12 Haziran 2026, 10:15:41 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gazi Öğretmen Cemal Ünlü (PKK ona 10 kurşun sıktı ama o hala ayakta)‏‏  (Okunma Sayısı 3213 defa)
Muammer Tunahan
Aliçerçili
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 28


www.muammertunahan.com


WWW
« : 22 Mart 2009, 00:39:56 »

“Ben arena programında konuşan Gazi Öğretmen Cemal Ünlü Hüseyin Yavuz kardeşimi ve ailesini hiç mi hiç unutmadım. Ailesi ile hala görüşüyorum ne yazık ki kimse hala sahip çıkmıyor bu da benim gibi gazi ve şehit öğretmen ailelerini çok üzmektedir Millet meclisine bir kanun teklifi verdirdik bu kanunun çıkması için varsa tüm yardımlarınızı bekliyorum. Herkese şehitlik nasip olmaz selamlar”
Yukarıdaki mesajı alınca çok sevindim. Hemen e-postasını alarak bağlantıya geçtim. Zaten okulumuz müdür yardımcısı Sayın Erol Çakır hocam ile Arena programından sonra internette ismini çok aradık fazla bilgiye rastlayamamıştık. www.muammertunahan.com ismiyle faaliyete başladığımız eğitim sitemiz böylelik sıra ilk önemli amacını sağlamış bulunmaktan büyük sevinç duymaktayım.
Bundan sonra sitemizde sıkça ismine rastlayacağımız muhterem Öğretmenimiz Cemal Ünlü’yü sizlerle tanıştırmak istiyorum.25.01.1960 Tarihinde Yunak İlçesi Harunlar Köyü’nde doğmuş, ilkokulu bu köyünde, ortaokul ve liseyi Doğanhisar İmam Hatip Lisesi ve üniversiteyi Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesini1984 yılında bitirmiştir. 1986 yılında askerliğini Asteğmen olarak yapan ve 1987 yılında öğretmenliğe Gaziantep İslâhiye ilçesi Aydınoğlu Lisesi’nde başlar. Zorunlu hizmet görevi olarak Tunceli Pertek Pirinçci Köyü İlköğretim Okulu’na tayin olur. İşte bu okulda görev yaptığı sırada PKK teröristleri tarafından dört arkadaşı şehit edilir. Aynı baskında Cemal Öğretmen ağır yaralı olarak kurtulur. İki yıl Hacettepe de tedavi görür daha sonra Akşehir Selçuklu Lisesi, Selçuklu Akıncılar Ahmet Haşhaş İlköğretim Okulu, Konya Lisesi, Konya Atatürk Sağlık Meslek Lisesi’ne tayin olur ve hala aynı okulda çalışmaktadır.
12 yıl önce 6 meslek taşı ile birlikte önce kurşuna dizilen üzerlerine el bombası atılan ancak hain saldırıdan kurtulduktan sonra bile öğretmenlik mesleğini bırakmayan Cemal Ünlü, 12 yıllık yalnızlığını anlattı. “Devletime küskün değilim ama kırgınım” diyen Ünlü’nün kendi ağzından dramatik bakın hikâyesi…

