26 Temmuz 2026, 20:29:07 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: neydik ne olduk  (Okunma Sayısı 7227 defa)
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« : 20 Aralık 2006, 19:55:50 »

Ne İdik, Ne Olduk

Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik.
Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."

İtibarlıydık: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.

Temizdik: Yere bile tükürmezdik. Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: "Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."

Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için, saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.

Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: "Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar, arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."

Medeni idik: İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."

Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: "Haksızlık, murabahacılık [aşırı kâr koyma, tefecilik], inhisarcılık [tekelcilik] ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan, çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."

Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr. Brayer, 1830'ların İstanbul'unu getiriyor önümüze: "Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür."

Ubicini, Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez."

Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize: "İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi, nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."

Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir."

Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.

Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın:
"Türklerdeki iyilik duygusu, hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise, bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)

Hayırseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin, yolculara, bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum."

Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor: "Fakat şunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler."

Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı Avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati, hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..."

"Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam: "Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e, bir gün, yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: 'Allah'ın rızasını tahsile [kazanmaya] yarar.'"

Ne dersiniz? Galiba, geçmişimizden uzaklaşmak, bize çok pahalıya patladı.

İşte sorulmaya değer ve cevaplanması elzem olan soru: "Bizde, o zaman var olup da bugün olmayan nedir? Nasıl kaybettik? Nasıl buluruz?"

Logged
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #1 : 20 Aralık 2006, 19:59:05 »

Güzel Türkçe nasıl katlediliyor?

 Bu haberi mutlaka okuyun ve birazcık düşünün!!!
Her geçen gün Türkçe'nin biraz daha yozlaştırıldığını görüyoruz. Dilimizdeki yabancı kökenli sözcüklerin istilası artarak sürüyor. Aşağıda yıllar içinde Türkçe'de nasıl bozulmalar olduğunu gösteren çarpıcı bir metin var!
 
 

Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."

Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim,heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."

Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonrakendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."

Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni..Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim..Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."

Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben,baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar
yu yavrum?'"

Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi  yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"

Logged
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #2 : 20 Aralık 2006, 20:00:12 »

Yil 2050 .

AB Komisyonu Baskani odasinda otururken, yardimcisi iceriye heyecanla
girer:
-Efendim, Turkiye tum isteklerimizi yerine getirdi. Onlari AB'ye alacak
miyiz?

AB Baskani:
-Yok canim, henuz olmaz. Git, duyur, Tum Turkiye Ingilizce konusacak,
Turkce'yi yasakliyorum.
-Efendim onu 5 sene once yaptilar. Hatirlamiyor musunuz?
-O zaman soyle Kibrisi versinler..
-Efendim onu da 40 sene once verdiler zaten...
-O zaman soyle guneydoguya ozerklik versinler.
-Aman efendim, Turkiyede guneydogu mu kaldi, 2020'de bagimsiz devlet oldu ya
orasi zaten.
-O zaman soyle (sozde)ermeni soykirimini tanisinlar.
-Efendim, sadece ermeni degil, Pontus, Yunan, Bulgar, Rus, Ukrayna,
Moldova soykirimini bile tanidilar,

hatta Canakkale savasindan dolayi Ingiliz, Avustralya, Yeni Zelanda
soykirimini bile tanıdılar ya.. nasil unuttunuz.
-Hmm. O zaman soyle, kokorec
yasaklansin.
-Aman efendim, onu yemeyi 2007'te biraktilar.
-Isa askina, ya ne bileyim? Kinayi yasaklayin, yakamasinlar.
-Ooooo. Beyefendi.Onu da coktan biraktilar.
AB Baskani dusunup tasinir ve;
-EEEE...DAGITIN O ZAMAN AVRUPA BIRLIGI'NI..
Logged
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #3 : 20 Aralık 2006, 20:07:22 »

Yemekten hemen sonra yapılmayacak 7 şey.

Yemek yemekten sonra ne yaptığınız sağlığınız için çok önemli. Uzmanlara göre yemek yedikten sonra yapılması sakıncalı olan şeyler zamanla sağlık problemlerine neden oluyor...



Yürümeyin:

İnsanlar çoğu zaman, yemeklerden sonra 100 adım yürümek 99 yaşına kadar yaşamanızı sağlar derler.
Gerçekte bu doğru değildir. Yürümek sindirim siteminin aldığımız gıdalardan besinlerin emilimini engeller.

