Duyurular => Kutlama Mesajları => Konuyu başlatan: Mehmet Sayın üzerinde 19 Mart 2008, 00:47:24



Konu Başlığı: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 19 Mart 2008, 00:47:24
                Bu gece Mevlid Kandili


(http://img264.imageshack.us/img264/526/216dp.gif)

(http://img163.imageshack.us/img163/2677/94ze7ad.gif)

(http://img163.imageshack.us/img163/8357/216my7sz.gif)

(http://img408.imageshack.us/img408/4895/canan1ft3.jpg)


Allah'ın Rahmeti bereketi inananların Üzerine olsun kadilimiz Mubarek olsun

                     
Peygamber efendimizin doğum günü olarak kutlanan Mevlid Kandili için Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu açıklama yaptı.
             
 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Mevlid Kandili'nin Hazreti Muhammed'in sunduğu bütün değerleri ve yol gösterici öğütlerini anlama ve bu anlayışla yaşama ve yenilenme zamanı olduğunu belirtti.

Bardakoğlu, "O'nu (Hazreti Muhammed) sevmek ve örnek almak, yalın bir taklit ve sünnetinin belirli şekillere hapsedilmesi değil, sünnetinin ve siretinin bütün yönleriyle tanınması, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrının güncelleştirilerek hayatımıza yansıtılması, güzel ahlakının ve öğretilerinin davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapılmasıdır" dedi.

Bardakoğlu, yarın kutlanacak Mevlid Kandili nedeniyle yayınladığı mesajda, "Milletin ve bütün İslam aleminin her yıl yeni bir heyecanla Allah'ın bütün insanlığa rahmet elçisi olarak gönderdiği ve peygamberler zincirinin son halkası olan Hazreti Muhammed'in getirmiş olduğu ilahi mesajı anlama, ortaya koymuş olduğu eşsiz örnek ahlakını özümseme, O'na duyulan engin ve içten sevgiyi gönüllerden sözlere ve toplumsal bilince aktarma düşüncesiyle asırlardır O'nun dünyaya gelişinin Mevlid Kandili olarak kutlanmaktadır" dedi.

Hazreti Muhammed'i en iyi biçimde tanıtan Kuran'ın, onun hayatını "yaşanabilir en güzel model" olarak takdim ettiğini ve kendisinin örnek alınmasını istediğini vurgulayan Bardakoğlu, "O, "bizim içimizden bize gelmiş' (Tevbe, 9/128) ve "alemlere rahmet olarak' (Enbiya, 21/107) gönderilmiş bir elçidir. "İçimizden biri' olması, O'nun örnek olmasının imkanına işaret içindir. Ancak unutulmamalıdır ki, örnek almak için örnek alınacak şeyin doğru anlaşılması gerekir. Doğru bilgi olmadan anlamaktan söz edilemez" dedi. Bardakoğlu şunları kaydetti:

"Onu sevmek ve örnek almak, yalın bir taklit ve sünnetinin belirli şekillere hapsedilmesi değil, sünnetinin ve sbütün yönleriyle tanınması, insanlığın huzur ve mutluluğu için yaptığı çağrının güncelleştirilerek hayatımıza yansıtılması, güzel ahlâkının ve öğretilerinin davranışlarımızın mihveri ve rehberi yapılmasıdır. O Rahmet Peygamberi, "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olamazsınız' buyurarak birbirimizi sevmeyi imanın bir gereği olarak ifade etmiş, sevgi ve imanı toplumsal barışın temel direği yapmıştır."

Bardakoğlu, Mevlid Kandili'nin, "Hazreti Peygamber'in sunduğu bütün değerleri ve yol gösterici öğütlerini anlama ve bu anlayışla yaşama ve yenilenme zamanı" olduğunu ifade ederek, bu değerleri fark etmek ve onları bir davranış bilincine ve yaşanan bir hayat haline getirebilmenin, dindarlığın temel hedefi olması gerektiğini belirtti.

 


Konu Başlığı: Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 19 Mart 2008, 08:38:48
    Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

   Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

   O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

   İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

  Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

  Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

  O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

  Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

   Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.



Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Öksüz üzerinde 19 Mart 2008, 10:26:13
Hû diye Hû diye diye

Bize Efendimiz Hz. Muhammed’i (S.a.v.) gönderen, tanıtan ve sevdiren Rabbimize şükürler olsun. Ey Yüce Yaratıcı; Sana ne kadar şükretsek ve Seni ne kadar zikretsek azdır. Tüm zikirler Sana’dır. Sen her şeye Kadirsin ve her şeyin üstündesin. Subhanallahi ve bihamdihi, Subhanallahil Azim.
Efendimiz ve zikir
* Peygamber efendimiz'e (s.a.v);
İşlerden hangisi faziletlidir? Diye sordular. Buyurdu ki; "Öldüğü zaman dilinin, Allah-u Teala’nın zikri ile yaş olmasıdır." (Beyhaki)
Bugün'ün Hürmetine Rabbimiz Allah tüm inanaları bagışlasın Kandilimiz mubarek olsun


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Karalar üzerinde 19 Mart 2008, 14:10:08
Butun koylulerimin ve Islam aleminin mubarek Mevlid kandilini kutlarim , Dualarimizin kabulu dilekleri ile..


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Hüseyin Bahadır Tosun üzerinde 19 Mart 2008, 16:22:53
(http://img337.imageshack.us/img337/540/tosunfx2.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ramazan Oğuz üzerinde 19 Mart 2008, 19:51:14
Tüm hemşerilerimin mübarek Mevlid kandilini kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Furkan Kavalci üzerinde 19 Mart 2008, 20:36:46
Mevlid kandilinizi kutlar dualarinizin kabulunu dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ayşe Gür Teke üzerinde 19 Mart 2008, 21:05:07
Mukaddes Şekil
Asiller içinde asil soy;
İbrahim Rasule varan boy...

Ne zaif,ne toplu,tam nisbet...

Ortadayken uzuna yakın boy.

 

Benzi de hem beyaz,hem esmer...

Saçından siyahlık nur emer.

Dudaklar bir şiir,kıvrımdan;

Burnunda çok hafif bir kemer.

 

Ya gözler?Madeni siyahın;

Sakalsa,bestesi gümrahın.

Düşün ki,ilahi aşka denk,

Çizdiği o çehre Allah'ın.

 

Dişleri yontulmuş ahenkten;

Diş diş nur,diş diş nur,hevenkten.

Ne desin çizgiler ve renkler?...

O bir ruh,çizgiden ve renkten...

 

Teninin ipekti dokusu;

Yoktu hiç buruşmak korkusu.

Eller ki,değdiği her yerde,

Kalırdı günlerce kokusu.

 

Sahabi diyor ki:''Ona dik

Baktıkça her defa göz eğdik.

Görünüş,Onda tüm değildi;

Yanardık Onu tüm göreydik.''

 

              N.FAZIL KISAKÜREK


 
 

Kandiliniz mübarek olsun. Duanızda beni de unutmayın inşallah:)
 
 



Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 19 Mart 2008, 21:58:31
(http://ehlibeyt-nuru.com/images/resim//resim.gif)

Bir Sevgili

Kelimeler anlatır mı Aşk-ı Muhammedi.
Nabi yazdı, Medine Ezan diye dinledi.
Süleyman mevlidi gönüllere nakşetti.
Ben yazabilir miyim Ey Sevgili?

Gerçekte adımlayamadım bastığın yerleri.
Mekke, Medine olmadan açılır mı kalbim
İstanbul’da Eyüp, Üsküdar ayak izleri
Bursa, Konya, Kayseri hep sevgilinin şehirleri.

