Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« : 23 Mayıs 2012, 08:42:06 » |
|
Selamün aleyküm kardeşlerim. Musa tobbaş nakşi olup 1994 YILINDA İZMİR Bucada Zeytintepe camisinde tanıştım Benim ısrar ve yüzsüzlüğüme dayanamayıp Yanın daki muhasebeci arkadaşın ısrarına rağmen işaret edip 20 lşra para verdi üsdadım inşa allah bu paranız Bana gerek maddi bereket Gerekse manevi haz verir dedim eline eğildim öptürmedi Dostlarım lakin allah dostları Gerek salih gerekse bizler gibiş yarım yamalak müslüman olmadıkları için ıhlaslı kişiler dir allah rahmet eylesin
O 20.lira bana hem bereket getirdi hem de 1995yılında haccagitmeme vasıta oldu ravzada oparayı cüzdanımla birlikte düşğrdüm
İzmir urla da sohbetini dinlemek nasip oldu kısa boylu nur yüzlü nakşilerin ozaman için üstadı idi izmir muratreiste
KOnferans larına katıldım feyz aldım menmun oldum razı oldum allahda ondan razı olur inşa allah.
16 Temmuz 1999 Cuma günü dâr-ı bekâya irtihal eden Musa Topbaş, sayıları günden güne azalan gönül sultanlarımızdandı.
1916 yılında Konya Kadınhanı’nda dünyaya gelen Musa Efendi, puslu bir dönemde kutup yıldızlarının ışığıyla yetişti.
Daha küçük yaşlarda Kadınhanı’nda okumak istemesine rağmen daha sonra İstanbul Erenköy’deki bir Fransız mektebinde okumaya başladı. Daha sonra devam ettiği İnkılap Lisesi’nden sonra Elmalılı Hamdi Efendi’den dersler almaya başladı. Sarf ve nahiv okuduğu Mustafa Asım Efendi’den de istifade etti.
1950’li yıllarda tanıştığı Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.)’nun manevî feyzinden etkilenmiş, 1956 yılında da kendisine intisab etmiş. Bir ömrü irşad vazifesine adamış olan Musa Efendi, tasavvuf dünyası hakkında şunları ifade etmekte: “Tasavvuf bir derya. Hem her şeyi bilir, hem hiçbir şeyi bilmez. Çok dereceler var. Derecenin derecesi var. Onu ancak Cenab-ı Hak’la kulu bilir. Kaleme, kitaba gelmeyen mevzular.
Dersler var meselâ; kalb, ruh, sır, hafi, ahfa diye gidiyor, muhabbette bitiyor. Ama o kâfi mi? Hayır, kâfi değil, illâ fahr-i Kainat Efendimizin ahlakıyla ahlaklanmak, edebiyle edeblenmek… Yani her an Cenab-ı Hak’la beraber olmak. Hiçbir nefesi ziyan etmemek. Bu, yapabilen için çok faydalı bir şey.”
İlerlemiş yaşlarına, çeşitli rahatsızlıklarına rağmen, günlük hayatlarında ve seyahatlerinde, misafirliklerinde, alışık oldukları yaşayışın gayrındaki halleri anlayışla karşılar ve yadırgamazdı. Son yıllarında çeşitli rahatsızlıkların verdiği ızdıraba rağmen, tam bir Eyyub sabrı ile “Ben, halimden memnunum” buyurarak, ALLAHu Teâlâ’nın imtihanını, tam bir teslimeyetle kabul buyurmuşlardır. Tevazunun zirvesinde olduğu için, zamanlı zamansız kendisine ta’zimde bulunulmasından sıkıntı duyar, bazı kimselerde hastalık halinde olan el öptürmeden kaçınırdı.
Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen’in şu cümleleri Musa Efendi Hazretleri’ni tanımada ve anlamada yol gösterici mahiyettedir:
“Bir Anadolu kasabasının güzel mi güzel bir köyünde, yani benim köyümde 1950’lerin sonunda bir Kur’an kursu açılmış ve neredeyse namaz kıldıranın ve cenaze yıkayanın kalmadığı bir dönemde çok güzel ve verimli bir hizmete kapı aralanmıştı. Fakir aile çocuklarıydı bu kurslarda okuyanlar ve gelen yardımlarla geçimleri sağlanırdı.
İşte bu kursta okuyan çocuklar için birileri top top kumaşları gönderir ve gönül hanelerini mamur etmek amacıyla küçücük yaşlarda gurbete çıkmış bu fakir Anadolu çocuklarının tertemiz giyinmeleri sağlanırdı.
