18 Nisan 2026, 22:55:09 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: ELEKTROMANYETİK ALAN  (Okunma Sayısı 2882 defa)
Hüseyin Ertuğrul Oğuz
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Karalar
Mesaj Sayısı: 132



« : 27 Şubat 2010, 19:03:41 »

ELEKTROMANYETİK ALAN

Bu yazıyı okuyup bitirdikten sonra, büyük bir ihtimalle, yazı birçoğunuzun
ilgisini çekecek; fakat bir müddet bu konuda özen gösterip, sonra
unutacaksınız... Ama hayat kalitesinin ve süresinin artması, aynı zamanda
daha
sağlıklı bir yaşam için, bazı bilgileri hatırdan çıkarmamak, hatta "sık
kullanılanlar" listesine eklemek gerekir...
"Elektromanyetik Alan" konusunda doktora yapmış olan, çok sevdiğim dostum
Doç. Dr. Ayşegül YILMAZ' dan , seneler önce değerli bilgiler öğrenmiş ve çok
etkilenmiştim. Birçok konuda beni yarı yolda bırakan hafızam, bana bu konuda
yardımcı oldu ve bu defa unutmadım öğrendiklerimi, sizlerle de paylaşabiliyorum
bugün...
Seziyordum aslında bu elektronik aletlerin tehlikesini, ama emin değildim...
Birçok işimizi elektronik bir alet yardımıyla gördüğümüz günümüzde, nimet
gibi geliyordu bana her alet ve gereğinden fazla kullanıyordum teknolojiyi.
Fakat sonradan öğrendim ki evlerimizin hatta ceplerimizin içinde taşıyormuşuz
tehlikeyi. "Cep telefonlarının zararı ispatlanmadı diyenler, özellikle çocuk
ve gençlerdeki lösemi artışını araştırsınlar" demişti Ayşegül hanım... Ayrıca
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan
açıklamaya göre, aşırı radyasyona maruz kalanlarda tiroid kanseri riski de
artıyor. Televizyon, bilgisayar, cep telefonu, çamaşır, bulaşık, saç kurutma
makinesi, klima, vs... gibi hayatımızı kolaylaştıran bu aletlerin, aynı
zamanda vücudumuza, özellikle de kanımıza en büyük zararı veren sinsi düşmanlar
olduğunu bilseydik vazgeçebilir miydik acaba onlardan? Hayır. Vazgeçemeyiz!
Ama en azından bilinçli kullanarak riski en aza indirebiliriz. Neler yapabiliriz? :

*1.* En çok manyetik alanı saç kurutma makinesi ve ütü yayar( bunlar
çalışırken elektrik saatine bakın ),  bu aletleri kullanırken acele edin, işinizi çabuk
bitirin. Aynı zamanda saç kurutma makinesinin yaydığı manyetik alan sinüzit
ve migrene de neden olabiliyor ( özellikle süslü kızlar, makineyle fazla oynamayın !..)