Ey Nebi sevenlerinin gül kokuyor elleri
Hadim’de yükseklerde öptüm o güzel erleri
Huzurdu, muhabbetti farklıydı dilleri
Kadiri, Nakşi, Halveti, Mevlevi; hepsi Sevgili

Göremedim , gören gözleri gördüm, gönülleri
Dizilmiş yoluna aşkında erimişleri
Mevlana dedi; Aşk her asrın muallimi
Türkü, Kürdü, Arap’ı, Acemi; hepsi Muhammedi

Yanında olmak isterdim bir Ali
Dizlerinin dibinde, kanatlarının altında bir Hüseyni
Biliyorum, bugün yanında olanlar Halili
Her zaman kazanacak Aşk-ı Muhammedi
Bir güneş gibi üzerimize doğdun Ey sevgili

Belki rüyama gelir sevgili Nebi
Heyecanla sıçrarım delerim gökleri
Bir dakika hazırlanın ev sahipleri
İşte geliyor Ümmetin Peygamberi

Rüyaya gerek var mı ki
İşte şimdi coşturuyor gönülleri
Ben biliyorum kendi aczimi
İstiyorum bir hücrem olsun Sevgili

Önümü aydınlatan hep O’nun sözleri
“Her birinizin her bir eklemi
Ve kemiği için bir sadaka gerekli
Sadakadır her tespih ve hamdi

Sadakadır kötülüğü engel, tavsiye iyiliği
Kuşluk vakti iki rekat namaz karşılar her şeyi
Ebu Zer ulaştırdı İslam’ın Mesih’i
Zühd, takva ve kanaat sahibi, işte bir gönül Eri

Bizler yolcuyuz, kendimizi bileli
Ben yazmadım , yazdırdı gönül eri
Varın siz düşünün derinliği
Yunusu , Şemsi tüm kainatın velisi
Cümle alemin tek sevgilisi
Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)

 Hüseyin Savaş


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Sabiha Oğuz üzerinde 20 Mart 2008, 00:16:48
Mevlid Kandilinizi kutlar. Yüce Allah'tan hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 20 Mart 2008, 10:52:42
(http://www.habervaktim.com/resim/resim13375_1.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Sabiha Oğuz üzerinde 25 Şubat 2010, 10:06:39
Mevlid Kandilinizi kutlar. Yüce Allah'tan hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 25 Şubat 2010, 15:22:52
(http://img03.blogcu.com/v2/images/editor/s/a/g/saglikci87/16735903923434_1259763182.gif)

                  Göklerde Ahmed, yerde Muhammed (sav.)

25 Şubat 2010 Perşembe : 15:26 DİN VE AHLÂK

O, gökler, yer, arş, kürsî, cennet ve cehennem yaratılmadan üç yüz yirmi dört bin sene önce Allah’ın, kendi nurundan bir parça alıp o nurdan ruhunu yarattığı ve ...

Moralhaber.net yazarı Emine Fikriye'nin yazısı...

                                  O, kâinat için asıl olandı.

  O, gökler, yer, arş, kürsî, cennet ve cehennem yaratılmadan üç yüz yirmi dört bin sene önce Allah’ın, kendi nurundan bir parça alıp o nurdan  ruhunu yarattığı ve ezelden sevgili diye isimlendirdiğiydi.

     O, başına hidayet, boynununa alçak gönüllük, gözüne hayâ, alnına yakîn, ağzına sabır, diline doğruluk, yanağına muhabbet, göğsüne nasihat, kalbine vera,  içine zâhitlik, dizlerine korku, ayaklarına istikamet yerleştirilendi.

     O, hilm ve güzel ahlakla süslenendi.

     O, kalbine merhamet doldurulan,

     O, şefkatle terbiye edilen,

     O, ikramla yüceltilendi.

     O, başına yakin tacı konulan,

  hidayet cübbesi giydirilendi.

     O, yakîn ağacının üstünde kırk bin sene Allah’ı tesbih edendi.

     O, hakkın yarattığı nurdan kandil içinde, Allah’ın her bir ismi için bin yıl tesbihte bulunandı.

     Rahman ismine geldiği zaman Allah’ın rahmet nazarına mahzar olandı.

     Rabb’ın  nazarı karşısında döktüğü hayâ terlerinin her bir damlasından, peygamberlerden birinin ruhunun  yaratıldığı nurdur O.

  Kahhâr ismine ulaşınca, haşmet - i ilahiyeden dolayı mümin ve kâfirlerin sayılarınca ter döken,

  döktüğü terlerden evliyaların, müminlerin ve kâfirlerin ruhları yaratılandır O.

     Risalet vazifesiyle seçkin kılınandır O.

     Kendisine bakılınca Kuran’ı Kerim, Kuran’ı Kerim’e bakılınca kendisi görülendir O.