“19 yıllık meslek hayatımın en kötü yılları Tunceli’de geçti. Ben aslında Gaziantep’te görev yaparken, 1992 yılında eşimin tayini Tunceli’ye çıktı. Doğal olarak bende atamamı eşimin yanına yani, Tunceli’nin Pertek İlçesinin Pirinçci Köyüne istedim. Bizi görev yaptığımız Pirinçci Köyü ilköğretim okulunun lojman olarak kullanılan ana sınıfına yerleştirdiler. Bizimle beraber okulda 8 öğretmen kalıyorduk. Okul Karakola 10 kilometre uzaklıkta olduğu için çok fazla güvenliğimiz de yoktu. Ama görev aşkı ağır bastığı için güvenliğimizi bizim için ikinci planda kalmıştı. Bizim için önemli olan bilgiye aç çocukları geleceğe hazırlamak ve yetişmelerine katkıda bulunmaktı. Bu duygu ve düşüncelerle göreve başladığımız okulda ilk hayal kırıklığım, eli silahlı Türkiye Komünist Partili gençlerin okula gelerek, bildiri okuması ve okulda bayrak asmamamızı, istiklal marşı ve and söylemememizi istemeleri oldu. Biz öğretmenlere eden olaylar karşısında okul idaresinin rahat tavırları, bizleri endişelendirmişti. Onların şokunu üzerimizden atamadan bu kez okula PKK’lı silahlı bir gurup geldi. İstekleri Komünist partili gurubunkilerle hemen hemen örtüşen PKK’lılar ek olarak, OHAL paralarını kendilerine vermemizi istedi. Öğretmenler olarak PKK’lı gurubun isteklerine boyun eğmedik ama okulumuzu basan gurupları jandarmaya haber veremiyorduk. Çünkü köy halkı şikâyet edilmesi halinde bizleri her iki guruba ispiyonluyorlardı. Sonu ölüm tehditlerine kadar varan olaylarla başlayan korku dolu günler, 15 tatile kadar sürdü. Tatilin başlamasıyla tüm öğretmenler gibi bizde soluğu memleketimizde aldık. Ancak yolculuğumuz başlangıcında Tunceli’de Jandarma İstihbarat ekiplerince durdurulduk ve PKK’ya yardım etmekten soruşturma geçirdik. 1 gün süren soruşturmanın ardından biz öğretmenler serbest bırakılırken, okul müdürü ve yardımcısının sorgusu tam 15 gün sürdü. Sorgulama sonu suçlu bulunan müdür ve yardımcısı, görevlerinden alındı. 15 tatilin sona ermesinin ardından görev yerimiz olan Tunceli’ye geldik. Okul müdürü olmadığı için vali ve kaymakamın zoruyla beni okul müdürü yaptılar. Göreve başlamanın ardından okulumuzda ciddi hizmetler yaptık. Ama okulumuza gelen gerek Komünist Partili gençler gerekse PKK’lı guruplar bize rahat vermiyorlardı. Bütün baskılara rağmen İstiklal marşını, andımızı okutturuyor Türk bayrağını ise şerefle okulumuza asıyorduk. Tehditlerle süren bir öğretim yılı sona erdi. Yaz tatilinde eşimle görev yaptığımız okula geri dönüp dönmeme konusunda aile meclisinde ciddi tartışmalar yaşandı. Tartışmaların sonunda babamın bana söylediği şu oldu: “Git görevini yap, canı sadece Allah alır kul alamaz” dedi. Bende bunun üzerine eşim ve iki çocuğum ile birlikte ikinci yıl görev yapacağım Tunceli’nin Pertek İlçesinin Pirinçci Köyündeki Pirinçci İlköğretim Okulu’na geri döndüm. Okula geldiğimde daha önce soruşturma geçiren ve PKK’ya yardım etmekten dolayı görevinden alınan kişinin tekrar okul müdürü olduğunu öğrendim. Eski müdür ve müdür yardımcısının göreve başlamalarıyla guruplar daha sık gelir olmuştu. Rahatsızlığımız hat safhaya ulaşın arkadaşlarla birlikte Jandarma Komutanlığı ve Tunceli Valiliğine yardım için başvurduk.

Ama kimse bizimle ilgilenmedi. Tarih 7 Ekim 1993 Perşembe. Saat 17.30’lar civarı. Eli silahlı bir gurup terörist önce okulumuzu kuşattı daha sonra daha sonra sınıflardaki bütün öğretmenleri benim ders yaptığım sınıfa topladı. Ölümü göze almıştım. İsteklerine karşı çıkıyordum. Beni dışarıya çıkartarak diğer arkadaşlarımı bir odada topladılar. Önce hepimizin nüfus cüzdanlarını kontrol ettiler. Yapılan kontrol ardından iki öğretmen arkadaşımızı bıraktılar. 6 kişi kalmıştık. Ben ranzaya yakın bir yerde oturuyordum. Aklımda hep ailem vardı. Biraz bekledikten sonra önce hepinizi ayağa kaldırdılar ardından da üç koldan silahlarla üzerimize mermi yağdırmaya başladılar. Buda yetmedi öldüğümüzden emin olmak için kafalarımıza kurşun sıktılar. Ben yaşananları an ve an hatırlıyorum. Sürekli şahadet getiriyordum. Daha sonra odadan çıkarken birde el bombası atan teröristler okuldan uzaklaştılar. Vücudumun birçok yerinden kan akıyordu. Teröristler gittiğinde eşim koşarak yanıma gelmişti. Durumu hemen jandarmaya haber vermesini istedim. Bir mucize olacak ki, o kadar kurşun arasında yara almadan tek kurtulan Şahin Tümer arkadaşımız olmuştu. Eşimin telefon ile çağırdığı Jandarma olay mahalline ancak üç saatte gelebilmişti. Beni kendi otomobilimle Tunceli’ye gönderdiler. Otomobili muhtarın oğlu kullanıyordu. Tunceli’ye köyden tam üç saatte vardık. Hatta muhtarın oğlu olaydan sonra otomobili yavaş sürdüğü gerekçesiyle yargılandı. Neyse 6 saatlik gecikmenin ardından Tunceli Devlet Hastanesine geldik. Tesadüf nöbetçi doktor Konyalı imiş. Ama ne sağlık memurları nede ambulans şoförü bana yardım etmedi. Doktor hemşerimiz olmasa inanın ölecektim. Doktor gerekli müdahaleyi yaptıktan sonra beni Elazığ Tıp Fakültesi’ne özel hareket timi ile götürdüler. Kafam kolum ve bacağım olmak üzere vücudumda 10 kurşun olduğu tespit edildi. Sol ayağımdaki yara ise oldukça kötüydü. Bana müdahale etmeye başladıklarında iki şey istedim. Birincisi aranızda Tunceli’li biri varsa bana müdahale etmesin, ikincisi ise kesinlikle kabadan iğne yapmayın dedim. Sol kolumda 5, sol ayağımda ise 13 santimlik kemik dağılmış olduğu için sol ayağımı keseceklerini söylediler. Daha sonra kesmekten vazgeçerek farklı bir tedavi uygulamaya karar verdi doktorlar. Üç ay hastanede hiç kıpırdamadan yaktım. İnanın vücudumdaki deriler yatağa yapışır hale geldi. İki yıl fizik tedavi için hastaneye gidip geldim. İki yılın ardından koltuk değnekleri ile Akşehir’de müdür yardımcısı olarak göreve başladım. Ama eşimi Akşehir’in uzak bir köyüne tayin ettiler. Geçici olarak eşimi merkeze zorla aldırdım. Yaşadığım bu olaylar inanın beni çok fazla yıkmadı. Ama eşime açılan dava beni yıkmıştı. Bizim törelere göre bir yakını vefat eden ailelerin bayanları bir hafta başlarını örter. Bizimde bir yakınımız vefat etmişti. Eşim doğal olarak okula giderken başörtüsü takıyordu. Sen misin başörtülü olarak törene katılan. Eşim hakkında istiklal marşına saygısızlıktan soruşturma başlatıldı.

