09 Haziran 2026, 08:09:32 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: GIYBET  (Okunma Sayısı 758 defa)
Abdulkadir
Yönetici Yardımcısı
*****
Offline Offline

Sülale: köy imamı
Mesaj Sayısı: 1089


« : 12 Haziran 2020, 00:20:59 »

Gıybet yapan bazen bir dost olabilir. Kişi arkadaşının hatırını kırmamak adına gıybete ya sessiz kalır ya da bir takım eklemeler yapar. Hâlbuki Allah (c.c.) katındaki konumumuz kulların
yanında ki değerimizden daha önemli ve daha önceliklidir.

Ali Ulvi Kurucu’nun “Hatıralar” isimli eserden; Konya’nın mânevi mimarı Hacı Veyis-Zade Mustafa KURUCU (Rahmetullahi Aleyh) den bir hatırayı buraya kaydediyoruz. İnsan bu Allah dostlarının hallerini görünce, duyunca, “İşte Müslümanlık böyle olur” demekten kendini alamıyor.

1932 veya 1933 senelerinin birisinde Konya’nın Aziziye Camii’nde müezzin mahfilinde ders çalışıyordum. Camiide Abaoğlu Abdullah Efendi diye sonraları müftü de olan, Konyalı bir âlim vaaz ediyordu. Derse çalışırken O’nun konuşmalarını da duyuyordum.
Hoca dedi ki:
“Esnafdan bazı gençler geliyorlar, Hocam diyorlar, namaz borçlarımız var, kazaya kalmış namazlarımız var. Ne dersiniz ikindi ile yatsının ilk sünnetini kazaya sünnet etsek de, geçmiş namazların borcundan kurtulsak, olmaz mı? diye soruyorlar.
Ben onlara; Kurtul oğlum borçlu gitme. Onlar sünnet-i gayri müekkededir, kazaya kalanları ödemek farzdır. Bunlardan sorulacaksın. Aman
oğlum kıl da kurtul, diyorum… Fakat gelde bizim Mustafa Efendi’ye anlat. Allah selâmet versin. Bu borçlu insanların üzerine, üstelik bir
de evvâbinler, teheccüdler, işrâklar, kuşluklar katıyor. Be Mustafa Efendi, insaf et yahu! Bu adamlar borçlu… Nafile kılmaları, borçlu adamın ziyafet çekmesine benzer. Sen bunlara nafile kıldırıyorsun. Fakat anlatamadık, bu mübarek Mustafa Efendi’ye canım…”

Ben bunları duydum. Tabii amcam ya, ağırıma gitti, kızdım. Hemen amcama yetiştirdim. Allah rahmet eylesin beni dinledi.
Bana, “Ya öyle mi söyledi?” filan demeden, çok kızgın bir sesle:
“Ulan!...” diye söze başladı.
Bu kelimeyi amcamın ağzından ilk defa duyuyordum… Bugün yetmiş küsur yaşındayım, hâlâ bu “ulan” kelimesinin acısını duyarım. “Neden ben amcama ulan dedirttim?” diye hâlâ içim yanar. Amcam: “Ulan, dedi: Ulan, hoca benim ne olduğumu bilmediği için sövmüş, ne mal olduğumu bilseydi, beni döverdi.
Ben sövülecek bir insan değilim, dövülecek insanım!..”
Keşke o anda yer yarılıp da yere geçseydim. Allah şahidimdir, günlerce amcama görünmedim. “Acaba tekrar, ulan mı diye-
cek? Selâmımı mı almayacak, elini mi vermeyecek” diye günlerce
gözüne görünmedim. (Ali Ulvi KURUCU /Hatıralar: 233,234)

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor ;
"Onların gizli konuşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka vermeyi veya bir iyilik yapmayı yahut İNSANLARIN ARASINI DÜZELTMEYİ İSTEYENLER böyle değildir.” ( Nisâ sûresi 114.Ayet)

“Sulh dâimâ hayırlıdır.” (Nisâ sûresi 128)

Âyet-i kerimede sözü edilen sulh, birbiriyle anlaşmazlığa düşen karı kocanın barışıp anlaşmasıdır. Zira anlaşma yollarını araştırmadan boşanmak, Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi, Allah Teâlâ’nın hiç hoşlanmadığı bir davranıştır (Ebû Dâvûd, Talâk 3; İbni Mâce, Talâk 1) başka bir hadisde ; "Kadın ile eşinin arasını bozan bizden değildir" buyrulur. (Ebû Dâvûd, Talak 1,

وقال تعالى: {إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ } .

“Mü’minler kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulun.” (Hucurât sûresi 10)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"İki kişinin arasını bulman, (haklarında adaletle hükmetmen) bir sadakadır."

(Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Müslim, Zekât 56)

Ümmü Külsûm Binti Ukbe İbni Ebû Muayt radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:

“İnsanların arasını bulmak için hayırlı haber götüren (veya hayırlı söz söyleyen) kimse yalancı sayılmaz.”
( Buhârî, Sulh 2; Müslim, Birr 101; Ebû Dâvûd, Edeb 50)

Dinimizde yalan söylemek günah olmasına rağmen, iki Müslümanın arasını yapmak için söylenmesi caiz oluyor. Buradan bu işin ne kadar ehemmiyetli önemli olduğunu anlayabiliriz.

Bir de işin tam tersi var. İki hocayı birbirine adeta düşman etmek için, iki iş adamını, karı kocayı, gençle anne babasını, akraba arasını açmak için yarışan kardeşlerimiz oluyor. Laf getirip götürmeler, dedikodular ve olaylara akli selim değilde ayrıştırıcı yaklaşıp kışkırtmalar yanlıştır.

Böyle bir hadise ile karşılaştığımız zaman Yüce Rabbimizin emrine rızasına uygun, Nebi Zişan Efendimizin sünnetine tabi olarak güzel ahlakla muamele etmeye gayret göstermeliyiz.
(Abdulkerim Temizcan)
Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!