  O, insanlara kurtuluş vesilesi olan idi.

     Hz. Adem toprak ile su arasındayken o nebi idi.

     Adı  göklerde Ahmed, yerde Muhammed (sav) idi...

Kaynak kitap:  Aziz Mahmut Hüdai  Hulasatü’l - Ahbar

moral haber


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ali İhsan Çiçek üzerinde 25 Şubat 2010, 18:58:25
Mübarek Mevlid kandilinizi kutlar, herşeyin gönlünüzden geçtiği gibi olmasını temenni ederim.

Kandiliniz mübarek olsun


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ali Rıza Özaslan üzerinde 25 Şubat 2010, 19:01:16
Toprağım Mübarek İnsanları,

Mübarek Kandilleriniz Olsun...


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ramazan Oğuz üzerinde 25 Şubat 2010, 20:54:21
Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Seher Demir üzerinde 25 Şubat 2010, 22:48:38


Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmisinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sicakligi yuvamiza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ramazan Oğuz üzerinde 13 Şubat 2011, 23:56:53
Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Gönderen: Mustafa Oğuz üzerinde 14 Şubat 2011, 08:53:12
    Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

   Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

   O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

   İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

  Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

  Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

  O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

  Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

   Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.



Mevlit Kandili'miz kutlu olsun.
Mevlit Kandili'miz kutlu olsun


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ayşe Gür Teke üzerinde 14 Şubat 2011, 10:19:52
Rabbim dolu dolu yaşamayı bu gecenin hakkını verebilmeyi cümlemize nasip etsin inş.....


Konu Başlığı: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ali Rıza Özaslan üzerinde 14 Şubat 2011, 17:35:43
Mübarek peygamberin,mübarek ümmetleri,
Mübarek Aliçerçi'ler,kandiliniz mübarek olsun... :)


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: H. Kübra Oğuz üzerinde 03 Şubat 2012, 09:51:20
Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 03 Şubat 2012, 09:53:53
    Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

   Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

   O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

   İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

  Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

  Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

  O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

  Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

   Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.


Mevlit KAndilinizi Tebrik ederim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ayşe Gür Teke üzerinde 03 Şubat 2012, 10:12:40

Arşın kubbelerine adı nurla yazılan,
İsmi semâda Ahmed yerde Muhammed olan,
Yedi katlı göklerde Hak cemalini bulan,
Evvel ahir yolcusu ya Hz.Muhammed.

***

Sağnak nur yağmurları inerken yedi kattan,
O gece sendin gelen ezel kadar uzaktan,
Melekler her zerreye müjde verirken Haktan,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

***

Güneşler o gecenin nuruna secdederken,
Yıldızlar meşk eder içinde kainat vecd ederken,
Bütün hamdü senâlar yüce Rabbe giderken,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

***

Kâbe’de şirk taşları putlar yere dönerken,
Cehalet bayrakları birer birer inerken,
Bin yıllık küfr ateşi ebediyyen sönerken,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

***

O gece Save gölü mucizeyle kururken,
Kisra saraylarında sütunlar savrulurken,
Arzdan arşa alemler rahmetini bulurken,
O gece sendin gelen ya Hz. Muhammed.

***

Senki doğum kundağı ak bulutla örülen,
Doğar doğmaz Allah’a secde emri verilen,
Alnında alemlere rahmet tacı görülen,
Kainat efendisi ya Hz. Muhammed.

***

Senki güzel huyların ahlakın meş’alesi,
Sabır doruklarında beşerin en yücesi,
Senin cennet mekanın fakirlerin hanesi,
Gönüller hazinesi ya Hz. Muhammed.

***

Sana şahid sonsuzlar ezelden beri her an,
Sana şahid ayetler her zerre ve her mekan,
Senden uzak kalmaya nasıl dayanırki can,
Sen her canda canansın ya Hz. Muhammed.

***

Miraç gecesi birbir açılıyorken gökler,
Seni selamlıyorken her katta peygamberler,
Öyle bir an geldiki durdu bütün melekler,
Hakka yalnız yürüdün ya Hz. Muhammed.

