Ayşe Gürarslan
Aliçerçili
Offline
Sülale: Iskenderel
Mesaj Sayısı: 365
|
 |
« : 06 Ocak 2008, 13:13:52 » |
|
Konuşurken geçmişten bahsettiğimiz bazı anlarda, ben küçükken, ben öğrenciyken, ben bekarken vb. kelimeler kullanırız. İşte ben de böyle bir kelimeyle başlamak istiyorum. Ben çocukken böyle değildi bayramlar. Evler şimdiki gibi kapalı değildi.İnsanlar şimdiki gibi duygusuz değillerdi. Şimdi artık bizim de kalplerimiz katılaştı. Biz Seydişehir'de oturuyorduk. Bayramlarda çoğunlukla köyde olurduk. Bayrama İstanbul'dan amcam, halam,teyzem,dayım vb. misafirlerin geleceğini duyduğumuz zaman, sevinçten sabaha kadar uyku tutmazdı bizi. Nihayetinde (genelde arefe günleri) köye giderdik. Rahmetli hasan dedemle babaannem ya balkonda ya da aşağıda olurlar, bizi karşılarlardı. Bayramlarda genelde köye Mehmet Amcamgille biz çok giderdik. Altı kişi onlar, altı kişi biz, iki de babaannemle dedem. Birden ondört kişilik bir aile oluverirdik. Bazı bayramlarda Ali İhsan Amcam, Muharrem Amcam, Osman Amcam da katılırdı bu sayıya, sevincimiz daha da artardı. Günümüzde bir misafiri ağırlamak o kadar zor gelirken, Allah'tan eskiden böyle sorunlar yokmuş. Düşünün bazen bir evde 20-25 kişi olurduk. Hiç unutmam oda yetmezdi, kadınlar bir oda da, erkekler bir oda da yatardık. Yataklar yetmezdi, yatakların boyuna değil, enine sıralanırdık. Çocuk olduğumuz o günlerde yeğenlerimi görmenin sevinci, bayram heyecanıyla birleşince gözümüze uyku da girmezdi. Gece yarılarına kadar yatakta boğuşurduk. Bayram sabahı meşhur yemekler,börekler, tatlılar, neler neler... Ama yemekte gözü olan kim? Aklımız şeker toplamakta. Babaannemden şeker toplamak için torba isterdik.(şimdiki çocuklar gibi rengarenk, çeşit çeşit çantalaımız yoktu)O da her birimize birer naylon poşet verirdi. Önce aile efradını bayramladıktan sonra, çıkardık bayram şekeri toplamaya. Yakın çevreden başlardık kapı çalmaya, derken köyde tek bir ev kalmayıncaya kadar herkesin bayramını kutlardık. Simam babaanneme benzediği için genelde köyde gören herkes beni tanırdı. Bizi okşarlar, severler, öperlerdi. Ne kadar da hoşumuza giderdi. Bazı evlerden çikolatalı, bazılarından emmeli dediğimiz şekerler toplardık. Çikolata veren evlerin sahiplerini çok severdik. Bayram gezen çocuklara, "şu evden çikolatalı şeker verdiler" diyerek onları da yönlendirirdik. Akşama kadar gezerdik, hiç yorulmazdık. Akşam olduğu zaman otururduk, kardeşlerim, amcamın çocukları hepimiz ayrı ayrı şeker yarışı yapardık. Benimki daha çok, seninki daha güzel, neler neler... Önce iyilerini yerdik, sonra kötülerine talim ederdik.Bir poşet şekerden iki günde eser kalmazdı. Nedense hiç hasta da olmazdık. Erkek kardeşim İskender'le ben köyleri çok severdik. Evlerde o zamanlar su yoktu. Rahmetli dedem bana Cuma pazarından küçük testiler alırdı. Onlarla eve su taşırdım. Babaannemle dedem çok mutlu olurlardı. Hayvanları çok severdik. Kardeşimle ben babaanneme yalvarırdık, sabah bizi uyandırmadan inekleri gönderme diye. Sabah erkenden kalkar, inekleri sığıra sürerdik. Tabi akşamda bıraktığımız yerden gider alır gelirdik. Eşeği ise çobana vermezdik. Eşek arabasına koşardık ve bahçeye giderdik. Giderdik gitmesine ki o ne gidiş... Koşturacağız diye,koca koca sopalarla delicesine vururduk hayvana. Eşek koşardı biz sevinç çığlıkları atardık. (O hayvanın günahını nasıl çekeceğiz bilmiyorum.) Akşam dönüşü genelde dedemin nohut ütmelerini hiç unutmuyorum. Nohut yedikten sonra ellerimiz yüzümüz kara kara olurdu, birbirimizin hallerine bakar bakar gülerdik. Rahmetli babaannemin kışın kuzine sobasında yapmış olduğu, tadını unutamadığım kömbeleri geldi aklıma. Sıcak sıcak içine tereyağınıda koydunmu yanınada çay, tadına doyum olmayan kömbeler. Nedense şimdi ağzımızında tadı bozulmuş. Artık hiçbir şeyden tat alamaz olduk. Babaannem birde bulgur pilavını çok güzel yapardı. Onun gibi kimse pişiremez. Yanında da yufka ekmek... Rahmetli babaannem de dedem de bizim bir dediğimizi iki etmezdi. Bizi çok severlerdi. "Ayşam, guzum" sözleri hala kulağımda çınlıyor. İnşallah Allahü Teala da onları çok sever. Allah onların kabirlerini cennet bahçesinden eylesin. Peygamber Efendimize (SAS) komşu eylesin. O'nun şefaatine nail eylesin. Kendi çocukluğum bitti, şimdi gelelim bizim çocuklara. Apartman hayatı, dört duvar arası. Onu yapma, bunu etme. Biz ilkokulda iken, küçük olmamıza rağmen, okul ne kadar uzak olursa olsun, yürüyerek giderdik. Şimdi ise eve servisle, okula servisle, her yere arabayla derken ayakları yere değmiyor çocukların. Eskiden yaşayarak öğrenirdik herşeyi, şimdi ise bir bilgisayar herşeye bedel. Okullarda deseniz bir yarış. Çocuklar, okul, dersane, sınav, çalış, çalış... kafayı yiyecekler. Allah evlatlarımızla birlikte cümlenin evladına zihin açıklığı versin. Hayırlı uzun ömürler nasip etsin. Kaderlerini güzel yazsın. İnşallah hayırlı evlatlar olurlar. Allah bizleri evlatlarımızla terbiye etmesin, evlat acısı göstermesin (amin). Bütün hemşehrilerime de buradan sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. Allah sağlık, sıhhat ve afiyet versin.
|