|
Abdulkadir
|
 |
« : 02 Ocak 2023, 10:32:26 » |
|
Edep Ya Hu!
Patavatsızlığın cesaret, büyüklere karşı saygısızlığın öz güven ve haram ilişkilerin aşk olarak anlatıldığı ve algılandığı; başarının makam, mutluluğun ise para ile ölçüldüğü bir çağda önce nefsimize sonra tüm dünyaya "Edep Ya Hu" demeliyiz...
İnsanı insan yapan en önemli değerimizdir edep. O gitti mi konuşacak başka birşey kalmaz. Tıpkı tüm Peygamberlerin ümmetlerine "Utanmadıktan sonra dilediğini yap" buyurdukları gibi. Edep meselesi adeta son noktadır. Haya, iffet ve edebi kaybetmek kalbin manen ölmesi ve yaratılışta insana verilen utanma duygusunun yok olması demektir.
Edep sıfırların önündeki 'Bir' gibidir. Bir olmayınca sıfırların bir anlamı kalmadığı gibi, ahlakı güzel olmayanın diğer özellikleri, vasıfları ve dünyalık kazanımlarının da bir önemi ve anlamı kalmaz. Çünkü ancak edepli kimse Allah katında ve insanların nezdinde değer bulur. İmam Malik (Rahmetullahi aleyh): "İlimden önce edep öğrenmek lazımdır. Edepsizin ilminde hayır yoktur.” der.
Peki nedir bu edep?
Her şeyden önce Allah'tan haya etmektir. Her daim gizli açık Rabbimizin bizi gördüğü şuuruyla hareket etmektir. Daha sonra da yaratılmışlardan utanmaktır. Utanma duygusu insanı edepli kılan en önemli hissiyattır. Bu duygu yatak odasında yapılması gerekenleri toplum içinde yapmamayı insana öğretir. Haya sayesinde kişi bir yanlış yaptığında mahcup olur ve özür dileme ihtiyacı hisseder. Edebin en önemli tezahürüdür utanma duygusu.
İslam'da, hayatın her yönünü kapsayan görgü ve ahlak kuralları vardır. Edep; anne babadan, insanlara karşı saygı ve hürmete; akıllı telefondan, dijital medya adabına varıncaya kadar İslam'ın çağları aşan evrensel ahlâkî ilkelerini yaşamaktır Edep; yaratılmışlara merhametle muamele etmek, adaletli olmak, büyüklere hürmek ermek, küçüklere sevgi göstermek ve adabı muaşeret dediğimiz insani ilişkilerde ölçülere riayet etmektir. Toplu ulaşım araçlarında sesli konuşmamak, sokakları temiz tutmak, arabada giderken camdan dışarıya çöp atmamaktır.
Ehli hikmetin; "Destinin içinde ne varsa dışına da o sızar" dediği gibi, edepli olmak; olur olmaz herşeye yorum yapmamayı, kalp kırmamayı, gıybet yapmamayı kısacası dil ahlakına dikkat etmeyi gerektirir. Çünkü dil kalbin dışa yansıyan yönü ve adeta aynasıdır. Kalpteki manevi hastalıklar da ve tüm güzellikler de dilden zuhur eder. Edep; konuştuğun zaman dilini korumak, yalnız kaldığın zaman kalbini korumak, dışarı çıktığın zaman gözünü korumak, yediğin zaman boğazını korumak, uzattığın zaman elini korumak, yürüdüğün zaman ayağını korumak, bütün işlerinde vaktini korumaktır. Kuşeyri (Rahmetullahi aleyh) üç meziyetin önemli olduğunu beyan eder: “Şüpheli insanlardan uzak durmak, güzel edep ve kimseyi incitmemek.” Hatta ehl-i gönül, incinse de incitmemeyi kemal yolunun düsturlarından görmüş: "İncitme ve incinme" demişlerdir.
Velhasıl ehli hikmetin: “İlim meclislerinde aradım, kıldım talep, İlim geride kaldı, illa edeb, illa edeb.” Dediği gibi bizi biz yapan en önemli değerimiz olan edebi muhafaza etmeliyiz. Şair, “Edep bir taç imiş nur-ı Hüda’dan / Giy ol tacı emin ol her beladan” dizeleriyle ne güzel anlatıyor edebi.
Yüce Rabbimiz hem kendine karşı kulluğumuzda hem de insanlara olan davranışlarımızda adaba riayet etmeyi nasip eylesin. Amin
(Abdulkerim Temizcan)
|