***

Gönül gözü görmeyen can gözünü neylesin,
Dünya da dönmeyen dil mahşerde ne söylesin,
Mevla bütün beşeri ümmetinden eylesin,
Sancağının altında ya Hz.Muhammed.

***

Hak ile kul vuslatı o ilahi düğünde,
Hiç kimseden kimseye fayda olmayan günde,
Hasatları has tartar o terazi önünde,
Noksanlarım bağışlat ya Hz. Muhammed.

***

Bilirizki hükmü yok bu dünya nimetini,
Gönüldür sermayesi ahiret servetinin,
Sana salat ve selam gönderen ümmetinin,
Cennetler şahidi ol ya Hz.Muhammed.


HERKESİN MEVLİD KANDİLİ MÜBAREK OLSUN...




Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ali Ihsan üzerinde 03 Şubat 2012, 12:38:26
Bilirizki hükmü yok bu dünya nimetini,
Gönüldür sermayesi ahiret servetinin,
Sana salat ve selam gönderen ümmetinin,
Cennetler şahidi ol ya Hz.Muhammed.

 MEVLİT KANDİLİMİZ  MUBAREK OLSUN


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ahmet Uçar üzerinde 03 Şubat 2012, 17:30:07
Tüm hemşerih ve köylülerimizin MEVLİD kandilini kutlar nice kandillere hep birlikte erişe bilmemizi cb.ALLAH tan niyaz ve dua ederim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ramazan Oğuz üzerinde 03 Şubat 2012, 22:00:29
Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 23 Ocak 2013, 09:21:05
    Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

   Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

   O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

   İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

  Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

  Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

  O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

  Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

   Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.



Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ramazan Oğuz üzerinde 23 Ocak 2013, 18:59:40
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez,Mevlid Kandili münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece tüm insanlığı onurlandırmak üzere dünyamızı teşrif eden Hazreti Peygamberin 1442. yıldönümünün idrak edileceğini belirten Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Mevlid-i Nebi’nin, ülkemiz, gönül coğrafyamız, tüm İslâm âlemi ve topyekûn insanlığın huzuruna vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in mesajında öne çıkan başlıklar şöyle:

“İnsan eşref-i mahlukat ve zübde-i âlemdir…”

Kendisi insanlığın onuru olan Sevgili Peygamberimizin (sas) insanlığa getirdiği varlık anlayışında insan, yaratılmışların en saygını (eşref-i mahlukât) ve varlığın özüdür (zübde-i âlem). İnsanın fıtrat ve yaratılış itibariyle onurlu bir varlık olması, İslâm’ın varlık, bilgi ve değer anlayışını şekillendiren en temel unsurlardan biri olmuştur.

“İnsanlık, insan onurunun korunması ve yüceltilmesi konusunda başarılı olamadı…”

Bununla birlikte insanoğlunun, son iki yüzyılda bilimsel ve teknolojik alanlarda gösterdiği olağanüstü ilerlemeyi, ne yazık ki insan onurunun korunması ve yüceltilmesi konusunda gösteremediği bir gerçektir. Geride bıraktığımız yüzyıl, daha şimdiden insanlık onurunun had safhada zedelendiği talihsiz bir zaman dilimi olarak anılmaktadır. Ayrımcılık, ötekileştirme, ırkçılık, şiddet, işkence, terör, savaş, gelir adaletsizliği, zulüm, sömürgecilik, eğitim eşitsizliği, emeğe saygısızlık, istismar, kürtaj, açlık ve kıtlık gibi onur kırıcı küresel sorunların kıskacındaki insanlık, tarihte görülmemiş bir sınavdan geçiyor.

“İnsanlık, göğün kapılarına sırt çevirdiği için iyilik kapılarını açamadı…”

Göğün kapılarına sırt çeviren insanoğlu, kendi eliyle ürettiği yapay sorunların açılmak bilmeyen kapıları önünde yorgun ve bitkin bir hâlde bekliyor. Bilim ve tekniğin son imkânlarıyla ürettiği en modern anahtarlar, kilitli kapıların açılmasında ona yardımcı olmuyor. Kendi ürettiğinin esiri olan insanlık, kendini hapsettiği karanlık zindanlardan çıkış yolları arıyor.