*2.*  Yatak odalarında bilgisayar olmamalı. Süleyman Sönmez'in     bu konuda
yazdıkları çok ilginç: "Yatak odalarında televizyon, bilgisayar ya da cep
telefonu bulunması tahmin edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Havayı iyonize
eden elektromanyetik alan yüzünden çoğu zaman bir koku ile algıladığımız
ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü parçalar havada asılı kalırlar.
Saatlerce havalandırsanı z bile tam olarak ortamdan süpürülmezler.
Komikgelebilir ama bu iyonize parçacıklarının katı bir süpürge gibi
bir örtü kullanılarak odadan çıkarılmaları ya da güçlü bir rüzgârla uzaklaştırılmaları
gerekir. Aksi halde her nefes aldığınızda ciğerlerinize bu parçaları
çekiyorsunuz demektir.
Bilgisayarı oluşturan temel bileşenlere baktığımızda ekran ve kasa içindeki
parçaları incelememiz gerekir. Ekran (monitör) bu parçaların en etkin
olanlarından biridir. Vücuda verdiği zararların ilki, bedeni statik elektrik
yükü ile yüklemesidir. Bu, topraklanmazsa vücutta biriken elektrik;
yorgunluk, uykusuzluk, sinirlilik hali ve saçlarda dökülmeye yol açar. İkinci
zarar ise radyasyondur. Ekranda görüntü elde etmek için kullanılan
metotların hiçbiri henüz sağlıklı değildir. Bu elektromanyetik radyasyona
"elektron tabancası" dediğimiz ve "katot tüpü"nün arkasında monitörün içinde
bulunan parça, tam anlamıyla bir  "X ışını" yani  "röntgen cihazı" gibi çalı
şarak destek olur. Bildiğiniz gibi röntgen hiç de sevilen bir şey değildir.
Yurtdışında hamile bayanlar özel koruyucu giysiler olmadan ekran karşısında
çalışamazlar. Ayrıca ekranların bir diğer zararı, kullandıkları renk skalası
yüzünden özellikle oyunlarda beyni yormalarıdır. Yıllar önce Pokemon çizgi
filminde kullanılan bir sahnede titreşen, yanıp sönen ekranlar yüzlerce çocu
ğun hastaneye geçici sara teşhisiyle kaldırılmasıyla sonuçlandı. Birçok
ülkede bu nedenle bu dizi yasaklandı. Normal bir ekran saniyede 70Hz
dediğimiz bir hızda titreşir ve görüntüsünü tazeler. Oysa sağlık için alt sınır 100Hz
dir. Bu, televizyonlar için de böyledir. Daha düşük hızlarda, bozulmaya yüz
tutan floresan lambalar gibi, gözleri ciddi anlamda yorarlar.
Ekran dışında, kullanılan  işlemci ; içinde sürekli elektrik akımı gezen ve
manyetik alanı son derece güçlü olan bir parçadır. Keza hard disklerin de en
yavaşı bile dakikada 5400-7200 kez döner. Dile kolay, bu saniyede yüz
dönüşdemektir. Olu
şturduğu manyetik alanı siz düşünün... Bilgisayar hakkında çok konuştuk ama
maalesef bitmedi.
        Elinizin hemen altındaki klavye ve mouse ise her hareketinizde
elektrik sinyalleri gönderir.  Aynı şekilde uzun süreli klavye ve mouse
kullanımı maalesef bilekleri ve eli deforme etmektedir. "RSI (Repetitive
Strain Injury)" denen sürekli aynı bedensel hareketlerin tekrarıyla oluşan
eklem rahatsızlıkları ve "Carpal Tunnel Sendorumu  ( tekrar eden hareket
sendromu )" ciddi sonuçları olan ve ameliyat gerektirebilen hasarlar
verirler. Lazer baskı yapan yazıcılar, çalışmaları sırasında ozon gazı
üretirler.
Uzmanlar kanser ve bağışıklık sistemi hastalıklarının, manyetik alanın
zayıflattığı bünyelerde oluştuğunu söylüyorlar. Mesela çoğumuzun kullandığı
Bluetooth kablosuz bağlantısı için HP firmasının resmi kitapçığı "lütfen sağ
lığınız için bir metreden kısa mesafede Bluetooth kullanmayın" diyor.  Oysa
bir dizüstü  bilgisayarda siz 30 cm. den kullanıyorsunuz cihazı. Öyleyse
neden manyetik alan bu kadar zararlı? Çünkü bedenin emir komuta ve iletişimde
kullandığı temel dili elektro-kimyasaldı r. Güçlü manyetik alanların bu
hassas iletişimi zedelediği biliniyor.
        Bütün bunlara rağmen gibi teknolojinin terk edilmesi mümkün değil.
Bunun yerine gereken kurallara ve önerilere uyulması gerekir. Mesela eğer
bütçeniz yetiyorsa LCD dediğimiz ince ekranlardan alın. Bunun radyasyon
seviyesi daha düşüktür. Bilgisayar kasanızı bedeninizden uzak tutun.
Kabloları mümkün olduğunca uzun tutarak çevrenizdeki boş alanı uzatın,
dizüstü
bilgisayarları asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde kullanmayın.
Bilgisayar masanızı metal aksamdan değil ahşap ve elektrik yükü
tutmayacak şekilde
oluşturun. Bilgisayarınızı n bağlı olduğu prizi mutlaka topraklı
yaptırın. Günde
bir kaç saatten fazla keyif, oyun ve web gibi zorunlu olmayan aktiviteler
için bilgisayar karşısında zaman harcamayın. Son olarak bilinen tüm
elektronik cihazlarda elektromanyetik alanı yakalama becerileri yüzünden
özellikle ametist kristalleri kullanmanızı ve bilgisayarınızı n yakınına
koymanızı önereceğim. Bu ametist kristalleri belli aralıklarla deniz suyuyla
topraklandıkları nda elektrik yükleri sıfırlanarak gereken koruma alanını sa
ğlamaya devam ederler."
  Ametist kristallerine bu tür taşları satan ya da bu tür taşlarla takı
yapan yerlerden ulaşabilirsiniz sevgili okurlar, ben şahsen Balıkesir
Dursunbey Güğü Köyü'nde çalışırken, köyde ametist madeni olması
nedeniyle,    bol miktarda ametist kristali edinmiştim.

