Oktay Demirtaş
Aliçerçili
Offline
Sülale: Hafızoğlu(meyre)
Mesaj Sayısı: 128
|
 |
« Yanıtla #15 : 10 Temmuz 2008, 19:55:17 » |
|
Yoldaki Dikenler Adamın biri herkesin gelip geçtiği işlek yolun üzerine diken ekmişti.Bu yolu kullananlar,bu durumdan sıkıntı çekmeye başladılar.Gelip geçerken ayakları kanıyor,elbiseleri paramparça oluyordu.Diken eken adama defalarca: -Bu dikenleri buradan sök,dediler. Adam,bu istekleri dikkate almadı. -Bugün sökerim,yarın sökerim diyerek insanları oyaladı.Durumdan şikayetçi olanlar,sonunda adamı valiye şikayet ettiler. Vali,adama dikenleri hemen sökmesini emretti.Adam valiye de ‘’bugün,yarın sökerim’’ diyerek oyaladı.Dikenler ise her gün biraz daha kökleşmekteydi.Vali adama en sonunda: -Acele hareket et,dedi.Bilmiyorsun ki gün geçtikçe dikenler daha da kökleşiyorlar.Sense her gün biraz daha yaşlanıyor ve gücünü yitiriyorsun. Adam bu uyarı üzerine,bir süre sonra dikenleri sökmek istedi ama başaramadı.Vali haklı çıkmıştı.Dikenler sökülemeyecek kadar kökleşmişti.Vali bilgili biriydi: -İşte kötü huylar da böyledir.Zamanında terke edilmezse dikenler gibi kökleşirler ama onları içinizden söküp atamazsınız,dedi.
|
|
|
|
|
Logged
|
Aşk davaya benzer,acı çekmek de şahide,şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
|
|
|
Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #16 : 08 Kasım 2008, 22:41:57 » |
|
'Beni Konya'ya gömün' 8 Kasım 2008 A.A Mevlana hayranı olan ve Müslüman olduktan sonra Konya'ya gömülmek istediğini vasiyet eden Fransız Profesör Eva De Vitray Meyerovitch'in mezarının Şeb-i Arus törenlerine kadar Konya'ya taşınacağı bildirildi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, yaptığı yazılı açıklamada, 1998 yılında Konya'da katıldığı bir konferansta, “Beni öldükten sonra Konya'da Mevlana'nın gölgesine defnedin” diyen Meyerovitch'in vasiyetinin gerçekleştirileceğini belirtti.
Meyerovitch'in, Konya ile manevi bağ kurmuş Batılı bir bilim kadını olduğunu ifade eden Akyürek açıklamasında, Meyerovitch'in mezarının 17 Aralık'ta Konya'ya getirilip Üçler Mezarlığı'na defnedileceğini bildirdi.
Başkan Akyürek, Meyerovitch'in Mevlana ile ilgili çok sayıda eser yazdığını ve Konya ile derin bağlar kurduğunu vurgulayarak, açıklamasında şunlara yer verdi: “Meyerovitch, Konya'da birkaç kez konferanslara katılmış ve vefatı durumunda Konya'da Mevlana'nın yakınına gömülmek istediğini vasiyet etmiş. Ama vefatından sonra çeşitli nedenlerle bu gerçekleşmemiş. Belediye olarak üniversitedeki hocalarımızla birlikte Meyerovitch'in Paris'teki ailesi ile temas kurduk. Oğlu da Meyerovitch'in mezarının Konya'ya taşınmasını kabul etti. Her iki ülkenin Dışişleri Bakanlıkları ile vasiyetin yerine getirilmesi ve bayan Meyerovitch'in Mevlana çevresine gömülmesi için belli bir noktaya geldik. Şeb-i Arus törenlerine kadar bunu gerçekleştirmek istiyoruz.”
“MEZARIN NAKLİ, MEVLANA'NIN ÜLKELER ÜSTÜ MESAJININ SOMUT ESERİ OLACAK”
Meyerovitch'in mezarının Konya'da defnedilmesinin farklı bir manaya da hizmet edeceğine dikkat çeken Akyürek, Meyerovitch'in mezarının Konya'ya taşınmasının, Mevlana'nın ülkeler üstü mesajının da somut eseri olacağını belirtti.
Açıklamada, Fransız aristokrat ailesinden gelen 1909 doğumlu Meyerovitch'in, hukuk ve felsefe eğitim aldıktan sonra çalışmalarını edebiyat, felsefe ve tasavvuf konuları üzerinde yoğunlaştırdığı, dünyanın birçok ülkesindeki üniversitelerde dersler ve konferanslar verdiği kaydedildi.
Fransa'nın dünya çapında önemli bilim ve araştırma kurumu “İlmi Araştırmalar Merkezi”'nin yöneticilerinden Prof. Dr. Eva de Vitray Meyerovitch (1909-1999) Mevlana çevrileri ve hakkında yazdığı eserlerle tanınıyor. Mesnevi'nin tamamını Fransızcaya çeviren Meyerovitch, sonradan “Havva” ismini alarak Müslüman oldu.
Konuyu hangi baslik altida yazacagim konusunda kararsiz kaldim hazir onumuzdeki ay Seb-i Arus torenleri ve Mevlana haftasi var simdiden baslayalim hazirliklara .
