10 Haziran 2026, 11:33:20 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: « 1 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: İSTANBUL'LU OLMAK!  (Okunma Sayısı 13120 defa)
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044



WWW
« Yanıtla #15 : 08 Aralık 2008, 10:13:03 »

Yokluk ve bolluk
 
Günlük yaşamımda hiç kimse tarafından sevilmediğimi hissediyorum. Bulunduğum topluluklarda insanlar benimle ilgilenmiyorlar, varlığımla yokluğum fark edilmiyor. Farkıma varanlar ise bana önem vermiyor, basit işlerde kullanmaya kalkıyorlar.

Yıllardan beri çalışıyorum. İşe birlikte başladığımız arkadaşların çoğu benden ilerde. Takdir edilmediğimi ve hakkımın yenildiğini düşünüyorum. Çevremde bana ilgi gösteren, sevgiyle karşılayan, gülümseyerek bakan insanlara hasret kaldım.

Bir eksiğim daha var ki, artık ondan umudu tümüyle kestim. 50 yaşını aştım ve hâlâ yapayalnız yaşıyorum” dedi. Hanımefendinin tüm anlattıkları yokluk, ilgisizlik, sevgisizlik, fark edilmemek ve takdir edilmemek gibi olumsuzluklar üzerine idi.


Hiçbir kimse sizinle ilgilenmiyorsa sormak gerekir. Siz başka insanlarla ilgileniyor musunuz? Geçmiş yıllar içinde, gittiğiniz yerleri sizin için sımsıcak yapacak, sizi yalnız bırakmayacak arkadaşlıklar, tanıdık yüzler biriktirdiniz mi?

Bundan önce katıldığınız toplantılarda yalnızlığını paylaştığınız, gülümseyişinizle ısıttığınız, sohbetinizle bir şeyler kattığınız insanlar var mı?

Çevrenizdeki insanları her fırsatta takdir ettiniz mi? Takdirlerinizle onları şevke getirip daha başarılı ve daha güzel işler yapmalarına neden olabildiniz mi? İnsanları büyük, küçük, zengin, fakir, ünlü, ünsüz, güçlü, güçsüz diye ayırmadan teker teker önem verebildiniz mi?

Onları adam yerine koyup karşılıklı saygı içeren ilişkiler kurabildiniz mi? Birlikte çalıştığınız insanların ilerleyebilmesi için destek oldunuz mu, yollarını, ufuklarını açtınız mı, onları öne itekleyebildiniz mi?

Eğer eksiklik ve yokluk duygusu içinde olursanız yaşamınız eksiklik ve yokluk içinde geçer. İnsanların sizden esirgediğini düşündüğünüz her şey en bol ve hudutsuz bir biçimde sizde de vardır. Siz başkalarına vermediğiniz sürece başkalarından şikâyete hakkınız yoktur.

Siz içinizdeki bolluğu fark edip cömertçe başka insanlara akıtırsanız çevreniz bollukla dolar. Siz gülümserseniz etrafınız da size gülümser.

Siz takdir ederseniz çevrenizdeki insanlar da sizi takdir eder. Siz ilgi gösterir, sever, sayar, önem verirseniz; ilgi, sevgi, saygı görür ve önemsenirsiniz.

Almayı beklemeyiniz, hemen vermeye başlayınız. Beklediğiniz her şey bolluk içinde size akacaktır.

Bayramlar paylaşıldıkça anlam kazanır...

İnal Aydınoğlu gazete kadıköy aralık 2008
 
Logged

Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044



WWW
« Yanıtla #16 : 11 Ocak 2009, 09:36:20 »

Metrobüsün Kadıköy seferleri Şubat'ta başlıyor
Yoğun trafikte bile 1,5 kilometrelik Boğaz Köprüsü'nün 4 veya 5 dakikada geçmesi planlanıyor.

