Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #60 : 19 Ekim 2008, 18:17:39 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Ayşe Gür Teke
|
 |
« Yanıtla #61 : 20 Ekim 2008, 09:01:06 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Güven tek kullanımlıktır
|
|
|
Ayşe Gürarslan
Aliçerçili
Offline
Sülale: Iskenderel
Mesaj Sayısı: 365
|
 |
« Yanıtla #62 : 20 Ekim 2008, 13:57:48 » |
|
Mehmet Bey bu olay herhalde Adanada gerçekleşti. Şu anda Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak konu ile ilgili mücadeleler vermekte. Kurban bayramında bile keçi keselim bu görüntülere engel olalım diye az broşür dağıtmadı.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #63 : 20 Ekim 2008, 23:44:46 » |
|
Ayşe hanım keçilerin ormana zarar vermedikleri bilakis ormandaki çıkan yangınlara ve ormanın gençleşmesine faydalı oldugu kanıtlandı
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi. iortas@cu.edu.tr
Keçi Orman İçin Zararlı Değil Yararlı da Olabilir
En önemlisi de orman diplerinin temizlenmemesidir. Orman diplerinin temizlenmemesi ve yapılan ihmaller yangınların hızla yayılmasına neden olmaktadır. Tabii bütün bunlar orman yönetimi açısından önemli stratejilerdir. Uzun zamandır yüksek yapılı bitkilerin kök biyolojisini çalıştığım için ağaca ve ormana ayrı bir ilgi duymaktayım Orman Mühendisleri Marmara Bölgesi Başkanı Prof. Dr. Uçkun Geray ise ilkimin kuraklaşması ile başlayan yangınların arttığını, yangın söndürme ekonomisi uygulanması gerektiğini belirtti. Ancak bütün bu önlemlere rağmen doğanın kendi yöntemleri ve ekolojisine de dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle doğanın ve ekolojinin yasalarından biri de keçinin ekosistemdeki yeridir. Akdeniz bölgesinin orman yangınları bakımından diğer bölgelere göre daha az etkilendiği belirtilmektedir. Yangının nedenini tam olarak bilmiyoruz ancak Akdeniz bölgesinde meydana gelen yangınlar ile birlikte aklıma kıl keçilerinin varlığı gelir.
Keçi Akdeniz Bitki Örtüsü İçin Zararlı mı?
Orman yangınları söz konusu olduğunda konuyu bilen bilim insanları için hep akla keçiler gelir. Genelde keçiler orman için zararlıdır diye suçlu ilan edilir. Hatta bazıları için ormana zarar veriyor gerekçesiyle soyu tükensin diye fetva da verilmektedir. Ancak gerçeğin kendisi öyle değildir. Akdeniz maki bitki topluluğunun olduğu alanlarda belki daha eski olan tarihi kayıtlı bilgi ile MÖ 4000 yıllarından bu yana yaşadığını tahmin ettiğimiz latincesi Capra İngilizceci Ordinary Goat olarak bilinen kıl keçileri doğanın bir parçası olarak varlıklarını günümüze kadar sürdüregelmişlerdir. Bir yandan doğanın bir parçası olan keçilerin doğanın düşmanı ilan etmek doğanın diyalektiğine aykırıdır. Her türlü arazi koşullarına adapte olabilmesi ve manevra yeteneği yüksek olan kıl keçisi genelde düz ovada beslenmek yerine orman ve kayalık alanda beslenmeyi daha çok tercih etmektedir.
Doğaya Saygı, Keçiye Saygı Ormanı Yangından Korur Orman yangınları konusundaki en önemli yönetim, anlayışıma göre dip temizleme işlemidir. Bilindiği gibi keçinin otlandığı makilik Akdeniz ekosisteminde dip temizlemeden dolayı daha az yangın çıktığı da bilinen bir gerçektir.
Ülkemizde Akdeniz havzasında 100 milyon hektarlık alan kaplayan ve Akdeniz iklim tipinin klimaks bitki örtüsü olan makiliklerin varlığını bugüne kadar taşımasında keçilerin varlığı da inkar edilemez. Keçinin hep maki bitki örtüsüne sahip ormanlar üzerinde baskı unsuru olduğu söylenir. Bu nedenle ormanların genç fidanlarını yok ettiği iddia edilir. Evet ormanların genç fidanlarına zarar verdiği doğrudur, ancak keçilerin olduğu ortamda ormanların varlığını günümüze kadar sürdürdüğü de bir başka geçektir. Ancak unutmamak gerekir ki orman yangınlarının neredeyse tamamına yakınının nedeni insan faktörü ve açılan alanların doğaya uygun olmayan baskı, yeni kesim, tarla açma ve kültür ormanı alanlarından kaynaklandığını belirtmek gerekir.