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044
|
 |
« Yanıtla #17 : 22 Kasım 2008, 16:10:47 » |
|
"Ben yaşadıkça Kur'an'ın kulu,kölesiyim Ben,o temiz,pak Muhammed'in yolunun toprağıyım Bir kimse,benim bu sözümden başka bir şey naklederse Onu söyleyenden de,o sözden de bizarım..."
Mevlana Celaleddin-i Rumi
***
Timaş yayınlarından
Tam metin
Mesnev-i şerif
Mütercim Sadeleştiren
Süleyman Nahifi Amil Çelebioğlu
Bir aya yakındır okuyorum,ancak 1.ci cildi henüz tamamladım.
Sadeleşmiş hali, "sade yağ" gibi akıcı,iz bırakıcı,kıssalarla,
Ayet,Hadis kaynaklı harikalar diyarlarına götürüyor.
Tabii ki okursanız,tavsiye olunur,bu fakir tarafından acizane olarak efendim...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 16:13:11 Gönderen: Ali Rıza Özaslan »
|
Logged
|
Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
|
|
|
Ali İhsan Çiçek
Aliçerçili
Offline
Mesaj Sayısı: 404
|
 |
« Yanıtla #18 : 22 Kasım 2008, 23:28:44 » |
|
Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma! Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma! Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma! Eğer hiç kimseden sana kötülük gelmesini istemiyorsan; kötü söyleyici, kötü öğretici, kötü düşünceli olma! Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun. İşte o sevinç cennetin ta kendisidir. Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun. İşte bu dert de cehennemin ta kendisidir. Dostlarını andığın vakit gönül bahçen çiçek açar, gül ve fesleğenlerle dolar. Düşmanları andığın vakit, gönül bahçen, dikenler ve yılanlarla dolar; canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir. Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar. Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol. İyi dostu olanın aynaya gereksinimi yoktur. Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol Şefkat ve merhamette güneş gibi ol Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol Tevazu ve alçakgönüllükte toprak gibi ol Hoşgörülülükte deniz gibi ol Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol Her gün bir yerden göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş Dünle beraber gitti cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. Gel, gel, gel, ne olursan ol yine gel! İster kâfir, ister putperest, ister mecusi ol, gel Bizim dergâhımız Ümitsizlik dergâhı değildir. Yüzbin kere tövbeni bozmuş olsan da Yine gel… Mümkün mü bu, olsun ruhumuz ilgisiz? Sen bende ve ben sende doğar, gizleniriz. Sen ben deyişim anlatabilmek için, Sen ben aramızda yok ki gerçekte biriz. Her ne istiyorsan kendinde ara! Senin canının içinde bir can var, o canı ara! Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara! Eğer yürüyen dervişi arıyorsan; ONU SENDEN DIŞARIDA DEĞİL, KENDİ NEFSİNDE ARA!
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044
|
 |
« Yanıtla #19 : 31 Ocak 2009, 09:45:13 » |
|
M E S N E V İ H A K K I N D A
Mesnevi klasik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım türüne Mesnevi adı verilmiştir. Uzun sürecek konular veya hikayeler şiir yoluyla anlatılmak istendiğinde, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevi türü tercih edilirdi.
Mesnevi her ne kadar klasik doğu şiirinin bir türü ise de, "Mesnevi" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevi'si" gelmektedir.
Mevlâna Mesnevi'yi Hüsameddin Çelebi'nin isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre, Mevlâna, Mesnevi beyitlerini Meram'da gezerken, oturuken, yürürken, hatta semâ ederken söylermiş. Çelebi Hüsameddin de yazarmış.
Mesnevi'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunulan en eski Mesnevi nüshasına göre beyit sayısı 25618 dir.
Mesnevi'nin Vezni: Fâ i lâ tün - fâ i lâ tün - fâ i lün 'dür.
Mevlâna 6 ciltlik Mesnevi'sinde tasavvufi fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.
Kaynak Kültür Bakanlığı
|
|
|
|
|
Logged
|
Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
|
|
|
Sabiha Oğuz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 283
|
 |
« Yanıtla #20 : 12 Şubat 2009, 08:02:17 » |
|
Pişmişin halinden ankar mı ham,
Söz az ve öz gerektir vesselam. Mevlana
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044
|
 |
« Yanıtla #21 : 11 Mart 2009, 13:34:33 » |
|
Mevlana Hazretleri, bir gün medresesinde ders verirken talebelerine:
“Allah (Celle celaluhu) Kur’an-ı Mecid’inde:
''En çirkin ses eşeğin sesidir” Buyuruyor
“O kadar hayvanın içerisinden eşeğin seçilmesinin hikmeti nedir?” diye sordu
Talebeleri, bu meselenin açıklamasını kendisinden rica ettiler
Mevlana:
“Her hayvanın kendisine mahsus bir zikri, tesbihi, iniltisi vardır
Mesela devenin böğürtüsü, aslanın kükremesi, av hayvanlarının inlemesi, sineklerin vızıltısı, arıların uğultusu onların zikirleridir
İnsanların tesbihi zikri olduğu gibi gökteki meleklerin de vardır
Halbuki biçare eşek sadece iki vakitte anırır:
Birisi, cinsi yakınlık istediğinde, diğeri acıktığında
Demek ki eşek, şehvetinin ve boğazının esiridir
Gönlünde Allah’a ait bir dava, bir sevda bulunmayan, sadece midesini ve şehvetini düşünen birisinin sesi, katında eşek sesi gibidir veya daha aşağıdır”
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
|
|
|
|