçok Müslüman cezaevinde Obama'nın kazanması için dua etti. Müslüman ve Afrika kökenli bir aileden gelmesinden dolayı mahkumların ona karşı bir sempatisi var. Tabii bir de önceki hükümetten duyulan rahatsızlık da Obama'ya yakınlık duyulmasında etkili.

Cezevindeki Müslümanların sayısındaki artış ABD hükümetini rahatsız ediyor mu? Bir mahkumun yıllık masrafı devlete yaklaşık 30 bin dolar. Yani yılda 35 kişiyi şayet Allah korkusu ile eski suçlarına dönmekten vazgeçirirsem bunun devlete katkısı bir milyon dolar.Yani devlet bir milyon dolar harcamamış olacak. Müslümanlığı seçen mahkumlar yeni yaşantılarından dolayı cezaevine dönmek istemiyor. Cezaevinde de yaşantıları değişiyor. İçerde teheccüd namazı kılan onlarca insan var. On günde bir hatim yapanlar bile var.

Dışardaki kadınlar içerdeki mahkumlarla evleniyor

Amerika hapishanelerinde bayan ve erkek ilişkileri çok enteresan. Dışarda özgür bayanlar içerdeki mahkum beyleri tercih edebiliyorlar hatta bazı mahkumlarla duygusal birliktelik yaşayabiliyorlar. Çünkü bana göre dışarda daha büyük bir zindan var. Zira içerde olan kişi duygusal olarak o kişiyi daha fazla tatmin edebiliyor. Ona sayfalarca mektup ve şiir yazabiliyor. İnsanlar ruhlarındaki açığı doldurmak istiyor.

YÖNETİM DİNE SAYGILI

Öte yandan cezaevi yönetimi Müslümanlara karşı çok saygılı davranıyorlar. Mesela geçen Ramazan 400 mahkum oruç tuttu ve yönetim sahurluk paketi hazırladı. Hapishane şartlarında mahkumlar oruç tutuyorlar dönmeyen dilleriyle Kur'an okuyup, Arapça çalışıyorlar.

Cezaevi Günlüğü

'Bugün bir mahkum ofisime geldi. Uzun süredir İslam'ı araştırdığını söyledi. Kısa bir zaman sonra çıkacakmış ve başka bir hayata başlayacakmış. İsmi William Burgess idi. Hayatını değiştireceği için önce isminden başlamak istedi. Esma-üI Hüsna'dan Sabur ismini beğenmiş. Çünkü 24 senedir içerideymiş. Şimdi 47 yaşında. 23 yaşında gece soygunundan dolayı içeri girmiş, uyuşturucu falan satmış. Şehadet getirdi ve Afro-Amerikan bir kardeşimiz daha katıldı İslam ailesine. Siyah tenli bir yürek daha aydınladi. Onun yüreği şimdi bizden daha aydınlık.'

Yeni Şafak
 
 
Logged

Burak Koçak
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: MEMILER
Mesaj Sayısı: 52



« Yanıtla #37 : 29 Ocak 2009, 14:14:59 »

bu değişmelere bir katkımız olmasın mı islamiyetin gelişmesine bir katkımız olsun bu katkı biz gençlere düşüyor islamiyeti yaymak uğruna ölen insanları düşünerek onları ibret alarak islamı doğru yaşayalım Vesselam
Logged
Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #38 : 19 Şubat 2009, 10:17:51 »



Mevlana ile ışığa geldiler...7 turist seyahat için Konya’ya geldi. Mevlana’dan etkilenen turistler Müslüman oldu...

Konya'ya, Mevlana'yı tanımak amacıyla gelen ABD, İsviçre, İtalya, İsveç ve Meksikalı 7 turist insanlığın kurtuluşunun İslam'da olduğu belirterek Müslümanlığı seçti...

ABD, İsviçre, İtalya, İsveç ve Meksikalı 7 turist seyahat için Konya’ya geldi. Mevlana’dan etkilenen turistler Müslüman oldu. Sufi müziği albümleri hazırlayan bir müzik firması da turistlerin Mevlana ile Müslümanlığa attığı adımı ‘Işığa Gelenler’ adı altında belgesel film haline getirdi.

Felsefesi İslam'ın kendisi

İsviçreli Peter Cunz: Konya'ya ilk kez öğrencilik yıllarımda geldim. İsviçre'ye döndüğümde aklım burada kaldı ve geri döndüm. Mevlana’yı ve İslam’ı araştırdım. Mevlana'nın felsefesi İslam'ın kendisidir.

Mevlana aşığıyım

İsviçreli Anna Regard Cunz: Mevlana aşığıyım. Hristiyanlık'ta bulamadığım bazı sorularımın cevaplarını İslam'da buldum. Mevlana'yı anlamak, İslam'la şereflenmek çok güzel.

Işığa kavuştum

İsveçli Elizabeth Gubelman: Sema izlerken kendimi diğer işlerden soyutlayarak apayrı bir dünyada buldum. Mevlana ile İslam'ı tanıdım. Konya'ya gelişim sevinç, dönüşüm hüzündür.