Kontrollü Keçi Otlatılması Yararlıdır Dünya bilim çevrelerinin önerdiği ve bizim orman bakanlığının da kabul ettiği “keçiler ormanların fahri dip temizleyicileri” ifadesi çok anlamlıdır. Keçilerin orman içinde yarattıkları seyreltme olayı ve açtıkları patika yollardan dolayı hem yangın çıkması ve yayılması engellenmiş olmakta hem de yangın çıkması olasılığında iç alanlara ulaşılmasında yarar sağlayan etkisi bulunmaktadır. Kemirgen ve selülozu yüksek bitkileri tercih eden keçiler makiliklerde bir tarafta dipte biriken otları temizlerken diğer taraftan ağaçları üst dallarını 1.5-2 m kadar tırmanarak besinlerini sağlarken doğal olarak ağaçları budayarak yangından korur. Keçinin olmaması durumunda diğer otlar gelişiyor ve yazın kuruyan otlar mercek etkisi yapan cam kırıkları nedeniyle yangına davetiye çıkarılmaktadır.
Özellikle makilikler arasında koridorlar açarak olası yangınları önlemeleri ormancılar tarafından benimsenmektedir. Keçilerin sürgünlerin olduğu dönemin dışında otlatılması bu konuda orman köylülerinin bilinçlendirilmesi ve ormanın sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından önemlidir. Özellikle vurgulanması gereken KONTROLLÜ OTLATMA ve keçi yetiştiricilerinin bilinçlendirilmesi orman yangınlarının önlenmesi ve ormanların doğasına uygun korunması için yapılması yararlı bir işlemdir..
Bilim İnsanları Keçi-Ekosistem-Yangın İlişkisini Araştırmalıdır Kaldı ki yangınlar çoğunlukla rantın yüksek olduğu müdahaleli alanlarda çıkıyor. Yeni veya yenilenen dikim alanları başta olmak üzere ekosistemin taşıyamayacağı ağaçlandırma alanlarında yangının çıktığını söylersek yanlış olmaz.
Maki bitki örtüsü kendi sürdürülebilirliği en yüksek olan bir bitki topluluğu olup yangın çıkması olasılığı daha az olan korumalı bir bitki örtüsüdür. Yarı kurak, uzun süren yaz sıcaklarının bulunduğu coğrafyalarda makinin kendini sürdürmesi başka türlü de açıklanamaz. Söz konusu alanlarda keçinin sistemden çekildiği durumlarda otsu türlerin çoğalması ile yangına hassas hale gelir ve alanların yangınla tahribatı artar. Nihayet bunun en açık örneği ülkemizin Akdeniz Bölgesinde Ege ve diğer bölgelere göre daha az yangın çıkmaktadır. Bu konuda ormancılar, toprak ve ekoloji bilimcilerininin ortak araştırma yapması çok yararlı olacaktır.
Keçi Orman Dostudur Sorun İnsandan Kaynaklanıyor Son yıllarda doğal bitki örtüsüne ve binlerce yıllık adaptasyona rağmen bir üst Klimaks bitki örtüsünün sisteme alınması ile başlayan kültür ormancılığının toprak, besin ve su talebinin fazla olması nedeniyle hem başarılı olmamakta hem de yangına davetiye çıkarılmaktadır. Bu bağlamda Orman Bakanlığına bağlı Ağaçlandırma Genel Müdürlüğünün konuyu yeniden dikkate alarak tek bitki yerine doğaya adapte olmuş bitki türleri zenginliğine dönmesi ve keçi ile maki bitki örtüsünün korunmalı duruma getirilmesi yararlı olacaktır. Bu bağlamda insanın doğaya müdahalesi durdurulmalıdır.
Doğayı kendi haline bırakırsan doğa daha başarılı bir denge içinde yaşamını sürdürecektir. Doğa günümüze kadar aslan ve kaplan gibi geviş getiren hayvanları yiyerek beslenen hayvanlarla dengeyi bozmadığı gibi ağaçların fidanlarını yiyen keçiler de tükenmedi. Doğa kendi dengesini kendisi kurmakta ve ihtiyacı kadarını tüketmektedir. Asıl sorunu gözü doymayan, bir anda binlercesini yok eden insanda aramak gerekir. Doğanın yasalarının bilinmesi doğanın yönetilmesine büyük katkı sunulmasına yardımcı olacaktır. Doğayı bilmeden kulaktan dolma bilgiler ile yola çıkılması durumunda keçiler “günah keçisi” olurlar.
