Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« : 19 Mart 2008, 00:47:24 » |
|
Bu gece Mevlid Kandili   Allah'ın Rahmeti bereketi inananların Üzerine olsun kadilimiz Mubarek olsun
Peygamber efendimizin doğum günü olarak kutlanan Mevlid Kandili için Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu açıklama yaptı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Mevlid Kandili'nin Hazreti Muhammed'in sunduğu bütün değerleri ve yol gösterici öğütlerini anlama ve bu anlayışla yaşama ve yenilenme zamanı olduğunu belirtti.
Bardakoğlu, "O'nu (Hazreti Muhammed) sevmek ve örnek almak, yalın bir taklit ve sünnetinin belirli şekillere hapsedilmesi değil, sünnetinin ve siretinin bütün yönleriyle tanınması, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrının güncelleştirilerek hayatımıza yansıtılması, güzel ahlakının ve öğretilerinin davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapılmasıdır" dedi.
Bardakoğlu, yarın kutlanacak Mevlid Kandili nedeniyle yayınladığı mesajda, "Milletin ve bütün İslam aleminin her yıl yeni bir heyecanla Allah'ın bütün insanlığa rahmet elçisi olarak gönderdiği ve peygamberler zincirinin son halkası olan Hazreti Muhammed'in getirmiş olduğu ilahi mesajı anlama, ortaya koymuş olduğu eşsiz örnek ahlakını özümseme, O'na duyulan engin ve içten sevgiyi gönüllerden sözlere ve toplumsal bilince aktarma düşüncesiyle asırlardır O'nun dünyaya gelişinin Mevlid Kandili olarak kutlanmaktadır" dedi.
Hazreti Muhammed'i en iyi biçimde tanıtan Kuran'ın, onun hayatını "yaşanabilir en güzel model" olarak takdim ettiğini ve kendisinin örnek alınmasını istediğini vurgulayan Bardakoğlu, "O, "bizim içimizden bize gelmiş' (Tevbe, 9/128) ve "alemlere rahmet olarak' (Enbiya, 21/107) gönderilmiş bir elçidir. "İçimizden biri' olması, O'nun örnek olmasının imkanına işaret içindir. Ancak unutulmamalıdır ki, örnek almak için örnek alınacak şeyin doğru anlaşılması gerekir. Doğru bilgi olmadan anlamaktan söz edilemez" dedi. Bardakoğlu şunları kaydetti:
"Onu sevmek ve örnek almak, yalın bir taklit ve sünnetinin belirli şekillere hapsedilmesi değil, sünnetinin ve sbütün yönleriyle tanınması, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrının güncelleştirilerek hayatımıza yansıtılması, güzel ahlâkının ve öğretilerinin davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapılmasıdır. O Rahmet Peygamberi, "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız' buyurarak birbirimizi sevmeyi imanın bir gereği olarak ifade etmiş, sevgi ve imanı toplumsal barışın temel direği yapmıştır."
Bardakoğlu, Mevlid Kandili'nin, "Hazreti Peygamber'in sunduğu bütün değerleri ve yol gösterici öğütlerini anlama ve bu anlayışla yaşama ve yenilenme zamanı" olduğunu ifade ederek, bu değerleri fark etmek ve onları bir davranış bilincine ve yaşanan bir hayat haline getirebilmenin, dindarlığın temel hedefi olması gerektiğini belirtti.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 19 Mart 2008, 00:51:46 Gönderen: Mehmet Sayın »
|
Logged
|
|
|
|
|
Abdulkadir
|
 |
« Yanıtla #1 : 19 Mart 2008, 08:38:48 » |
|
Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.
Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.
O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.
İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.
Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.
O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)
Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda, - "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu. - "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler. Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum! "Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.
Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar: "Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler. Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi. Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi. Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler. Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,
"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.
Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.
"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)
Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..
Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."
Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)
Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:
"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."
Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:
"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin Çok alâmetler belürdi gelmedin"
Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.
Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.
Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)
Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.
Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.
Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.
Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.
Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)
İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz. Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.
Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.
