27 Temmuz 2026, 15:31:24 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: 'Allah'sevgisi  (Okunma Sayısı 2650 defa)
Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« : 12 Haziran 2008, 01:15:44 »



                  'Allah'ın sevmesi yetiyor bana...'


11 Haziran 2008 Çarşamba : 14:51
Bir kere insan olarak yaratılmışım. Yakınlarıma, çevreme, diğer insanlara karşı görevlerim var. Bir de Yaratıcıma karşı görevlerim var. Bu görevlerin farkında olmalıyız.
 
 
 
Mert Üstüntaş bir lise öğrencisi. Namazını kıldığını fakat tam bir huzur bulamadığından yakınıyor.
Öğrencilerin ölçüsüz hareketlerinden rahatsız olduğunu dile getiriyor, sıkıntı içinde bunaldığını söylüyor. Okuldaki arkadaşlarının konuşmalarına, tavır ve hareketlerine dikkat etmediklerini, giyim kuşamlarına aldırmadıklarını, haram helal kavramlarını pek önemsemediklerinden söz ediyor. "Neredeyse okulumu devam ettirecek gücüm kalmadı" diyerek bir bezginlik ve bitkinlik içinde kıvrandığını anlatıyor. Bir de, "Allah'ın beni böyle sevmeyeceği aklıma geliyor" dedikten sonra "Oysa Yüce Allah'ın beni sevmesi, yetiyor bana" diyerek kalbinin sesini dilediğini de belirtiyor. Bu arada gençlerin erken evlilik yapmalarından söz açarak, ölçüsüz ilişkilerin bu yolla önüne geçilebileceğini düşünüyor.

Biz öncelikle kendi konumumuzu tespit etmeliyiz. Kendi sorumluluk alanımızı belirlemeliyiz. Ondan sonra belli bir çizgi içinde hayatımızı yönlendirmeliyiz.

Konumumuz nedir? Bir kere insan olarak yaratılmışım. Yakınlarıma, çevreme, diğer insanlara karşı görevlerim var. Bir de Yaratıcıma karşı görevlerim var. Bu görevlerin farkında olmalıyım.


"Benim" dediğim, sahip olduğum hiçbir şeyim benim değil.

Benim olmadığına göre, bir emanettir, geçici olarak benim istifademe verilmiştir. Öyle ise onu nasıl kullanmalıyım?

Rast gele, keyfime göre, kafama göre kullanamam. Kullanırsam hesap vermek zorunda kalırım, sorgulanınca cevapsız kalırım.

***

Bu kâinatı, bu dünyayı, bu güneşi ve ayı; bütün bir âlemi, geçmişi ve geleceği, canlıyı ve cansızı, insanı ve insanın ilgi alanına giren her şeyi bir idare eden, onlara sözü geçen, onlarda söz sahibi olan birisi vardır.

Ben de bu çerçevenin içinde kalmalıyım, bu dairenin alanında hayatımı geçirmeliyim. Ruhuma ve aklıma kim hükmediyorsa, onları kim idare ediyor ve işletiyorsa; O'nun emri, iradesi, rızası ve isteği benim için bağlayıcı olmalı.

"Yüce Allah'ın beni sevmesi, bana yetiyorsa" ben çizgimi bulmuş, yolumu belirlemiş, rotamı ve yönümü tayin etmişimdir.

***

Bir de namazınızı kılıyorsanız, günde beş sefer Yaratıcı sizi huzuruna kabul ediyor ve siz de bundan büyük bir keyif alıyor, haz duyuyorsanız, çok ciddi bir iş yapıyorsunuzdur

Bu arada, sizi rahatsız eden, huzurunuzu kaçıran, moralinizi bozan, hayatı ve yaşamayı zorlaştıran olaylar, durumlar ve gelişmeler varsa onlara karşı da dikkatli, tedbirli ve hazırlıklı olmalısınız. Kendinizi yetiştirmeli ve geliştirmelisiniz.

Başka insanların rast gele yaşaması, hayatı bir oyun ve eğlenceden ibaret olarak görmesi sizi üzmemeli, sıkıntıya ve bunalıma sokmamalı. Kur'ân diyor ki: "Siz doğru yolda iseniz, başkasının yanlış yolda olması size zarar vermez."