10.01.2009 12:18
 
Metrobüsün Söğütlüçeşme seferleri önümüzdeki ay başlıyor. Metrobüsler trafik ne kadar yoğun olursa olsun Boğaz Köprüsü'nü 4-5 dakikada geçecek.

Vatan Gazetesi'nin haberine göre, Avcılar-Zincirlikuyu arasındaki 29,5 kilometrekarelik güzergahta hizmet veren metrobüsün Kadıköy'e geçişi için çalışmalar aralıksız sürüyor. Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme arasındaki 3. metrobüs hattının Şubat'ta bitirilmesi hedefleniyor.

24 saat durmaksızın 3 vardiya halinde çalışmalar devam eden 11 kilometrelik hatta 9 istasyon bulunacak. Köprü üzerinde sağ şeridi kullanacak olan metrobüslerin 1,5 kilometrelik Boğaz Köprüsü'nü yoğun trafikte bile 4 veya 5 dakikada geçmesi planlanıyor.

Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattının tamamı ise yaklaşık 18 dakika sürecek. Söğütlüçeşme hattıyla birlikte günde ortalama 520 bin kişinin kullandığı metrobüste bu sayının 1 milyona ulaşması bekleniyor.

Metrobüsün 4. etabı Avcılar-Beylikdüzü'nün ise Mayıs'ta bitmesi planlanıyor.

 
Logged

Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044



WWW
« Yanıtla #17 : 07 Nisan 2009, 11:33:22 »

Katre-i Matem'den:

Hafız Çelebi anlatıyordu:

-İstanbul'un her bahçesinde bir lale açar. O, atalarımızın, Tanrı Dağları'ndan sıcak iklimlere göçerken atlarının terkisine koydukları hatıranın ta kendisidir. Mevlânâ Celaleddin'in Mesnevi'sindeki kırmızı neş'esi, bağrındaki simsiyah yanık yarasıyla sanki Türkmen dervişi Yunus Emre'nin bahtsız tebessümüdür.


-Lale bir kimlik, bir ruh şahsiyetidir ki Selçukoğulları ve Osmanoğulları'nın naz ile büyüttükleri taze eda içinde yaşar. Öyle ki Ebülfeth Mehmet Han zamanında Manisa'da serpilip yetişmiş, Kanuni Süleyman Şah asrında İstanbul bahçelerinde süslenip güzelleşmişti.

Yazık ki şimdilerde en renkli elbiselerini Felemenk diyarında kuşanmış bir gelin misali vatanına hasret çekiyor, ağlıyor, belki hıçkırıyor. İçinde siyaha çalan koyu mor bir hüzün saklayan bu çiçek bahçelerde açtığı vakit Felemenk diyarındaki laleler ki onlar bu vatanın evden kaçırılmış kızlarıdır- kimliğini yeniden hatırlayacak.

Ve onlar, taa Sadabat bahçelerindeki mütevazı evlerine dönesiye kadar, her baharda, bu çiçek gibi bir özel çiçeği yetiştirmek için çırpınıp duracağım ben. Tıpkı "Nur-ı adn (Cennet nuru)" adıyla ilk değişik laleyi üreten Ebussuud Efendi gibi, tıpkı sayfa sayfa lale desenlerini boyayıp bir külliyat hazırlayan tabip Mehmed Aşıkî Efendi gibi, tıpkı "Netâyicü'l-Ezhâr (Çiçeklerin Neticeleri)" isimli kitabın yazarı Cerrahpaşa Camii imamı Ahmet Ubeydi oğlu Mehmed Efendi gibi... Ve daha adıyla sanıyla belli iki yüz kadar şükûfeci gibi...



Ve elbette lale Doğuludur, Hıristiyanlık kadar, Musevilik kadar, İslamiyet kadar Doğuludur... Lale utangaçtır, taze bir gelin kadar, iltifat görmüş bir nazenin kadar utangaç... Lale altı yaprağıyla hercayidir, batılar ve kuzeyler kadar, alt veya üstler kadar... Lale sabr u sebatın, ölümden sonra dirilmenin adıdır, ekim mevsiminde ekilip nisan mevsiminde açacak kadar...

