26 Temmuz 2026, 19:13:13 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuyumcu  (Okunma Sayısı 3319 defa)
Sabiha Oğuz
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 283


« : 21 Kasım 2010, 13:06:52 »

KUYUMCU

   Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.

İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.

İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.

Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."

En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."

Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."

  Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

    Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..

Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.

Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"

Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir.

Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve o değerini bilenin yanında kıymetlidir."

Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.

 Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

Logged
Ayşe Gür Teke
Yönetici Yardımcısı
*****
Offline Offline

Sülale: Dervişler..
Mesaj Sayısı: 1262


« Yanıtla #1 : 20 Kasım 2011, 21:29:23 »

MESELE KUYUMCUYU BULMAKTIR.....
Emegine  saglık Sabiha hanım...okudukça insanın ibret alacagı bir hikaye...
Logged

Güven tek kullanımlıktır
Esmahan Oğuz Erdal
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 139



« Yanıtla #2 : 18 Eylül 2012, 23:11:39 »

Avrupa'da bir Müslüman abdest alırken,
yanına bir Yahudi yaklaşır ve ona şöyle der :

" Siz pis Müslümanlar kirli ayaklarınızı; ellerimizi
yüzümüzü yıkadığımız temiz yerlere koyuyorsunuz ."

Müslüman : " Peki söyle bakalım sen günde kaç
defa yüzünü yıkıyorsun."

Yahudi şaşırır ama cevap verir:
"Sabahları bir kez bazen ıhtıyaç olursa iki defa."

Müslüman Avrupalı :
Biz Müslümanlar günde ayağımızı 5 defa yıkıyoruz,
Şimdi söyle bakalım hangisi daha temiz,
Senin yüzünmü yoksa benim ayaklarım mı ?
Logged

‎- Okuyarak anlayamazsın hiçbir zaman "Hayat" denen o defteri.. Kaybedince anlar insanoğlu elinde tuttuğu o Kıymeti..!
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!