Kaynaklar: (1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60. (2)A.g.e, 1:162-163. (3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102. (4)A.g.e., 1:102. (5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102. (6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Öksüz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Bozkırlı
Mesaj Sayısı: 217
|
 |
« Yanıtla #2 : 19 Mart 2008, 10:26:13 » |
|
Hû diye Hû diye diye
Bize Efendimiz Hz. Muhammed’i (S.a.v.) gönderen, tanıtan ve sevdiren Rabbimize şükürler olsun. Ey Yüce Yaratıcı; Sana ne kadar şükretsek ve Seni ne kadar zikretsek azdır. Tüm zikirler Sana’dır. Sen her şeye Kadirsin ve her şeyin üstündesin. Subhanallahi ve bihamdihi, Subhanallahil Azim. Efendimiz ve zikir * Peygamber efendimiz'e (s.a.v); İşlerden hangisi faziletlidir? Diye sordular. Buyurdu ki; "Öldüğü zaman dilinin, Allah-u Teala’nın zikri ile yaş olmasıdır." (Beyhaki) Bugün'ün Hürmetine Rabbimiz Allah tüm inanaları bagışlasın Kandilimiz mubarek olsun
|
|
|
|
|
Logged
|
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür... Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür... Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür... Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür... Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Gandhi
|
|
|
Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #3 : 19 Mart 2008, 14:10:08 » |
|
Butun koylulerimin ve Islam aleminin mubarek Mevlid kandilini kutlarim , Dualarimizin kabulu dilekleri ile..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
Ramazan Oğuz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 30
|
 |
« Yanıtla #5 : 19 Mart 2008, 19:51:14 » |
|
Tüm hemşerilerimin mübarek Mevlid kandilini kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Furkan Kavalci
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 161
|
 |
« Yanıtla #6 : 19 Mart 2008, 20:36:46 » |
|
Mevlid kandilinizi kutlar dualarinizin kabulunu dilerim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Ayşe Gür Teke
|
 |
« Yanıtla #7 : 19 Mart 2008, 21:05:07 » |
|
Mukaddes Şekil Asiller içinde asil soy; İbrahim Rasule varan boy...
Ne zaif,ne toplu,tam nisbet...
Ortadayken uzuna yakın boy.
Benzi de hem beyaz,hem esmer...
Saçından siyahlık nur emer.
Dudaklar bir şiir,kıvrımdan;
Burnunda çok hafif bir kemer.
Ya gözler?Madeni siyahın;
Sakalsa,bestesi gümrahın.
Düşün ki,ilahi aşka denk,
Çizdiği o çehre Allah'ın.
Dişleri yontulmuş ahenkten;
Diş diş nur,diş diş nur,hevenkten.
Ne desin çizgiler ve renkler?...
O bir ruh,çizgiden ve renkten...
Teninin ipekti dokusu;
Yoktu hiç buruşmak korkusu.
Eller ki,değdiği her yerde,
Kalırdı günlerce kokusu.
Sahabi diyor ki:''Ona dik
Baktıkça her defa göz eğdik.
Görünüş,Onda tüm değildi;
Yanardık Onu tüm göreydik.''
N.FAZIL KISAKÜREK
Kandiliniz mübarek olsun. Duanızda beni de unutmayın inşallah:)
|
|
|
|
|
Logged
|
Güven tek kullanımlıktır
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #8 : 19 Mart 2008, 21:58:31 » |
|
Bir Sevgili
Kelimeler anlatır mı Aşk-ı Muhammedi. Nabi yazdı, Medine Ezan diye dinledi. Süleyman mevlidi gönüllere nakşetti. Ben yazabilir miyim Ey Sevgili?
Gerçekte adımlayamadım bastığın yerleri. Mekke, Medine olmadan açılır mı kalbim İstanbul’da Eyüp, Üsküdar ayak izleri Bursa, Konya, Kayseri hep sevgilinin şehirleri.