Ben Tunceli’de bayrak astığım için değerlerime sahip çıktığım için ölümden dönerken, eşimin bu şekilde yargılanması beni çok yıktı.

Daha sonra 1998 yılında 24 Kasım öğretmenler günü için Konya’ya gazi öğretmen olarak çağırıldım. Dönemin İl Milli Eğitim Müdürü bir isteğiniz var mı diye sordu. Eşimde ne olur bizi Akşehir Merkezinde bir okula verin diye ricada bulundu. Müdür bey ne demek efendim yarın gelin işinizi halledelim dedi. Umutla gittiğimiz dönemin müdürü bizim tayinimizi Konya’ya yapmış. Eşimi Konya’nın bir köşesine beni ise okul müdürü olarak, bir başka köşesine yolladılar. Okulda inanılması güç başarılara imza attım. Ama bizim tayinimizi çıkaran sayın müdür veliden kayıt parası aldı diye müdürlük görevimize son verdi. Kısacası yaşadığım bütün bu olumsuzluklara rağmen devletten ve milli Eğitim Bakanlığından beni onura edecek bir onur madalyası verilmesini bekledim. Ama 12 yıldır kimsenin aklına bile gelmedim. Bu devlet bizim kesinlikle devletime küsmem ama kırgınım. Beklentilerim boşa çıkınca 19 yılın sonunda yaşadıklarımı kaleme alarak 24 Kasım öğretmenler günü anısına yazılmasını istedim.

Gazi Cemal Ünlü Öğretmenimden bu acı dolu hikâyeyi dinlerken kanım dondu! Kanım!.. Adeta insan olduğumdan utandım.

www.muammertunahan.com

muammertunahan@hotmail.com
Logged

www.muammertunahan.com

   Eğitime Dair Her Şey!..
Murat
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: hatıpel
Mesaj Sayısı: 28


« Yanıtla #1 : 22 Mart 2009, 19:00:51 »

devletin okulunu basan öğretmen öldüren bunla yetinmeyip karakol basan vatanın bütünlüğünü bozmak isteyenlere bu düzen göz yumarken.... sadece millitini devletini düşünen öğretmenlerin başına gelenler düşündürmeli bizi... bi alay soysuz özgürlük isterken verdikleri mücadelenin onda birini veriyor muyuz toplum olarak???
Logged
Ahmet Uçar
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Hatiblar ..hatibel.davulcu Ahmet,in Son Oğlu.
Mesaj Sayısı: 832


« Yanıtla #2 : 23 Nisan 2009, 15:08:53 »

23 nisan ulusal egemenlik ve cocuk baramının tüm ulusumuza cocuklarımıza ve içinde
ögretme aşkı olan ögretmenlerimize kutlu olmasını diler..
bu vesileyle örnek şahsiyet gazi ögretmenimiz cemal ünlü hocamızı minnetle anıyoruz..

bende vatani görevimi hocamın tunceli de ögretmenlik yaptıgı yerde yaptıgım için
hocamızın yaşadıkları olayı vı sıkıntıyı çok iyi biliyor ve acılarını paylaşıyorum..

böylesine önemli bi konuyu bizlerle paylaştıgı için muammer tunahan hocamıza teşekkür
lerimi ifade etmek isterim...saygılarımla ahmet uçar
« Son Düzenleme: 23 Nisan 2009, 15:32:38 Gönderen: Ahmet Uçar » Logged

BİRGÜN GELECEK BİZDE BU DÜNYADAN GÖÇ EYLEYECEGİZ ELBET SANA GERİ DÖNECEGİZ YARAB...
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!