Hemen uyumayın:

Aldığımız gıdalar yeterince sindirilemez. Bu durum bağırsağımızda gastrit ve enfeksiyona önderlik eder.

   
 

Banyo yapmayın:

Banyo yapmak ellerdeki, bacaklardaki ve vücuttaki kan akışını hızlandırır, böylece mide çevresindeki kan miktarı bu durumda azalır. Bu da midemizin sindirim sistemini zayıflatır.
 

Hemen meyve yemeyin:

Yemeklerin peşinden yenen meyveler midenin havayla davul gibi şişmesine neden olur.

Çay içmeyin:

Zira çay yaprakları yoğun asit içerir. Bu madde tükettiğimiz gıdalardaki proteinin hazmını zorlaştırıyor.

Kemerinizi gevşetmeyin:

Yemekten sonra kemeri gevşetmek kolaylıkla bağırsak düğümlenmesine ve tıkanmasına neden olur.
 
 

Sigara içmeyin: Uzmanlarca yapılan deneyler, yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın 10 sigaraya eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır. (Kanser olma riski daha yüksek.)
 
Logged
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #4 : 20 Aralık 2006, 22:32:07 »

Türklere özgü hastalıklar

1-Kardan adama tekme atma veya bozmaya çalışma hastalığı,

2-Yeni atılmış betona basma ve isim yazma hastalığı,

3-Gazete ve dergilerdeki resimlere sakal, bıyık ve gözlük yapma hastalığı,

4-En iyi arabayı ben kullanıyorum zannetme hastalığı,

5-Kar topunun içine buz veya taş koyma hastalığı,

6-Cep telefonu kullanımının yasak olduğu ortamlarda illede görüşme yapma hastalığı,

7-Belediyenin duraklara koyduğu saatlerin yelkovan ve akrebini sökme hastalığı,

8-Kumsalda Deve güreşi yapma hastalığı,

9-Şahin model arabayı, Doğan görünümlü yapma hastalığı,

10-Ağaçlara ve parktaki banklara kalp ve isim baş harfi kazıma hastaligi,

11-Derslerini çalışıp sınıfını geçenleri inek sanma hastalığı,

12-Mesleğimizdeki ünvanımızı ingilizce olarak söyleme hastalığı,

13-Tiki olan insanların tikleri ile uğraşma hastalığı,

14-İskambil kağıtlarından kule yapan birinin kulesini bozmaya çalisma hastalığı,

15-Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşma hastalığı,

16-Reklam için duvarlara veya panolara yapıştırılan afişleri yırtma
hastalığı,

17-Tuvalet duvarlarını defter sanma hastalığı,

18-Otobüs duraklarına "Ateşli sevişirim beni ara" yazma hastalığı,

19-Trafikte bizi geçen bir aracı mutlaka yakalayıp onu geçmeyi ilke sayma rahatsızlığı,

20-Sinyal verir vermez şerit degiştirip, kazaya sebebiyet verdiğimizde sinyal verdik görmüyon mu deme hastalığı,

21-Ara yollardan ana yola çıkacak araca yol vermeme hastalığı,

22-Ünlü birini gördüğümüzde, ne kadar yakınımızda olursa olsun, ona el sallama hastalığı,

23-Ünlü birini gördüğümüzde onunla fotoğraf çektirip çok samimiyiz havası verme hastalığı,

24-Yaşamadığımız bir deneyimi yada olayı yaşamış gibi anlatıp ona kendimizi inandirma hastalığı,

25-Otobüs durağa yanaştığında illede ön kapıdan inmeye çalışma hastalığı,

26-Otobüs koltuklarını yırtma ve üzerlerine acayip acayip yazılar yazma hastalığı,

27-Minibüs şoförüyseniz beğenmeseniz bile mutlaka kral fm dinleme
hastalığı,

28-Trafikte kirmizi isikta dururken, yesil isik yanar yanmaz kornaya basma hastaligi,

29-Trafikte kirmizi isikta dururken burun karistirma hastaligi,

30-Kimsenin herhangi bir konu hakkinda bilgisi olmadigini anladigimiz anda o konu hakkinda atip tutma hastaligi,

31-Elektrik,su,dogalgaz,vergi,trafik cezasi vb.. faturalari son gününde ödeme hastaligi,

32-Kar yagdiginda eve bolca ekmek alma hastaligi,

33-Grup halinde bir meydana konan güvercinlerin üzerine kosup onlari kaçirmaya çalisma hastaligi,