Keçi Sayısını Artıralım, Ormanları Yangından Daha İyi Koruyalım Keçi ile doğanın otlatılması ormanların yangından kurtarılması bakımından önemli bir unsur ocaktır. Onun için Orman Bakanlığının keçi sayısını azaltması değil tam terinse artırması, orman köylüsüne destek çıkması ve koruması önerilmedir. Doğal alanların kontrollü keçi otlatmasına açılması, bölge çiftçisi ve köylülerinin geçim kaynağı olabileceği gibi, sağlıklı süt ve beslenmesi için de yararlı olacaktır. Keçiyi bilmeden düşman ilan etmeyelim, yararlı hayvanın hakkını verelim. İnsan olarak tahrip ettiğimiz, yakıp yıktığımız doğamızın zararını keçiye yüklemekten vazgeçelim. Doğaya ve keçiye saygı, insana ve ormana saygıdan geçer. Keçi ile uğraşmaktan vazgeçelim insanımızı duyarlı ve bilinçli duruma getirecek süreçlere taşımanın yollarını arayalım.
Güzelim ülkemizin doğal kaynaklarını doğru tanıyalım, ekolojimizi iyi koruyalım, sürdürülebilirliğin ilkelerine değer verelim. Ülkemizin eğitimli insanlarının orman yangınları konusunda biraz daha duyarlı olması, çevresini başta sigara izmariti, şişe ve diğer mercek etkisi yaratacak materyalleri ormanlık alana atmamaları konusunda toplumun eğitilmesi ve uyarılması yararlı olacaktır. Hepimiz bu coğrafyanın her yönden yaşanılabilir olmasından sorumluyuz. Küçük çıkarlarımız için değil, güzel geleceğimiz için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirelim.
Not: Daha önce keçi ve erozyon konusunda yazdığım yazımı ilgilenenlerin bilgisine sunuyorum. **********************************
Çukurova’da Keçi ve Erozyon Suçlu keçi mi? İnsan mı?
Prof. Dr. İbrahim Ortaş -Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümü, Adana.
Erozyon Nedir? Çocukluğumda keçi ve oğlak güderek büyüdüm. Hatta annemin sütü yetersiz olduğu için de keçi sütü ile büyütülmüşüm. Bilindiği gibi anne sütüne en yakın süt keçi sütüdür. Onun için keçilere karşı bir sempatim vardır. Ancak keçi ile ormanların zayıflatılması ve erozyon arasında bir bağ kurulduğu için konu bilimsel olarak ilgimi çekmektedir. Onun için konunun açıklığa kavuşması için öncelikle erozyon nedir? Keçi ne kadar erozyonun oluşmasında etkindir? İnsanın rolü ihmal mi ediliyor? Onu açıklayalım.
Erozyon “Toprağın su ve rüzgâr gibi doğal etmenleri ile aşındırılması sonucunda bulunduğu yerden başka yerlere sürüklenmesidir”. Bu işlem gerçekleşince arazinin yüzeyinde bitkilerin besin elementi ve su sağladıkları kısım uzaklaştığı için bitkisel üretim istenilen ölçüde gerçekleşememektedir. Bunun oluşturduğu etkiler maddi ve manevi boyut ile ciddi sorunlar yaratmaktadır. İnsanlık, yanlış toprak ve bitki yönetimi nedeniyle yurtlarından olmuştur. Bunu da en iyi Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türkler biliyor.
Keçi Akdeniz ikliminin bir hayvanı. Ve bu kuşağın hakim bitki örtüsü ise makiliklerdir. Yani kısa boylu bitkilerdir. Keçinin binlerce yıldır bu ekolojide yaşadığı ve bulunduğu doğa ile iç içe mutlu bir şekilde bugüne kadar geldiyse ve erozyona neden olduğu konusunda da ciddi bir verinin olmadığı gerçeğini dikkate alırsak sorun keçi değildir anlayışı ortaya çıkar. Keçi yüzünden Akdeniz makilerinde önemli bir azalma olup olmadığı ciddi araştırmalarla ortaya konmaya muhtaçtır. Tabii siyasiler değil, ormancılar, botanikçiler, peyzaj mimarları, zoologlar ve ziraatçılar tarafından. Sorularının cevabı söylendiği gibi, sorun keçi değil İNSAN.