Lâlenin serencamı necip Türk milletinin tarihi sayılır; ikisinin de zaman atlasında yaptıkları yolculuklar sanki örtüşmektedir. Türk milleti de tıpkı lâle gibi taşralı olarak nitelendirilmiştir.

Çünkü o kırda, bozkırda yaşar. Ancak bozkırın tahakkümü onun elindedir. Dolayısıyla oranın sultanıdır. Şehre geldiğinde, taşralı olarak nitelendirildiği için kabul görmez ve oradan uzaklaştırılmak istenir. Çünkü şehirde yaşayanlara göre, medeniyetten bihaber olan Türkler buraya yaraşık değillerdir. Tıpkı kırların çiçeği laleleri bahçelerine almayan milletler gibi. Bundan dolayı Avrupalılar Türkleri hep geldiği yere, bozkıra geri göndermek istemişlerdir. Oysa çiçekler içinde lale ne ise milletler içinde Türk odur.

Nasıl ki lâle İslâm'ın remzi olmuşsa, Türkler de İslâm'ı temsil eden bir kimliğe bürünmüştür. Avrupa'da Türk denince İslâm, İslâm denince Türk'ün akla gelmesi işte bundandır.

İskender Pala
07 Nisan 2009, Salı

Logged

Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044



WWW
« Yanıtla #18 : 19 Ekim 2009, 12:39:12 »

Kayış Pınarları hâlâ akıyor
 

Dünyaya Güneş Anadolu’dan doğar”. Bu sözler dünya medeniyetinin çıkış yeri ve kaynağı olduğu için söylenmiştir. Kadıköy, Üsküdar’dan da güneşin doğduğu yeri aradığımızda karşımıza Kayışd Dağ çıkar. Kayış Dağı tepesinden yükselen güneş ve pınarlarından fışkıran enerjinin, Kadıköy’e ve Üsküdar’a asırlardır hayat verdiğini ve insanlık için gerçek değerlerin kaynağı olduğunu görürüz.

Milattan önceki yıllardan beri buralarda kurulan medeniyetlerin kaynağıdır. Biz Türkler de tarihimizi incelediğimizde Orta Asya’dan da Anadolu’ya göçümüzün ana nedeninin su kaynaklarındaki kuraklıklar olduğunu görürürüz. Kesin olan bir gerçek, susuz insanın yaşayamayacağıdır.

Bu su(Kayışdağı suyu), birçok katmaları ile Sultan 3. Ahmet’in sadrazamı Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından Kadıköy’e, Üsküdar’a oradan da Padişahın Kavak-Bağdat ve Şerefabad kasırlarına akıtılmıştır. Bu suyun Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde 3366 numarada kayıtlı, 18.30 metre uzunluğunda kaynağı, terazileri, maksimleri, ızgaraları, katmaları, aktığı yerdeki çeşmeleri, yoldaki maslakları, resimleriyle gösteren bir haritası vardır.

İbrahim Paşa, Üsküdar’ı bu güzel su ile bir “su şehri” haline getirmişti. Padişahın, padişah kadınlarının, prens ve prenseslerin, vezirlerin, zenginlerin, cami yaptıranların 40 kadar çeşmesi bu sudan faydalanmışlardı. Bu harita Miladi 1710 (Hicri1222 ) yılında yapılmıştır. Miladi 1752 (Hicri 1166) yılında Mehmet Paşa da bu suya bazı katmalar sağlamıştır. Bu çok zengin hayat suyu İbrahim Paşa şehit edildikten, Sultan 3. Ahmet tahttan indirildikten sonra kötü bir şekilde kullanılmış, parçalanmalar olmuştur.