Kurtuluşun sırrı

Meksikalı Federiko Stocktan: Mevlana'nın yolu bizi İslam'a ve güzelliğe götürdü. Mevlana'nın hayat felsefesi insanlığın kurtuluşudur. Zulümlerden, savaşlardan böyle kurtuluruz.

Mutluluk burada

ABD'li Sher Gamard: 7 yıl önce eşim Müslüman olunca İslam'ı ve Mevlana’yı araştırdım. İnsanların mutluluğu, İslam'ın emirleri, Hz. Muhammed'in sözleri ve Mevlana felsefesindedir.

Umutsuzluk yok

İsviçreli Brigitte Schlappi: Mevlana'yı anladıkça ferahladığımı hissettim. Mevlanalar, Yunuslar, 'tüm insanları sevin' diyor. Yaradan'ı seven insana dünyada umutsuzluk yoktur.

Mıknatıs gibi

İtalyan Monica Belli: Mevlana sevgisi mıknatıs gibi çekiyor. İslam'ı farklı biliyordum ama Mevlana’nın eserlerini okudukça düşüncelerim değişti. Mevlana, İslam'ı anlatmak için anahtar.

İlginç proje 3 yılda tamamlandı

Belgeseli hazırlayan müzik firmasının sahibi Hikmet Çetiner şunları söyledi: Belgeselde farklı ülkelerde yaşayan insanların Mevlana'yı ve felsefesini duyarak Konya'ya gelişleri, burada yaptıkları araştırmalar ve yaşadıkları bazı manevi olayların ardından İslamiyet'i seçmeleri anlatılıyor.

3 yıl gibi uzun bir çalışmanın ardından hazırladığımız bu belgesel Türkçe anlatımlı ve İngilizce alt yazılı olarak yapıldı. Belgeseli DVD formatında hazırladık. Müslüman olan bu kişiler kendi ülkelerinde İslam'ı anlatıyorlar ve insanların kafasında oluşan farklı İslam anlayışını değiştirmeye çalışıyorlar."


Bügün
Logged

Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #39 : 04 Mart 2009, 10:54:57 »



                  Ünlü rapçi Müslüman oldu


Dünyaca ünlü ABD'li rap şarkıcısı Snoop Dogg Müslüman oldu.

Daha önce bu yöndeki iddiaları yanıtlamayan Snopp, geçtiğimiz hafta Chicago'da gerçekleşen "İslam Ulusu Topluluğu Kurtarıcılar Günü Toplantısı"na katıldı ve İslam dinini seçtiğini açıkladı. AP'de yer alan habere göre ABD'li siyahi Müslüman liderlerden Vaiz Farrakhan'ın konferanslarından çok etkilendiğini belirten ünlü rapçi, "Farrakhan'ın bir konuşmasını dinlediğinizde kendinizi onun aynasında görüyorsunuz. Bir şeyleri düzeltmek için neler yapabileceğinizi görüyorsunuz" dedi.
04.Mart.2009 10:23:48

samanyolu
Logged

Karalar
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321



WWW
« Yanıtla #40 : 04 Mart 2009, 11:04:38 »

eski bir hayrani olarak cok mutlu oldum  Kahkaha ama gorsel medyada gormedim haberini hic.cunku kendisi cok meshur.
Logged
Karalar
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321



WWW
« Yanıtla #41 : 04 Mart 2009, 11:08:16 »

bu yazimi yazdiktan sonra , arastirdim evet gercekten Islami kabul etmis. hayirli ugurlu olsun  Kahkaha .Mehmet abi paylasim icin sukranlar.
Logged
Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #42 : 14 Ocak 2010, 11:27:28 »


             

                               Amerika'nın konuştuğu Müslüman...

14 Ocak 2010 Perşembe : 00:12 DÜNYA

ABD'de Müslüman bir taksi şoförü, arabasında unutulan ve içinde 21,000 ABD doları olan cüzdanı büyük uğraşlar sonucu sahibine ulaştırınca kahraman ilan edildi.

AMERİKA, pek de alışkın olmadığı bir olay yaşadı.

ABD'nin Newyork kentinde Müslüman bir taksi şoförü örnek hareketi ile taktir topladı.

Manhattan'da yılbaşı akşamı içinde tam 21,000 ABD doları olan cüzdanını takside unutan İtalyan Felicia Lettieri için durum ümitsizdi. Fakat beklenen olmadı. Taksi şoförü Mukul Asaduzzaman, cüzdanda bulduğu adresten yola çıkarak, içinde 21,000 ABD doları olan cüzdanı sahibine ulaştırdı. Dürüstlüğü ile taktir toplayan Asadüzzaman ise kendisine verilmek istenen teşekkür hediyelerinin hiçbirini kabul etmedi. Asadüzzaman'ın, bayandan tek isteği "kendisi için dua etmesi" oldu.

İŞTE O MÜSLÜMAN ŞOFÖR>>>

VİDEO İÇİN TIKLA>>> http://www.moralhaber.net/haber_detay.php?haber_id=72251

Moral haber
Logged

Sayfa: « 1 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!