Günah Keçisi Nedir” Hepimiz “inatçı keçi”, “keçi gibi dağa tırmanan” “keçileri kaçırmak” ve değişik anekdotlar yanında keçinin sütünün ne kadar yarlı olduğunu biliriz. Ancak keçi hakkındaki en eski anekdot ise “günah keçisidir”. Yahudilikte günahlardan arınmanın bir yolunun da Tanrı’ya kurban vermek olduğu; bir keçi alıp çöle saldığımızda onunla günahlarımızdan da arınacağımız (uzaklaşacağımız) gibi bir inanış bulunuyor. Bu keçiye de “günah keçisi” adı veriliyor. O gündür bu gündür herhangi bir olumsuzluk olduğu zaman bir günah keçisi aranır. Sanırım bu gün biz iyi niyetle de olsak erozyonun sorumlusu olarak günah keçisini seçmiş bulunuyoruz (Umarım çevremizde gördüğümüz bunca çirkinliğin sorumlusu da keçi değildir). Kaldı ki doğadaki her canlımım bir birine katkısı var ve mutlaka biyolojik çeşitliliğe değer vermemiz gerekir.
Ayrıca ekolojik bakış açısı ile başta üniversiteliler olarak coğrafyamızdaki bütün gen kaynaklarını korumak ve geliştirmek zorundayız. Aksi takdir de dün yabancı ırk sığırlarda başımıza gelen yarın yabancı ırk keçilerde de gelebilir. Şimdiden gen kaynaklarımıza sahip çıkalım.
Erozyonun Nedeni Keçi mi? Yoksa İnsan mı? Son yılarda sanki erozyona neden olan günah keçisi olarak fatura bizim orman köylüsünün biricik katık kaynağı olan keçilere biçildi. Evet, keçi orman tahribatında önemli bir tehdit. Ancak tek başına bugün erozyonun nedeni keçi değildir. En azından şunu biliyoruz ki keçinin olmadığı bazı ekosistemlerde de yoğun erozyon yaşanıyor. Sonra keçinin orman için faydası da vardır. Keçi ağacın gövdesindeki daları ve yaprakları bir yere kadar tıraşladığı için yangında bu tür ağaçların kurtulduğunu ormancılar çok iyi bilirler.
Ancak Adana ve çevresinde yaşanan tarım dışı arazi kullanımı dikkate alındığında keçinin zararı neredeyse yok denecek kadar azdır. Literatürden bildiğimiz erozyonun % 95 nedeninin insan kaynaklı olmasıdır. Keçinin sahibi de insan. Keçiyi nereye sürersen oraya yayılmaya gider. Çoban ormana götürürse ormana, ovaya götürürse ormana.
Osmaniye’den tutun Mersine kadar neredeyse eski E5 yolunun sağlı solu her tarafı artık işgal altındadır. Binci sınıf tarım arazilerinin hepsi beton altında. Bölge sürekli bir göç altında. Halen de Adanın etrafından insan yerleşkesi için hâlâ tarım arazileri arsa olarak satılmaktadır. Adana’nın çevre mahallelerinde yoğun göçün yaratığı alt yapı yetersizliği, ikili eğitim, dengesiz gelir dağılımı, işsizlik ve buna bağlı olarak artan kapkaç, hırsızlık ve terör olgusu kanımca daha büyük zarar vermektedir. Adana kentinin yetersiz park ve yeşil alan eksikliği nedeniyle artık insanlar Adana’da hava alacak yer bulamıyor. En azından işsiz güçsüz genç insanların enerjilerini alacak yeşil alan, spor yapabileceği ve olumlu yönde zaman geçireceği alanların olmaması erozyon kadar önemlidir.
