|
Ayşe Gür Teke
|
 |
« : 14 Kasım 2008, 14:46:42 » |
|
Birgün şeytan Firavun'un yatak odasının kapısını hızlı hızlı vurmaya başlamış. Firavun da, bu densiz kapı vuruştan rahatsız olarak, "Kim o?" diye bağırmış. Şeytan, Firavun'a, "Sen in*sanlara hem, 'Ben sizin en yüce rabbinizim.' diyor, tanrılık iddia ediyorsun, hem de daha kapının arkasında kimin olduğunu bile bilmi*yorsun, bu nasıl tanrılık böyle?" diyerek dalga geçmiş.
Şeytan birgün elinde büyük bir ip yumağı ile gidiyormuş. Adamın birisi, "Sen bu iplerle ne yapıyorsun?" diye sormuş. Şeytan, "İnsanları bağlayıp, istediğim yere götürüyorum." demiş. O adam, "Peki haydi beni bağla ve peşinden sürükle bakalım!" demiş. Şeytan, "Şu anda bir iş peşindeyim, istersen beraber gidelim. Onu bitirince ben sana nasıl bağladığımı göstererek merakını gideririm. Yalnız şimdilik, düş peşime." demiş. Şeytana kanan adam, onun arkasına takılmış. O dere senin, bu tepe benim akşama kadar şeytanın peşinde dolaşmış. Sonunda canı sıkılınca: "Yeter be... Bağlayacaksan bağla da nasıl peşinden sürüklüyorsun görelim." demiş. Şeytan o hınzır gülüşüyle adama demiş ki: "A koca ahmak, ben sana hiç ip bağlamadan bu kadar peşimden sürükledim. Bir de boynuna ip geçirmek için niye zahmet edeyim ki?"
Hakikaten dikkat ediyorum, en çok şeytanın peşinden koşanların en çok şeytanı İnkâr eden İnsanlar olduğunu görüyorum.
|