26 Temmuz 2026, 23:19:45 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: Padişahın İşe Ne  (Okunma Sayısı 2327 defa)
Ramazan Oğuz
Yönetici
*****
Offline Offline

Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 905



WWW
« : 30 Ağustos 2006, 18:50:36 »

PADİŞAHIN İŞİ NE
*********************

• Sultan Murat Han o gün bir hoş tur. Telaşeli görünür sanki bir şeyler söylemek
ister sonra vazgeçer Neşeli deseniz değil , üzüntülü deseniz hiç değil.
• Veziriazam Siyavuş Paşa sorar:
• Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var?
**************
• Akşam garip bir rüya gördüm
• Hayırdır İnşallah?
• Hayır mı şer mi öğreneceğiz.
• Nasıl yani?
• Hazırlan dışarı çıkıyoruz.
******************
• Ve iki molla kılığında çıkarlar yola görünen o ki, padişah hala gördüğü rüyanın
tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner
vefa’ya, zeyrekten aşağılara salınır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına
daha dikkatli bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar
sorarlar;
*******************
• Kimdir bu?
• Ahali: - Aman hocam hiç bulaşma der.
• Ayyaşın meyhusun bir işte……….
• -Nereden biliyorsunuz?
• -Müsaade et de bilelim yanı. Kırk yıllık komşumuz… Bir başkası tafsilata girer;
• -Biliyor musunuz, der aslında iyi sanatkardır.Azaplar çarşısında çalışır. Nalının hasını yapar… Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine…Hele yaşlının biri çok öfkelidir.
• -İsterseniz komşulara sorun der. Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?..... Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada!..........
****************
• Tam vezir toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu;
• -Nereye?
• -Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.
• -Millet bu çeker gider kimseye bir şey diyemem…. Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek.
• -iyi ya saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden.
• -olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
• -peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
• -Mollalığa devam……Naaşı kaldırmalıyız en azından
********************
• -Aman efendim, nasıl kaldırırız?
• -Basbayağı kaldırırız işte.
• -Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var tekfini, telkini…
• -Merak etme ben beceririm.
• Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.
• -Şurada bir mahalle mescidi var ama…..
• -olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?
• -Ne bileyim Ayasofya’dan, Süleymaniye’den, en azından Fatih Camii’nden…….
• -Ayasofya ile Süleymaniye de devlet erkanı çoktur.
• Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii’ni iyi dedin.
********************
• Hadi yüklenelim..ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşuşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa.. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü sakilere benzemez. Hem manalı bir tebessüm okunur
dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza… Meçhul nalıncıyı kefenler,
tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha….. Bir ara vezir
sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.
************************
• -Sultanım der. Yanlış yapıyoruz galiba…
• -Nasıl yani?...
• -Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadık buraya getirdik cenazeyi, Kim bilir belki hanımı vardır. Belki yetimleri?...
• -Doğru öyle ya neyse…. Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim. Vezir cüzüne tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur.
*********************
• Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir.
• -Hakkını helal et evladım der, Belli ki çok yorulmuşsun.
• Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar…. Ağlar mı? Hayır. Ama
gözleri kısılır, hatıralara dalar belki.
• Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından…
• -Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir…..
• Bizim efendi bir alemdi vesselam.. Akşamlara kadar nalın yapar.. Ama birinin elinde
şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi
helaya……..
• -Niye?
• -Ümmeti Muhammed içmesin diye….
• -Hayret….
• -Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi.
• Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi.
• Öyleyse şimdi dinlenmeniz gerek….. O çeker gider, ben menkibeler anlatırdım onlara
Mızraklı ilmihal. Hucceti İslam okurdum…..
******************
• -Bak sen Millet ne sanıyor halbuki…
• -Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş o hep uzak mescitlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki derdi. Tekbir alırken kabeyi görmeli……
• -Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?
• -İşte bu yüzden Nişancı’ya, sofular’a uzanırdı ya….
• Hatta bir gün; Bakasın efendi dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek inan cenazen kalacak ortada…
• -Doğru öyle ya?.....
• -Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye, Ama ben üsteledim iş mezarla bitiyor mu dedim. Seni kim yıkasın kim kaldırsın?
• - Peki o ne dedi?
• -Önce uzun uzun güldü, sonra;
******************
• - Allah büyüktür hatun dedi.
• HEM PADİŞAHIN İŞİ NE?

Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!