27 Temmuz 2026, 11:53:08 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: Neden Bahsettim ?  (Okunma Sayısı 2071 defa)
Abdulkadir
Yönetici Yardımcısı
*****
Offline Offline

Sülale: köy imamı
Mesaj Sayısı: 1092


« : 21 Ekim 2008, 18:26:41 »

                                                   NEDEN BAHSETTİM?

   Bundan böyle 20  -  25 sene öncesinden günümüze doğru şöyle derinlemesine bir yolculuk yapacak, tarihi bir gezintiye çıkacak olursak, bazı hakikatleri daha iyi anlayacağızdır. Bu yolculuğumuza, yaşımızdan ötürü kendi hafızamızla çıkma imkanımız yok. Babalarımız, dedelerimizin yazar çizerlerimizin vesair sözlerine güvendiğimiz şahsiyetlerin hafızalarını, birikim ve gözlemlerimizi kullanacağız. Evet Türkiye de bundan 20-25 yıl öncesi yani 80’li yıllar.  O zamanlar yok denecek kadar azdı. Çok az kişi bulunuyordu, çoğu onun büyüleyici etkisine kapılmıştı, onun müthiş yozlaştırıcı gücü, toplumu yozlaştırma görevini üstlenmiş kişiler tarafından henüz fark edilmemişti, yani kurbanları çok azdı. Ve kurban kurbanlığının farkına varmamıştı, zaten hiçbir zaman varmayacaktı…  Zamanın yavaş yavaş ilerlemesiyle oda kendisini hızlı hızlı ilerletiyor, geliştiriyordu. İlk önceleri tekti rakipsizdi, o da bizatihi devlete aitti, rengini satranç taşlarından alıyordu. Ama onun devletin olması, fonksiyonları yerine getirmesine engel olmamalıydı, o yine yapacağını yapmalı gayesini hizmet etmeliydi. Daha sonra onun gelişmesiyle birlikte devleti rakipsize de rakipler çıkıyor, böylece görevini tek koldan değil de çeşitli kollardan ayrı ayrı yerine getiriyor, belirlenmiş gayeye hizmet etmek suretiyle planlanmış geleceği hazırlıyordu. İlk önce aileyi hedef seçti kendisine. Onu piyon olarak kullananların ataları 100 yıl önce kapalı kapalılar ardından fısıldaşarak dediler ki. ;
   “ Bu halkın top yekün yozlaşmaya gitmesi için, ilk önce sımsıkı sarıldığı değerlerinden onları koparmalıyız, hafta değerlerini dejenere etmeliyiz ki tekrar sarsılamasınlar ! “ Bu  toplumun yüz yıllarlardır sımsıkı sarıldıkları değerlerin başında geliyordu aile. Onu yozlaştırdılar mı , gerisi çok ta zor olmayacaktı. Hep şunu empoze etmeye çalışmışlardı; Aslında çocuk sahibi olmak o kadar da önemli değil, olmasa da sen yaşaya bilirsin, hatta çok daha özgür yaşarsın. Aile yozlaşması için zihinlerde yer edinen , profili çizilen kadın anlayışının da  değişmesi gerekiyordu. Kadın, insan yetiştiren insan yetiştirmek için gerekli donanıma sahip olan, hayattaki en büyük gayesi olan, Allah’ın rızasına ulaşmak için; Kocasını memnun etme ve çocuğunu en güzel şekilde yetiştirme şartını yerine getiren , bir mübarek şahsiyetken; bu tasvirden uzaklaşıp çok zelil, yaratılış gayesinden çok çok uzakta bir yaşam içinde olmalıydı. Gençliği yozlaştırmak için ; ilk önce onarlın tüm gayeleri, amaçları ve mücadele sebepleri olan ideallerinden koparmak gerekiyordu. Zaten inancı ve ideali olmayınca onlar genç olmayacaklardı. Gençliği şehvete mahkum ettin mi, şehvetin esiri ettin mi iş biterdi. Bu belki de yozlaşmalar arasında en kuvvetli , en acı olanı olacaktı. Toplumu bilgisiz, kültürsüz, kitapsız, cahiliye devrini aratmayacak bir cahillik içinde ve boşa geçen vakti çok olan bir yapıya sokmalıydı. Peki onun için hiç mi iyi tarafı yoktu. Gerçekten bu kadar da çok tehlikelimiydi? Dedik ya hani “ kullanımına bağlı” Neden bahsettim?
Her halde anladınız, TV ve onun KANALİZASYONLARI !!!!!

                                                                                            M. Seyfullah Genç
Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!