Bu arada imkanı ve durumu yerinde olanların kendini koruması, iffetini ve karakterini, izzetini ve şerefini muhafaza etmesi için, erken evliliği tercih etmesi de yabana atılır bir çözüm değildir.

Fakat bütün bunlarla birlikte, iyi bir eğitim almalı, iyi yetişmeli, geleceği şimdiden düşünerek ona göre hareket etmelidir.

Çünkü gelecek aklını ve kalbini, enerjisini ve duygularını israf etmeyenleri, istismar ettirmeyenleri bekliyor.

 

 

 

. Bundan sonra geriye tek bir şey kalıyor. O da O'nun sevdiği ve razı olduğu şeyleri yapmak; kabul etmediği, istemediği ve rıza göstermediği şeylerden uzak kalmak, uzakta durmaktır.

Ne bedenim, ne ruhum, ne aklım, ne kalbim ve ne de hayalim benim malım, benim mülküm değil.

Bugün
 
 
« Son Düzenleme: 07 Şubat 2009, 11:30:28 Gönderen: Mehmet Sayın » Logged

Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #1 : 06 Şubat 2009, 21:59:21 »



İnsan kendisine küçük bir ikramda bulunan ya da iyilik yapan bir kişiye dahi, bu güzel tavrından duyduğu memnuniyeti hemen göstermek ister. Örneğin kendisini evinde ağırlayan, ikramda bulunan birine minnet duyar; özellikle de ev sahibi ince düşünceli biriyse ve söylenmesine gerek bırakmadan o kişinin her ihtiyacını eksiksiz bir şekilde karşılıyorsa... Bunun gibi, ciddi rahatsızlıkları olan bir insan da, doktorunun tedavisiyle şifa bulduğunda ona nasıl teşekkür edeceğini bilemez. Yine bir insan karşıdan karşıya geçerken, kendisini bir arabanın çarpmasından kurtaran kişiye hayatını borçlu olduğunu söyler, o kişiyi ödüllendirmek, ona olan minnettarlığını göstermek için elinden gelen herşeyi yapar.

Hasta ve muhtaç durumda olan bir insan, kendisine bakan, ihtiyaçlarını karşılayan kişiye, duyduğu minnet nedeniyle çok iyi davranır, saygı ve sevgi gösterir, yaptığı her iyilik için sürekli teşekkür eder. O kişiyi kesinlikle kırmak istemez. Her insan kendisine sürprizler yapan, güzellikler sunan, iyilikte bulunan kimseleri çok sever, onlara karşı saygıda ve ihtimam gösterme konusunda bir kusur etmemeye gayret eder.

Ancak bazı insanların unuttuğu çok önemli bir gerçek vardır: Bir insanı sevindiren, onu ağırlayan, ona güzel rızıklar, nimetler sunan, hoşuna giden bir manzarayı yaratan, her sabah uyandığında ona tekrar hayatını bahşeden, onu tehlikelerden koruyan, hastalandığında ona şifa veren, ilaçları vesile ederek ağrısını veya acısını dindiren canlı ve cansız tüm varlıkların sahibi olan Allah'tır. Bu nedenle insan sahip olduğu nimetler ve karşılaştığı güzellikler nedeniyle, sevgisini, saygısını, minnet duygusunu, vefasını ve şükranını Allah'a yöneltmelidir. Bir insana yardımı için teşekkür ederken, o kişiye bu yardımı ilham ederek rahmetini ulaştıranın Rabbimiz olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. Allah bir ayette şu şekilde bildirmiştir:

   Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (Tevbe Suresi, 116)

Kuran'da Hz. İbrahim'in Allah'a olan duasında Rabbimiz'in insanlar üzerindeki bu rahmetini şöyle dile getirdiği bildirilmektedir:

    "Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur;" bana yediren ve içiren O'dur; hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur; beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur, din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;" (Şuara Suresi, 78-82)

http://www.allahsevgisi.net/




« Son Düzenleme: 07 Şubat 2009, 11:30:54 Gönderen: Mehmet Sayın » Logged

Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!