21 Eylül 2026, 00:46:24 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ey gönül  (Okunma Sayısı 2945 defa)
Reşat ( Hüseyin Oğuz)
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 192



« : 23 Mayıs 2008, 23:03:59 »

         Ey gönül

   Ey gönül, hayat sürprizlerle doludur. Kimi zaman saadeti kaybetmenin hasretiyle kavrulurken, kimi zaman da ummadığın bir saadetin tebessümüyle sürur bulursun. Çektiğin ıstıraplar, elemler ve tarifsiz kederlere sabretmenin ateşiyle pişer, bir zaman sonra o ateşte lezzet bulursunun.

   Bu yüzden ey gönül, ateşten korkma! Sabrın sineleri yakan o lahuti ateşinde piş ki, lezzet bulasın. İşte ey gönül, çoğu bela ve musibetlerin değişmez kaderimiz olması, bütün çabalarımıza rağmen korku ve endişenin o müziç çemberi içinde sabra mahkûm edilişimiz, bu diyarda hep böyle mahzun kalışımız hep bundan: Güneş yakacak, meyveler sabırla olgunlaşacak...

    Tohum toprağın derinliklerinde sabra mahkûm; sen dünya denen şu çileler, elemler, ayrılıklar, hasretler yurdunda... Tohum, bir müddet toprağın karanlıklarında kalmaya tahammül edecek. Çürüyecek; çürürken, canını toprağa katarken sabredecek, sabrın acısına katlanacak, sonra filiz verecek, hasretini çektiği gün ışığına kavuşacak, bir ağaç olacak, gökyüzünü kucaklayacak.

Sen de öylesin ey gönül!
   Sen de korkunun, endişelerin, elemlerin zindanında kalmaya tahammül et. Acılara katlanmanın, nice nimetlere hasret yaşamanın ateşinde pişecek, lezzet bulacaksın. Hayat bulmak, hayat vermek için...

   Ey gönül, acılara sabret. Çünkü onlar seni kahretmek için değil; sınamak, terbiye etmek, kemale erdirmek için gelirler; Hem de geçicidirler, ebediyen kalmayacaklar. İmana ve ümide sarıl. Bil ki hiçbir gece ebedi değil; her karanlığın sonunda bir fecir saklı.
Logged
Reşat ( Hüseyin Oğuz)
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 192



« Yanıtla #1 : 24 Mayıs 2008, 00:22:47 »

Güzel ve  güzel olduğu kadar anlamlı bir hikâye...

'Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.
Telefondaki ses annesine aitti.
Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?
Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu.
Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi
misiniz?' dedi.
Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.
Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarında
konuşabilirdik' diyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.

Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' diyince annesi
'30 sene önce sen de beni bu
saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun'
Dedi.
Hakkı hakkı ile anlamamız ve sahibine ona göre davranmamız umudu ile.
Logged
Oktay Demirtaş
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Hafızoğlu(meyre)
Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #2 : 24 Mayıs 2008, 01:03:03 »

 Çok güzel bir hikaye Reşat ağabey paylaşım için teşekkürler,annelerimizin kıymetini bir daha bilelim.
Logged

Aşk davaya benzer,acı çekmek de şahide,şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!