Acaba kimdi bu top top kumaşların sahibi mi diyorsunuz? Anadolu’nun ücra bir köyünde kurulmuş bir Kur’an kursundan haberi olan bir gönül adamı olmalıydı bu. İşte tam o yıllarda duymuştum Topbaş ailesini ve cömertlik timsalini.” Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: “Kâmil mü’minler ölmezler! Sadece dünya evinden âhiret yurduna hicret ederler.” ALLAH (cc), bu mânâ önderlerinin dünyasından bizi bigâne bırakmasın...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 23 Mayıs 2012, 08:57:53 Gönderen: Mustafakurt »
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #1 : 28 Mayıs 2012, 17:27:39 » |
|
ibretlik hikaye okumadan gecmeyin , ibret gibi nasihatlar “Ayşe teyze elli yıldır aynı yastığa baş koyduğu kocasıyla iki haftada bir aile hekimine gelir ve oturur oturmaz doktora şikâyete başlardı. ‘Kızııım, bu Ali amcan var ya, Allah ıslah etsin onu. Ali amcan, şöyle, Ali amcan böyle. Boşayacağım... bu adamı.’ Ali amca da bazen titreyen sesiyle ‘Asıl sen şöyle böyle yapıyorsun!’ diye kendini savunur ve bazen de susardı. Aile hekimi sakinleştirmeye çalışırdı: ‘Etme Ayşe teyze, bunca yıldan sonra, böyle küçük meseleler yüzünden değer mi? El âleme ayıp, bu kadar sabrettiniz birbirinize, şurada ömürden ne kaldı geriye.’
Kısa süre sonra Ali amcanın öldüğü öğrenilir ve Ayşe teyze bir yıl ortalıklarda görünmez. Günün birinde çıkagelir Ayşe teyze. Eski canlılığını yitirmiştir, suskunlaşmıştır, gözlerinin feri kaçmıştır. Oturur aile hekiminin karşısına. ‘Nasılsın Ayşe teyze?’ diye sorar hekim.
Gözyaşlarına eşlik eden titrek sesiyle ‘Ah evladım’ der. "Ali amcan öldüğünden beri hayatım bir kâbusa döndü. Peşlerinden neler çektiğim evlatlarımdan hayır yok. Ne oğlumun evine sığabildim, ne kızımın evinde bir köşecik bulabildim kendime. Ne gelimine yaranabildim, ne damadıma. Yapayalnız kaldım. Tek Ali amcan yaşasaydı da, bir iyilik etmesi lazım değil, hiç olmazsa evin bir köşesinde bir nefesi olsaydı...."
Görüyorsunuz, sizi en çok sevenler dâhil, herkes çekilip gidecek hayatınızdan, çocuklar yuvadan uçacak ve kimse size eşiniz kadar yakın kalamayacak. Sorun iffetsizlik değil, cana kast değil, akıl kaybı değil, hırsızlık değil, kumar değil, daha ne?
Anlaşamıyormuşuz. Anlaşamamanın canı cehenneme! Eşinizin basit eziyetlerine sabretmezseniz cenneti hangi eziyetle kazanacaksınız? Üstelik kimsenin yanında eşiniz kadar rahat olamayacağınızı da biliyorsunuz. Öyleyse, ciddi ahlaki sorunu olmadığı sürece, sırf maddi kararlarda anlaşamamak yüzünden eşinizi kırmayın. Her şey en iyi olamıyorsa, boş verin olmayıversin. Dilinizi tutun, dudaklarınızı ısırın, ama eşinizi kırmayın.”
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #2 : 28 Mayıs 2012, 17:46:48 » |
|
Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını .
Şems-i Tebrizi Hz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #3 : 28 Mayıs 2012, 17:47:43 » |
|
Eşiniz kızgın iken, siz sakin olun. Biriniz ateş iken, diğeriniz su olmalı. Hz. Ömer (r.a.)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #4 : 28 Mayıs 2012, 17:49:10 » |
|
Sizden biri ölümü temenni etmesin. Ölümü gelmeden onu niyaz etmesin. Çünkü biriniz vefat ettiğinde ameli (veya hayatı) biter. Oysa ömrü mümine sadece hayır ziyade eder.
Hadis-i Şerif (Kaynak: Müslim)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #5 : 28 Mayıs 2012, 17:50:32 » |
|
Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.
(ENFÂL SÛRESİ 29)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #6 : 28 Mayıs 2012, 17:52:57 » |
|
Beladayım gözlerimden ve de kalbimden. Zaman benim hastalığıma değil derman! Kitabıma günahlarımdır sürekli yazılan, Geçmedi mi ömür eğlenceye dalmaklan?