Yorum Bizleri ve tüm canlıları yaratan Rabbimiz Allah her şeyi bir denge üzerine yaratan Rabbimiz çeçiler o kadar zarar versedi onları o şekil yaratmazdı ve bu yukardaki yazı ile dogrunlanmış oldu
Rabbimiz Allah Kuran' bururur
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir. (Mülk Suresi, 3-4)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Ayşe Gürarslan
Aliçerçili
Offline
Sülale: Iskenderel
Mesaj Sayısı: 365
|
 |
« Yanıtla #64 : 21 Ekim 2008, 10:13:16 » |
|
Mehmet Bey ben hiç bu yönü ile değerlendirmedim. Bilgileriniz okuyunca çok mantıklı. Ama gerçekten bu bilgiler doğruysa niçin bize senelerce yanlış bilgiler verildi. Okullarda hala çocuklara keçilerin verdiği zararlar anlatılır. İşin garibi eşim orman mühendisi, ondan da şimdiye kadar böyle birşey duymadım. Eve gelince bu konuyu eşimle paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Sıra geldi bizim belediye başkanına. Niçin senelerdir keçilerle savaşır. Her sene kurbanda bizlerden keçi kesmemizi ister. Belediye başkanının gündemini bu konu öyle meşgul etmişki, hiç mi bu konulara rast gelmedi. Temadan görevliler, belediyede çalışan orman mühendisleri, ...vb. onlarda mı bilmiyorlar. herhalde bundan sonra yola keçi keselim diye değil, keçi besleyelim diye çıkacağız. Bu konuyu da hepimiz internet ağı ile herkese ulaştıralım ki benim gibi bilmeyenlerde konu hakkında bilgi edinsinler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #65 : 21 Ekim 2008, 13:33:42 » |
|
Ayşe hanım bu güne kadar suvunulan tezlerin çogu yanlış çıkmaya başladı örnek ben kedim 3 senedir savunurdum okudugum kitaplarlardan edindigim bilgilerle tere yagının insan vucuduna hiç bir zararı yok diye Hakiki köy tere yagından bahsediyom arazide otlayan ineklerin koyunların ve digerlerinin yagı düşünün
Aktarlar da şu ot şuna faydalı diye insanlar hep ona yöneldi halbuki onların dozunu biraz fazla kaçırsanız karacigere zarar verir bizler gerçek südü gerçek tereyagı bulabilirsek o hayvanlar bulundugu bölgenin tüm faydalı otlarını yiyerek sütün ve yagın içinde bizlere summaktalar Rabimiz Allah'ın lutfuyla bizlere ikram edilmekte 6 ay önce televizyonlarda ve gazetlerde yayınlandı kanadalımıydı bir Prof incelemiş tereyagının insan vucuduna bir zararı yok diye bizimkiler ve dünyanın savundugu tereyegı masummuş dediler ve senelerdir savunduklaarı tez çürümüş oldu
Allah Kuran'da buyurur
Hayvanlardan yük taşıyan ve (yünlerinden, tüylerinden) döşek yapılanları da (yaratan O'dur). Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. (6/142)
Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır, size onların karınlarındaki fers (yarı sindirilmiş gıdalar) ile kan arasından, içenlerin boğazından kolaylıkla kayan dupduru bir süt içirmekteyiz. (16/66)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 21 Ekim 2008, 15:05:12 Gönderen: Mehmet Sayın »
|
Logged
|
|
|
|
Öksüz
Aliçerçili
Offline
Sülale: Bozkırlı
Mesaj Sayısı: 217
|
 |
« Yanıtla #66 : 26 Ekim 2008, 18:58:30 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür... Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür... Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür... Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür... Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür...
Gandhi
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #67 : 02 Kasım 2008, 22:44:22 » |
|
Zidane'nin Kafasına Ülkelerin Bakış Açısı ALMANYADAN GÖRÜNEN  FRANSIZLARIN GÖRÜŞÜ  İTALYANLARIN GÖRÜŞÜ  AMERİKALILARIN GÖRÜŞÜ  BASINA YANSIYAN 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #68 : 08 Kasım 2008, 01:29:06 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #69 : 09 Kasım 2008, 01:09:43 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #70 : 23 Kasım 2008, 14:56:22 » |
|
 Kendi sütünü içen inek
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #71 : 11 Aralık 2008, 18:48:32 » |
|
  STUTGART - - Almanya’nın dünya çapında ilgi çeken kutup ayısı Knut ve Flocke’den sonra son gözdesi Stuttgart’taki Wilhelma Hayvanat Bahçesi'nde yaşayan Wilbaer... 1 yıl önce dünyaya gözlerini açan Wilbaer için dün doğum günü partisi düzenledi. Sevimli kutup ayısı için hazırlanan buzdan pastanın içinde elma, havuç ve balık vardı. Annesiyle birlikte pastayı büyük bir iştahla yiyen Wilbaer, objektiflere bol bol poz verdi.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mehmet Sayın
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216
|
 |
« Yanıtla #72 : 20 Aralık 2008, 23:52:25 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
İbrahim Vural
Aliçerçili
Offline
Sülale: Vural
Mesaj Sayısı: 137
Galatasaraylı dogru yoldadır:D
|
 |
« Yanıtla #73 : 19 Ocak 2009, 21:05:57 » |
|
takma dıs sahıbınden guselmıs:D
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Ali Aksu
Aliçerçili
Offline
Sülale: Ali Çavuş Sülalesi,soyadlarıda Arısoy
Mesaj Sayısı: 14
|
 |
« Yanıtla #74 : 19 Ocak 2009, 22:15:36 » |
|
ya burada kimse yokmu
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|