34-Evli olanlarin bekarlara sakin ha evlenme demesi hastaligi,

35-Ayni filme giden insanlarin filmden çiktiktan sonra filmi birbirlerine anlatmalari hastaligi,

36-18 yasina geldigi gün bara gitme hastaligi,

37-Eline silah geçen birinin hemen o silahla saka yapma ihtiyaci duymasi hastaligi,

38-Arabayla yolda giderken tanidik birini görünce arabayi sakadan onun üzerine dogru sürme hastaligi,

39-Takim elbise giyince elini cebe sokma hastaligi,

40-Tuttugu takim galip gelince havaya silah atma hastaligi,

41-Meslek arkadaslarina mesleki sakalar yapma hastaligi..

42-Şehirler arası yollardaki levhaları hedef tahtası olarak kullanıp
tabanca ile kevgire çevirme hastalığı
Logged
Karalar
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321



WWW
« Yanıtla #5 : 23 Aralık 2006, 20:45:29 »

Avrupa toplulugu ile ilgili olan yazi supermis
Logged
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #6 : 24 Aralık 2006, 00:13:51 »

sagolasin sonerciğim!

her şaka da da bir gerçek payı var da yukardakiler anlamıyor!:)
sevgiler
Logged
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #7 : 24 Aralık 2006, 00:22:44 »

Fransa hakkında özlü sözler!


Arkamda bir Fransiz ordusu olacagina, karsimda bir Alman ordusunun olmasini tercih ederim."
General George S. Patton

"Yaninizda Fransa ile savasa gitmek, akordeonla geyik avina gitmeye benzer."
General Norman Schwarzkopf

"Iki türlü tepki verebiliriz. Ya bir Fransiz gibi ya da bir sey yaparak."
Marge Simpson (Cizgi karakter)

"Fransa ilgileniyorsa haklisiniz."
Rush Limbaugh (Amerikali unlu Talk Show sunucusu)

"Fransa'nin, bizim savasa girmemizi destekledigi tek an Alman ordusunun Paris'te kahve içtigi andir".
Regis Philbin (Amerikali unlu Talk Show sunucusu)

"Fransizlarin Irak'ta Saddam Hüseyin'e karsi bize yardim etmemelerine kizmayin. Onlar Hitler'i Fransa'dan atmamiza da yardim etmemislerdi"
Jay Leno (Amerikali unlu Talk Show sunucusu)

"Fransizlarin içinde yer almayacagi bir Dünya Savasi, 2. Dünya Savasi'na benzer."
Anonim

"Nazilerden daha çok Big Mac ve Disney World ile savasan bir ulustan daha ne beklenir ki!"
Dennis Miller (Amerikali komedyen)

"Fransa'nin yazi da, kisi da yoktur. Ahlaki da yoktur. Bunlarin disinda sahane bir ülkedir. Ve genelde fahiseler tarafindan yönetilir."
Mark Twain

"Fransa'nin tümünü ele geçirmek Almanlarin üç gününü almisti. Çünkü yagmur nedeniyle ilerlemek zor oluyordu."
John Xereas

İşte bunlar sözde ermeni soykırımını tanıyorlar!!!!
hakan boran(antalyada sıradan bir adam)
Logged
Karalar
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321



WWW
« Yanıtla #8 : 17 Ocak 2007, 02:18:16 »

yok baba anliyorlar ama sistem bolee Allah sonumuzu hayir etsin. kim derki avrupa toplulugu bas vuru dilekcesini geri aliyoruz (hukumet olarak) o zaman bayram edecem.
Logged
Hakan Boran
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: tunçalp
Mesaj Sayısı: 124



« Yanıtla #9 : 18 Ocak 2007, 00:06:51 »

aynen katılıyorum .bu kadar dilencilik yeter.zaten biz girene kadar avrupa birliği diye bir şey kalmicak.
ya bu arada hoş güzel de sen beni oyunlarda niye geciyorsun sonerciğim.bütün emeklerimi bir günde silip atıyorsun ya:) ;)eskiden atalay gecerdi(en azindan gecmeye calişirdi:)şimdi sen!!!!!!! ayıp oluyor ama ha! Kahkaha
selamlar!
Logged
Karalar
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321



WWW
« Yanıtla #10 : 19 Ocak 2007, 10:16:02 »

dogru ya zaten onlar gecersin gecemezssin dedigi icin oynuyorum bak bizim furkanda benim rekorlara goz dikmis kirip duruyor neyse bol sans.
Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!