(Ömer b. Ma'bed)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #7 : 28 Mayıs 2012, 17:54:30 » |
|
İstanbul Edepte Gavsımızı Ağırlıyor...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #8 : 28 Mayıs 2012, 17:55:24 » |
|
Ya İlahi… Alan da sen, veren de sen, Her haleti gören de sen, Yok mu gönül veren desen;
Misk-i amber gibi güller derilmez mi Ya İlahi, Sen gibi güzele gönül verilmez mi Ya İlahi…
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Mustafakurt
Aliçerçili
Offline
Sülale: Meyreden Kurtlar
Mesaj Sayısı: 89
|
 |
« Yanıtla #9 : 28 Mayıs 2012, 17:56:28 » |
|
Ey dilim,sen benim hem servetimsin hem felaketim. Beni abad eden de sensin berbad eden de..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Esmahan Oğuz Erdal
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 139
|
 |
« Yanıtla #10 : 03 Eylül 2012, 21:58:51 » |
|
Yatmadan önce Amenerresulü okumayı unutmuyoruz kardeşlerim. OKUNUŞU VE ANLAMI; (Not: Lütfen videodan takip ederek ezberlemeye çalışın ve en kısa zamanda Kuran öğrenmeye teşvik olsun İnşa'Allah)
Bismillahirrahmanirrahim. Âmene'r-resûlü bimâ ünzile ileyhi min rabbihi ve'lmü'minûn. Küllün âmene billâhi ve melâiketihi ve kütübihi ve rusulih. Lâ nuferriku beyne ahadin min rusuli ve kâlu semi'nâ ve ata'nâ ğufraneke rabbenâ ve ileyke'lmasîr. La yükellifillâhu nefsen illâ vüs'ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyha mektesebet. Rabbenâ lâ tüahıznâ in nesînâ ev ahta'na. Rabbenâ velâ tahmil aleyna ısran kemâ hameltehû ale'llezîne min kablîna. Rabbenâ velâ tühammilnâ ma lâ tâkate lenâ bih. Va'fu anna vağfir lenâ verhamnâ ente mevlanâ fensurna ale'lkavmi'lkâfirin.
Anlamı: Rasûl, rabbinden kendisine inzâl olana iman etti. Hepsi de (mü’minlerin), iman ettiler Allâh ile, Allâh’a; meleklerine; kitaplarına; resûllerine. Rasûllerim arasında fark görmediler; işittik ve itâat ettik, mağfiretini isteriz rabbimiz, dönüşümüz sanadır dediler. Allâh kimseye teklif etmez kapasitesi dışındakini. Yaptığınızın kazancı da sizedir, kaybı da!.. Rabbimiz, unutursak veya hataya düşersek bizi bundan mesûl tutma. Rabbimiz, bizden evvelkilere yüklemiş olduğun ağır yükleri bize yükleme. Rabbimiz güç yetiremiyeceğimiz görevlerle görevlendirme. Bizleri affeyle, bağışla, merhamet buyur. Bizim mevlâmızsın, gerçeği örtenlere karşı bize zafer ihsan et!..
Bilgi: Hazreti Ali ve Hazreti Ömer’den gelen bir rivayette şöyle buyrulmuştur: -Akıllı bir insanın bu âyetleri okumadan uyuması asla mümkün olmaz’ Müslim ve Tırmızî isimli hadîs kitablarında mevcuttur ki; Hazreti Resûl aleyhi’s-selâm şöyle buyurmuştur: -Allahu Teâlâ sûre-i Bakara’yı iki âyetle sona erdirdi ki, bunları Arş’ın altındaki hazinesinden ihsan buyurdu. Bunları öğreniniz, kadınlarınıza, çocuklarınıza öğretiniz. Hem Kur’ândır, hem namazda okunur, hem de duadır.’ Bu âyet okunduktan sonra -âmin’ kelimesinin ilâve edilmesi hakkında da bazı hadîs-i şerîfler mevcuttur. Diğer taraftan bir başka hadîs-i şerîfte de bu âyetlerle ilgili olarak şöyle buyurulmaktadır: -Her kim sûre-i Bakara’nın son iki âyetini okursa, bu ona, gecenin âfetlerinden şeytanların şerlerinden korunmak için yeterli olur!..’ Hiç değilse günde bir defa bu âyetleri okumak muhakkak ki, bize çok faydalı olacaktır
“
|
|
|
|
|
Logged
|
- Okuyarak anlayamazsın hiçbir zaman "Hayat" denen o defteri.. Kaybedince anlar insanoğlu elinde tuttuğu o Kıymeti..!
|
|
|
Esmahan Oğuz Erdal
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 139
|
 |
« Yanıtla #11 : 20 Eylül 2012, 21:46:59 » |
|
Hz.Ömer (r.a), sessizce Allah Resulünün dinlenmekte olduğu odaya girer. Girdikten sonra bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası, bir torbanın içinde bir kaç kilo arpa, duvara dayalı birkaç ağaç yaprağı ve yerde Hz. Muhammed'in (s.a.v) üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasırdan başka bir şey göremez.
Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer'in hıçkırıkları Rasulullah'ı (s.a.v) uyandırır. Allah Rasulü uykudan kalkınca hasırın mübarek vücudunda iz yaptığını gören Hz. Ömer ise bu defa omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Peygamber (s.a.v) sorar:
- "Ey Hattab oğlu! Niçin ağlıyorsun?"
- "Ey Allah'ın Elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah'ın elçisisin. İzin versende bizde seni...'' diye devam eder.
Maksat anlaşılmıştır. Allah'ın elçisi gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm, tatlı bir el işaretiyle keser ve:
- "Bu dünya hayatı yalnızca bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gidince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı." (Ankebut/64) ayetini okuduktan sonra ekler;
- "İstemez misin Ey Ömer! Dünya hayatı onların olsun, ahirette bizim.."
|
|
|
|
|
Logged
|
- Okuyarak anlayamazsın hiçbir zaman "Hayat" denen o defteri.. Kaybedince anlar insanoğlu elinde tuttuğu o Kıymeti..!
|
|
|
|