"Kutlu Doğum Haftasının bu yılki teması ‘Hz. Peygamber ve İnsanlık Onuru’…"

Bu yüzden de özlediği aydınlığı, peşinde koştuğu idealleri ‘nerede’ ve ‘nasıl’ araması gerektiğini yeniden düşünmesi gerekiyor. İşte bu noktada hem Mevlid Kandili hem de bu sene Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle “Hz. Peygamber ve İnsan Onuru” temasının hem ülkemiz insanının hem de bütün insanlığın gündemine taşınması son derece önem arz ediyor.

“İnsanlığı o, nurlandırmıştır…”

İslâm’ın, insan onurunu merkeze alarak tesis ettiği insan anlayışının esaslarını Hz. Peygamberin (sas) çağlar üstü örnek hayatında, sünnet-i seniyyesinde, söz ve davranışlarında, en genel hatlarıyla da Veda Hutbesi’nde görmek mümkündür. Rahmet Peygamberi (sas), on binlerce insana hitaben yaptığı o tarihî konuşmasında insanların canlarının, mallarının ve ırzlarının yani kişilik değerlerinin ve insanlık onurlarının dokunulmaz olduğunu bildirmiştir. Böylece o, İslâm’ın, insanın yaşama ve mülkiyet hakkı ile manevî kişiliğine ilişkin bütün haklarını aynı ölçüde güvence altına aldığını ilan etmiştir. Sevgili Peygamberimizin (sas) tanımıyla iyi Müslüman, din kardeşinin canına ve malına olduğu gibi kişilik onuruna da saygı gösteren ve onun şahsiyetini dokunulmaz gören kimsedir.

Şurası iyi bilinmelidir ki insanı onurlu veya onursuz kılan temel ölçüt, davranışlarıdır. Davranışları kendisini onurlandırmayan kimseyi haricî hiçbir aidiyet onurlandıramaz. İnsan, ırk, renk, zenginlik, soy-sop gibi maddî, izafî ve geçici ölçülere göre değerlendirilmemelidir. “Nice kapılardan kovulmuş üstü başı perişan insan vardır ki, Allah’a yemin etse Allah onu yemininde haklı çıkarır” buyuran Sevgili Peygamberimiz (sas), insan onurunu maddî ölçütlerle değerlendirmenin yanıltıcı olabileceğine işaret etmiştir. İnsan bizatihi değerli ve onurlu bir varlıktır. Efendimizin (sas) nazarında onun siyahı da değerlidir beyazı da; fakiri de onurludur, hizmetçisi de.

“Aşkın değerlerden yoksun bir insan onuru anlayışı, insanı daha da onursuz kılmaktadır…”

İnsan onurunun beşerî ve ilahî yönü birbirinden ayrı tutulamaz. Bütünüyle insanı merkeze alarak aşkın hiçbir gerçekliği tanımayan bir bakış açısı, insanı bir bütün olarak kuşatmaktan uzak olacaktır. İnsan ve insan onuru, maddesi ve manasıyla, bedeni ve ruhuyla bir bütündür, parçalanamaz. Hiçbir insancıl düşünce ve ideoloji, İslâm’ın insan onuru konusundaki ayrıcalıklı konumuna alternatif oluşturamaz. Aşkın değerlerden soyutlanmış, metafizik ilkelere bağlı olmayan bir ‘insan onuru’ insana hak ettiği değeri veremediği gibi insanı daha da onursuz bir hale getirmektedir.

“Efendimizin (sas) onur mücadelesini yeniden keşfetmeye muhtacız…”

Sevgili Peygamberimizin (sas) kutlu doğumu vesilesiyle bugün bir kez daha hatırlatmak isterim ki insanın ucuzladığı, bir meta haline dönüştüğü, insan onurunun göz ardı edildiği, zedelendiği, ayaklar altına alındığı, insanlığın kaybolmaya yüz tuttuğu, insanı onursuzlaştırma, itibarsızlaştırma, değersizleştirme ve değerlerinden soyutlama gayretlerinin küresel ölçekte politikalar haline geldiği günümüzde bütün âlemleri onurlandırmak için gönderilen rahmet yüklü adalet, hikmet yüklü ahlâk peygamberinin onur mücadelesini ve insana bakışını yeniden keşfetmeye ve bu keşfimizi toplumun bütün katmanlarına açmaya her zamankinden daha fazla muhtacız.