Vakıf sular belediyeye geçtikten sonra İbrahim Paşa’nın ve bu suyun adı unutulmuştur. Kayışdağı’ndan Kadıköy’e ve Üsküdar’a kadar birçok yere iyi su veren bu ana müessese harap olmuştur.

Evliya Çelebi, Üsküdar’ın mesirelerini sayarken Kayış Pınar’ın ağaçlar içinde, tatlı tatlı hayat suyu bulunan bir mesire olduğunu söyler ve şöyle der:

“Mesire-i Kayış Pınarı: Dıraht-sitan içre bir ab-ı hayat-ı zulaldir”

Kıymetli tetkikçi Cengiz Yularkıran ve Rüştü Üstün ile 27 Temmuz 1975 Pazar günü otomobille Üsküdar’ın bu eski ve tarihi mesiresini ile suyunu aradık. Osmanlı idari teşkilatında daima Üsküdar’a bağlı olan Kayış Pınar-Kayış Dağı şimdi Maltepe’ye bağlanmıştır. İçerenköy’üne 4 kilometredir. Biz İçerenköy’ünden geçerek gittik.

Kayış Dağı her yerinden iyi vasıflı, güzel sular sızdırıyor. Kayış Pınarı, Dağının eteğinden kaynıyor. Burada yüksekçe bir tarihi set vardır. Yirmi ağacın gölgelediği bu set pınarın üstündedir. Önünde gözün alabileceğine açılan bir düzlük vardır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci padişahı Orhan Gazi Üsküdar önlerine geldiği zaman Türk süvarileri bu dağın arkasına gizlenmiş, Bizans imparatorunun kumanda ettiği askerlerine burada baskın yaparak, kırdırmıştır. Üsküdar’ı hedef yapan ilk Osmanlı zaferi burada kazanılmıştır. Orhan Gazi kayınpederi Bizans imparatoru ile buralarda avlanmıştır.

Burası yalnız Üsküdar’ın değil, İstanbul’un en güzel mesiresiydi. Her tarafından kristalleşmiş dirilik suyu kaynardı. Setin önündeki çeşmelerden halk serbestçe faydalanırdı. Burada padişahların kasırları vardı. Setin üstündeki eski kitabenin yerine 1931 yılı tamirinde yazısız bir mermer konmuştur. Setin solunda bir pul binası bulunuyordu. Buradan doldurulan damacana ve kaplara kurşun mührü vurulurdu.

27 Mayıs 1960 ihtilaline kadar Kadıköy’ün ve Üsküdar’ın içme suyu arabalarla, kamyonlarla buradan alınır, dağıtılırdı. Bu tarihten sonra bu menba başka kaynaklarla birleştirilerek sıhhi boru içine alınmıştır. Mesirenin eski ihtişamından hiçbir eser kalmamıştır. Su utancından yerin dibine geçmiş ve batmış gibidir.

Yere güneş düşürmeyen yaşlı çamların yerini çalılar kaplamıştır. Bu mesirenin çeşmeleri, setti, ağaçları eski günlerinin hasretini çekiyor. 831 sayılı Sular Kanunu gereğince Miladi 1926 (Hicri 1345) yılında bütün vakıf suları gibi Kayış Dağı suyu da Vakıflar İdaresi’nden Şehir Emaneti’ne devredilmişti. Şehir Emini Operatör Dr. Emin Erkul zamanında suyu akıtan borular genişletilerek boşa akan sulardan da faydalanılmıştır.

1934 yılında umuma ve vakfa ait suların işletmesi 2226 sayılı kanunla İstanbul Sular İdaresi’ne devredilmiştir. 1965 yılından başlanarak eski isale (akıtma) hattı çapı 90 milimlik (PVC) borularıyla yenilenmiştir. Asıl su, Kayış Dağı’nın batı ciheti eteklerinden kaynar ve 8 katma ile beslenir. Katmalar şunlardır:

Zeynel Dayı, Ayazma, Hacı Ömer, Fundalık, Meşelik, Kestane, Kandilli Dere, Çoban Çeşmesi. Birleşen sular baş muslukta toplanır. Buradan 60 tonluk Çatakbaşı Deposu’na girer, burada klorlanır.