Ey Nebi sevenlerinin gül kokuyor elleri Hadim’de yükseklerde öptüm o güzel erleri Huzurdu, muhabbetti farklıydı dilleri Kadiri, Nakşi, Halveti, Mevlevi; hepsi Sevgili
Göremedim , gören gözleri gördüm, gönülleri Dizilmiş yoluna aşkında erimişleri Mevlana dedi; Aşk her asrın muallimi Türkü, Kürdü, Arap’ı, Acemi; hepsi Muhammedi
Yanında olmak isterdim bir Ali Dizlerinin dibinde, kanatlarının altında bir Hüseyni Biliyorum, bugün yanında olanlar Halili Her zaman kazanacak Aşk-ı Muhammedi Bir güneş gibi üzerimize doğdun Ey sevgili
Belki rüyama gelir sevgili Nebi Heyecanla sıçrarım delerim gökleri Bir dakika hazırlanın ev sahipleri İşte geliyor Ümmetin Peygamberi
Rüyaya gerek var mı ki İşte şimdi coşturuyor gönülleri Ben biliyorum kendi aczimi İstiyorum bir hücrem olsun Sevgili
Önümü aydınlatan hep O’nun sözleri “Her birinizin her bir eklemi Ve kemiği için bir sadaka gerekli Sadakadır her tespih ve hamdi
Sadakadır kötülüğü engel, tavsiye iyiliği Kuşluk vakti iki rekat namaz karşılar her şeyi Ebu Zer ulaştırdı İslam’ın Mesih’i Zühd, takva ve kanaat sahibi, işte bir gönül Eri
Bizler yolcuyuz, kendimizi bileli Ben yazmadım , yazdırdı gönül eri Varın siz düşünün derinliği Yunusu , Şemsi tüm kainatın velisi Cümle alemin tek sevgilisi Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)
Hüseyin Savaş
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 19 Mart 2008, 22:14:34 Gönderen: Mehmet Sayın »
|
Logged
|
|
|
|
Sabiha Oğuz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 283
|
 |
« Yanıtla #9 : 20 Mart 2008, 00:16:48 » |
|
Mevlid Kandilinizi kutlar. Yüce Allah'tan hayırlara vesile olmasını dilerim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #10 : 20 Mart 2008, 10:52:42 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Sabiha Oğuz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 283
|
 |
« Yanıtla #11 : 25 Şubat 2010, 10:06:39 » |
|
Mevlid Kandilinizi kutlar. Yüce Allah'tan hayırlara vesile olmasını dilerim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #12 : 25 Şubat 2010, 15:22:52 » |
|
Göklerde Ahmed, yerde Muhammed (sav.)
25 Şubat 2010 Perşembe : 15:26 DİN VE AHLÂK O, gökler, yer, arş, kürsî, cennet ve cehennem yaratılmadan üç yüz yirmi dört bin sene önce Allah’ın, kendi nurundan bir parça alıp o nurdan ruhunu yarattığı ve ...
Moralhaber.net yazarı Emine Fikriye'nin yazısı... O, kâinat için asıl olandı. O, gökler, yer, arş, kürsî, cennet ve cehennem yaratılmadan üç yüz yirmi dört bin sene önce Allah’ın, kendi nurundan bir parça alıp o nurdan ruhunu yarattığı ve ezelden sevgili diye isimlendirdiğiydi.
O, başına hidayet, boynununa alçak gönüllük, gözüne hayâ, alnına yakîn, ağzına sabır, diline doğruluk, yanağına muhabbet, göğsüne nasihat, kalbine vera, içine zâhitlik, dizlerine korku, ayaklarına istikamet yerleştirilendi.
O, hilm ve güzel ahlakla süslenendi.
O, kalbine merhamet doldurulan,
O, şefkatle terbiye edilen,
O, ikramla yüceltilendi.
O, başına yakin tacı konulan,
hidayet cübbesi giydirilendi.
O, yakîn ağacının üstünde kırk bin sene Allah’ı tesbih edendi.
O, hakkın yarattığı nurdan kandil içinde, Allah’ın her bir ismi için bin yıl tesbihte bulunandı.
Rahman ismine geldiği zaman Allah’ın rahmet nazarına mahzar olandı.
Rabb’ın nazarı karşısında döktüğü hayâ terlerinin her bir damlasından, peygamberlerden birinin ruhunun yaratıldığı nurdur O.
Kahhâr ismine ulaşınca, haşmet - i ilahiyeden dolayı mümin ve kâfirlerin sayılarınca ter döken,
döktüğü terlerden evliyaların, müminlerin ve kâfirlerin ruhları yaratılandır O.
Risalet vazifesiyle seçkin kılınandır O.
Kendisine bakılınca Kuran’ı Kerim, Kuran’ı Kerim’e bakılınca kendisi görülendir O.
O, insanlara kurtuluş vesilesi olan idi.
Hz. Adem toprak ile su arasındayken o nebi idi.
Adı göklerde Ahmed, yerde Muhammed (sav) idi...
Kaynak kitap: Aziz Mahmut Hüdai Hulasatü’l - Ahbar
moral haber
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 25 Şubat 2010, 16:53:19 Gönderen: Mehmet Sayın »
|
Logged
|
|
|
|
Ali İhsan Çiçek
Aliçerçili
Offline
Mesaj Sayısı: 404
|
 |
« Yanıtla #13 : 25 Şubat 2010, 18:58:25 » |
|
Mübarek Mevlid kandilinizi kutlar, herşeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim.
Kandiliniz mübarek olsun
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044
|
 |
« Yanıtla #14 : 25 Şubat 2010, 19:01:16 » |
|
Toprağım Mübarek İnsanları,
Mübarek Kandilleriniz Olsun...
|
|
|
|
|
Logged
|
Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
|
|
|
|