Karalar
Aliçerçili
Offline
Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321
|
 |
« Yanıtla #19 : 19 Ocak 2009, 00:07:03 » |
|
ISRAIL'I ANLAMAK
Tevrat’ı okumadıysanız, Talmud, Kabbala, Mişna hakkında bilginiz yoksa, yahudi tarihini bilmiyorsanız yahudileri anlayamazsınız, ne de İsrail’in bugünlerde ve daha önceleri yaptığı katliam, saldırı ve orantısız askeri güç kullanımını çözemezsiniz.
Tevrat öğretisine göre öncelikle bir yahudinin gözünde diğer uluslar “goyim” dir, yani kafir, putperest ve barbardırlar. Kırın otu kadar bile değerleri, hayvandan farkları yoktur. Böyle biriyle evlenmek, dinsel paylaşım, konu komşu ilişkisinde bulunmak, arkadaşlık (müşareket) kesinlikle günah ve yasaktır. Ticaret yapılabilir. Ama ortaklık asla olamaz.
Tevrat’taki İsrail tanrısının ismi Yehova’dır. Bu Manitu, Thor, Zeus gibi özel bir isimdir. Uluorta söylenmesi, telaffuz edilmesi yasaktır. Tevrat okunurken bile bu isim geçtiği zaman “Adonay” olarak okunur. Tanrı Adonay yahudi halkını, daha doğrusu ırkını, milletler arasından seçmiş ve onları bir gün dünya egemeni yapacaktır. Yani hristiyan veya müslümanların tanrısından tamamen farklı bir tanrı anlayışı söz konusu. Bir dindar yahudi kendisinin tanrı tarafından seçilmiş olduğuna, ve diğer insanların şeytanın denetiminde olduğuna içtenlikle inanır. Hatta o insanlar kendilerini “şeytana satmış”lardır.
Tevrat’a göre Filistin toprakları (arzı mevut, eretz siyon) tanrı tarafından yahudilere verilmiş “vadedilmiş topraklar”dır. Yahudiler MÖ 1000 yıllarında bu toprakları kan dökerek ellerine geçirmişler ve burada yaşayan ulusları kadın çoluk çocuk demeden katlederek ilk İsrail krallığını kurmuşlardır. Bu katliamlar ayrıntılı bir şekilde Tevrat’ın Yeşu, Tarihler ve Krallar kitaplarında anlatılır. Ancak fırtına eken kasırga biçer. Hristiyan alemince İsa’nın öldürülmesinden de sorumlu tutulan yahudi halkı fanatik ve ırkçı inançlarından dolayı tüm dünyada adeta “persona non grata” olarak istenmeyen adam ilan edilmiş, her yerden kovulmuş, aşağılanmış, Nazi Almanya’sında Polonyalılar, çingenelerle birlikte toplama kamplarında soykırıma tabi tutulmuşlardır.
İsrail krallığı yıkıldıktan ve Yeruşalim’deki büyük mabet tahrip edildikten (MS 70) asırlar sonra bu toprakları Türklerden geri alarak 1948de yeniden İsrail devletini kurmuşlar ve Kudüs’ü (Yeruşalim) “ebedi başkent” ilan etmişlerdir.
En büyük ülküleri ise Kudüs’teki Mescidi Aksa ile Kubbetüs Sahra’yı yıkarak yahudi tapınağını (Süleyman Mabedi) yeniden inşa etmektir. Musevi inancında kilise olsun cami olsun tümü mekruh ve mundar yapılar olup kutsal toprakları kirletmektedirler. Mabedin inşası aynı zamanda “kainatın ulu mimarı” olarak gördükleri tanrının da iradesidir. Ve bu mabet/tapınak’ın, Tapınak Şövalyeleri ve uluslararası duvarcıların (ing: mason) yıllardan beri süregelen plan ve programları çerçevesinde zamanı geldiğinde inşa edileceği öngörülmektedir. Tüm dünyaya yayılmış bulunan Lions Club, Rotary, Mason Dernekleri ile Bilderberg, B’nai B’rth, CFR gibi kuruluşlar dolaylı veya dolaysız olarak musevi ülküsü lehinde çalışan kuruluşlar olup hepsinin nihai amacı tapınağın inşasıdır.
Tevrat’a göre Yahudiler peygamber İbrahim’in soyundan (ibrani) geldiklerine inanırlar. Yahudi dini salt ibrani ulusuna özgü bir dindr. O soydan gelmeyen biri istese de yahudi olamaz. Kan bağı ve ırksal faktörler söz konusudur çünkü. Tevrat’ta ilk insan Adem’den başlayarak sayfalarca süren İbrahim, Davut ve Süleyman’ın soylarının, çocuklarının ayrıntılı bir şekilde dökümü yapılır.
Musa şeriatının temelini “göze göz, dişe diş” ilkesi oluşturur. Örneğin, birinin ineğini çalan ineği sahibine geri verdiği gibi ayrıca bir de kefaret vermek zorundadır. Yani bir de ek bir tazminat öder. Örneğin, çaldığı ineği geri verdiği gibi üstüne bir veya iki inek daha vermek durumda kalabilir. Yani cezasını misliyle çeker.
Yani kötülüğün karşılığı eşit oranda bir ceza değil misliyle beş katı on katı olarak ödenen cezalardır. Tabi bu ceza uygulaması yahudiler arasında kardeşin kardeşe işlediği suçları kapsar. Suçu işleyen yahudi değilse o zaman verilecek cezanın sınırı olmayabilir. Yani o zaman ineği çalan bir goyim ise, ineği vermekle iş bitmez, bunu cezası ateşte yakılarak veya taşlanarak öldürülmek gibi orantısız çok ağır bir ceza olabilir.
Şimdi anladınız mı İsrail niye orantısız güç kullanıyor ve sivillere, kadınlara ve çocuklara bu kadar acımasız? Çünkü onların Musa şeriatına göre hiçbir değerleri yok, öldürülmeleri, yok edilmeleri gerekli olan şeytanın çocuklarıdır. Böyle bir ırkçı ve fanatik inanca sahip olan biri ancak bu tür katliamları ve saldırıları gözünü kırpmadan yapar. Yine de tüm yahudilerin bu inançta olduğunu sanmıyorum.
Dikkat edelim ve hatırlayalım: aynı orantısız güç kullanımını tamamen sivillerin yaşadığı askeri ve stratejik hiçbir önemi olmayan savunmasız iki kenti, Hiroşima ve Nagazaki’yi atom bombasıyla yok eden ABD yapmıştır. ABD aynı katliam ve vahşeti Vietnam’da da göstermiştir. ABD yönetiminde en çok hangi lobi grubunun etkin olduğunu söylemeye gerek var mı?
|