Çatakbaşı, İçerenköy, Kozyatağı-Acıbadem ve Kadıköy semtindeki 16 halk çeşmesiyle bir cami ve ashab-ı miyahı vardır. Yani 23 yere su vermektedir. Günlük ortalama verimi 250 metreküp kadardır. İdromatik derecesi 2,5’tir. Bu suyun son çeşmesi Acıbadem’dedir.

Nevşehirli İbrahim Paşa’nın haritasında Kayışpınarı’nın yanında kasır, biraz ilerisinde Sultan Çiftliği, biraz ilerisinde Keçi Pınar, Beylik Mandra katmaları görülür. Suyun başındaki büyük bina padişahların av kasrı idi. Şimdi bunlardan hiçbir eser kalmamıştır.

Şükrü YAZIKOZ
(Halil Atamavcı İlköğretim Okulu Müdürü)
Logged

Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044



WWW
« Yanıtla #19 : 03 Şubat 2010, 07:53:46 »

İstanbul,MUHTEŞEM,İstanbul...

PANORAMA 1453 ile daha bir MUHTEŞEM!..

Hazır karne tatili,aldırmayın,kara,tipiye,soğuğa,gapın çocukları,

ısınsınlar,dışarıdaki ayaza inat,

İstanbul yeni feth edilircesine,

yaşasınlar sıcaklıkları,

bam başka ufuklara yelken açsınlar,

Fatih'çesine,Fetih'cesine...

Hemen TOPKAPI'da,her türlü ulaşıma müsait,METROBÜS,TRANVAY,OTOBÜS...

Hemide çok kalabalık yok,rahat,rahat gezebilirsiniz,üşenmezseniz,şöyle bir EMİNÖNÜ'e uzanıp,mideleriniz uzansın meşhur yiyecek BALIK-EKMEK'e...

Mutlu olmazsanız,hesaplar mı,haydi bu fakirden olsun beee,helal ve afiyet
olsun...

Reklam olmasın da, dün bu fakir yiğenleriyle yaşadı,dadı hala damağımızda da.

Hala düşünür müsünüz,karne tatili bitmek üzere,METROBÜS kaçırmayın?
Logged

Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
Ali Rıza Özaslan
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1044



WWW
« Yanıtla #20 : 04 Şubat 2010, 11:43:58 »

İstanbul,MUHTEŞEM,İstanbul...

PANORAMA 1453 ile daha bir MUHTEŞEM!..

Hazır karne tatili,aldırmayın,kara,tipiye,soğuğa,gapın çocukları,

ısınsınlar,dışarıdaki ayaza inat,

İstanbul yeni feth edilircesine,

yaşasınlar sıcaklıkları,

bam başka ufuklara yelken açsınlar,

Fatih'çesine,Fetih'cesine...

Hemen TOPKAPI'da,her türlü ulaşıma müsait,METROBÜS,TRANVAY,OTOBÜS...

Hemide çok kalabalık yok,rahat,rahat gezebilirsiniz,üşenmezseniz,şöyle bir EMİNÖNÜ'e uzanıp,mideleriniz uzansın meşhur yiyecek BALIK-EKMEK'e...

Mutlu olmazsanız,hesaplar mı,haydi bu fakirden olsun beee,helal ve afiyet
olsun...

Reklam olmasın da, dün bu fakir yiğenleriyle yaşadı,dadı hala damağımızda da.

Hala düşünür müsünüz,karne tatili bitmek üzere,METROBÜS kaçırmayın?


Hesabı,lütfen,aaa gelen olmadı mı? Masum
Logged

Kulluğun İdrakinde / Kul Olmadık Mevlaya
Sayfa: « 1 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!