*3.* Eğer acil servis doktoru falan değilseniz, *cep telefonu
uyuyacağınız
odada asla açık olarak kalmamalı.* Özellikle "yavuklularından" mesaj ya da
çağrı bekleyen *zamane veletleri*, teknoloji özürlü  anne ve babalarını,
"sabah kalkmak için alarmı kurdum" gibi modası geçmiş bahanelerle kandırmaya
çalışabilirler.  Bu ebeveynleri uyarmayı yine bir ebeveyn olarak vazife
kabul ediyorum ve vazifemi yapıyorum; telefon kapalı iken alarmının
çalmaması için, o telefonun bir "takoz" olması gerekir sevgili veliler,
günümüz telefonları kapalı iken de alarmları çalar, kanmayın, telefonları
yatarken kapattırın!
Bazı hatlar çok ucuz ( hatta bedava ) konuşturuyor diye cep telefonları ile
uzun konuşmamalı ( beni tanıyanlar "söyleyene bak" demesinler lütfen... ).
Yapılan araştırmalara göre 20 dakika boyunca cep telefonu ile kesintisiz
konuşanların, bir sağlık kuruluşunda beyin kontrolünden geçmesi gerekiyor.
Nitekim telefon ile konuşurken sınırı aştığımda hep başım ağrır... Bütün
bunların yanında, telefon şarj olurken konuşurken telefonun patlama gibi bir
tehlikesi oluğunu da unutmayalım...
Telsiz telefonlarda da benzer tehlikeler mevcut, ev telefonunuz telsizse değ
iştirin, kablolu alın. ( Bu fikir beylerin daha çok hoşuna gidecek sanırım,
çünkü telefonla konuşurken gezemeyeceğimizden telefon faturası belirgin bir
biçimde düşer! Doğruluğu tarafımdan denenerek ispatlanmıştır...)

*4.* Kablosuz internet erişiminin kansere neden olduğu, ilk olarak da
çocukları ve gençleri etkilediği ispatlandı. İnternet bağlantınız da kablolu
olsun ve çocuklarınız internette az önce belirttiğimiz gibi sınırlı
kalsınlar, onların internet bağımlısı olmalarını engelleyin. İnternet bağ
ımlılığının tedavi gerektirecek kadar önemli bir hastalık olduğunu, bunun
için birçok ülkede ve de İstanbul'da internet bağımlıları için
rehabilitasyon merkezleri açıldığını unutmayın...

*5.* Çamaşır ve bulaşık makineleri çalışırken yanında durmayın     ( mesela
bulaşık makinesini çalıştırıp yanındaki masada keyif çayı içmeyin veya masa
keyfi yapmayın ), çünkü çok manyetik alan yayarlar. Özellikle çamaşır
makinesinin, çamaşırları döndürme aşamasında hemen uzaklaşın...

*6.* Son olarak; kullanmadığınız aletleri fişten çekin*. ABD'de
yapılan araştırmaya göre, "stand by" da yani bekleme modunda kalan aletler,
ABD' ye yılda 4 milyar dolara mal oluyor ve California eyaletinde geçen yıl
çıkarılan yasaya göre artık bilgisayar, DVD player, Play Station gibi
elektronik cihazların kitapçıklarında, bekleme modunda tükettikleri elektiri
ğin de belirtilmesi gerekiyor. Ve ABD'de bekleme modunda tüketilen elektiriğe
" vampir elektirik" deniliyor. Bu da gösteriyor ki *elektronik aletler fi**ş
**ten çekilmedi**ğ**i, en azından güç dü**ğ**mesinden kapanmadı**ğ**ı sürece
bizim için tehlike yaymaya devam ediyor.
Tüm bu aletlerin neden olduğu masraf ve küresel ısınma
yetmiyormuş gibi, bizi de tüketiyorlar yavaş yavaş. Gördüğünüz gibi hayat kolaylaşırken kısalıyor sanki. Kolay
ve hızlı; fakat kısa. Bu manyetik kirlilik içinde, eğer dikkatli olmazsak,
bizim küçükken birlikte yaşadığımız nine ve dedelerimiz, gelecekte birer
masal olacaklar sanırım, insanların genç yaşlarda hayata veda etmelerine
bakılırsa yeni nesil nine ve dedelerini tanıyamayacak çünkü.
Logged
Seher Demir
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Dervişler
Mesaj Sayısı: 146


WWW
« Yanıtla #1 : 27 Şubat 2010, 20:53:15 »

     Bu bilgiler için teşekkürler.Ama malesef bile bile ömrümüzü kısaltıyoruz....Özellikle yattığımız odada açık olan telefonlarımız.Daha dikkatli olmak kendi elimizde aslında.....selam ve dua ile
Logged
Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!