“İnsanlık içine düştüğü sıkıntılı durumdan ancak Efendimizin örnekliği ve rehberliği sayesinde kurtulabilecektir…”

Hiç kuşkusuz kutlu doğumunu idrak edeceğimiz Efendimizin (sas) örnekliği ve rehberliği, insanlığın bugün içine düştüğü her türlü badireyi atlatması, zedelenen insanlık onurunun tekrar yücelmesi ve özlenen aydınlığa kavuşması yolunda yegâne melcedir.

“İnsanlık onuru, Suriye’de, Irak’ta, Arakan’da, Somali’de, Mali’de, Filistin’de zedenlenmiştir…”

Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin ve tüm İslâm âleminin Mevlid-i Şeriflerini tebrik ediyor; Mevlid-i Nebi’nin, özellikle Suriye’de, Irak’ta, Myanmar’da, Arakan’da, Afrika’da, Somali’de, Mali’de, Filistin’de ve dünyanın muhtelif yerlerinde çiğnenen ve zedelenen insanlık onurunun yeniden yücelmesine ve korunmasına vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.


Konu Başlığı: Ynt: Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 12 Ocak 2014, 13:46:30
    Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

   Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

   O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

   İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

  Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

  Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

  O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

  Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

   Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.

Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.





Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ramazan Oğuz üzerinde 12 Ocak 2014, 22:38:32
Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 02 Ocak 2015, 11:27:09
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ahmet Uçar üzerinde 02 Ocak 2015, 20:48:27
Bütün islam aleminin ve köylülerimizin Mevlit kandilini kutlarım


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 22 Aralık 2015, 11:13:11
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Ramazan Oğuz üzerinde 22 Aralık 2015, 21:11:45
Mevlid Kandiliniz Mübarek olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 11 Aralık 2016, 17:43:48
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.

Milletimizin başı sağolsun. Allah şehitlerimizin mekanını Cennet eylesin.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 29 Kasım 2017, 22:33:56
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 19 Kasım 2018, 08:08:12
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.



Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 08 Kasım 2019, 12:41:46
Mevlid Kandilinizi tebrik eder, Hayırlara vesile olmasını dilerim.


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 28 Ekim 2020, 21:13:13
Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizi tanımayı hep öteye attık!

Başkalarını tanıdığımız kadar Efendimizi tanımadık...
Başkalarını anladığımız kadar Efendimizi anlamadık...

Gündemimizde ev, araba, para, takımlar şahıslar vs. oldu ama bir türlü "önderimi rehberimi daha çok tanımalıyım" demedik.

Acaba evlerimizde yavrularımız kimlerin sevgisiyle büyüyor bizden habersiz? Hangi dizinin eğitimine teslim ettik çocuklarımızı? Yoksa akıllı telefonlar mı zihin ve yüreklerini dolduruyor batılla!

Gelin bir Mevlid-i Nebi'yi kendimiz adına bir döşüme vesile kılalım. Kendimiz adına diyorum! Çünkü "Bin uyuyanı uyandırmak için bir uyanık yeter". Ailemizin ve çevremizin hayatına  güzellikler katmak için evvela kendi gönül dünyamızın ihya olması lazım.

Efendimizin en büyük emaneti olan başta Kur'an'ı Kerim olmak üzere, Siyer-i Nebi ve Riyazü-s Salihin okuyalım. Okumakla da olmaz azdan başlayarak yaşayalım inşallah.

Yaratılmışlar arasında en yüce sevgi O'nun sevgisidir...
Yolların en güzeli O'nun yoludur..
   اللهم صل وسلم على نبينا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين
                                    Abdulkerim Temizcan


Konu Başlığı: Ynt: Mevlid Kandilimiz Mubarek Olsun
Gönderen: Abdulkadir üzerinde 03 Eylül 2025, 22:50:05
Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in (sav) dünyayı şereflendirdiği
bu mübarek gecede, kalpleriniz huzurla dolsun.

Mevlid Kandiliniz mübarek olsun.