|
Konu Başlığı: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 25 Ocak 2008, 14:47:49 Atmosferdeki oksijen oranı her %1 lik artışı dünyada yangın oluşma ihtimalini %70 oranında artımaktadır
Kaynak ilmi mercek mayıs 2007 Her yıl gökyüzüne buharlaşan ve tekrar yeryüzüne yagmur olarark düşen su miktarı sabit tir: 16.ooo.ooo.ton su saniyede bu yıda 505 tirilyon tona ulaşır bu aynı zamanda dünyaya yagan yağmur miktarıdır Yer yüzündeki hayatın devamı da bu su döngüsü sayesinde saglanır Eger bu biktarda en küçük bir değişiklik olsa büyük bir dengesizlik çıkacak bu da hayatın sonunu getirecek Fakat hiçbir zaman böyle olmaz yağmur kuran da bildiridiği gibi harsene aynı miktarda inmeye devam eder Ki O belli bir miktar ile gökten su indirdi de onunla ölü bir memleketi diriltti (ve her yanına hayat)yaydı , siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız Zuhruf suresi 11) Kaynak Kuran mücizeleri harun hahya Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 25 Ocak 2008, 21:27:29 Biz bu satırları okurken Geçen her Saniyede ollanlar?
Gözümüzde yaklaşık yüz milyar işlem yapılır vücudumuzda 8 milyon hüçre öldü Ölen hücrelerin yerine 8 milyon yeni hücre yaratıldı Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 03 Şubat 2008, 12:14:25 sadece 1 gram DNA,bir trilyon ( 1.000.000.000.000) CD ye eşdeger bilgi saklayabilir
Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: İbrahim Vural üzerinde 04 Şubat 2008, 11:33:35 gusel olmus aı elıne saglIk ama bunların hepsını bılıorum zaten okul sag olsun Cok gusel eyw
Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 04 Şubat 2008, 12:09:27 gusel olmus aı elıne saglIk ama bunların hepsını bılıorum zaten okul sag olsun Cok gusel eyw İbrahim kardesim teşekkür ederim senin bildklerini bizim bilmediklerizle paylaşırsak memmun olurum Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 06 Şubat 2008, 12:12:49 ETKİLİ BİR TEDBİR: MİLYARLARCA YUMURTA
Doğadaki pek çok canlı sayı olarak çok fazla yumurta bırakır. Örneğin tek bir dişi Morina balığı bir seferde 6 milyon yumurta yumurtlar.Deniz tarakları da tek bir yumurtlamada 1 milyar yumurta üretebilir. Ve bu üretkenlik özelliklerini deniz tarakları 30 ya da 40 yıl boyunca sürdürür. Karadaki böcekler de aynı stratejiyi kullanır. Örneğin dişi meyve sinekleri her seferde 100'er yumurtalık kümeler bırakır. Bu kadar çok sayıda yumurta üretimi, türlerin soylarının korunması için alınmış ek bir önlemdir. Canlıların tümü kendilerini yaratan Allah'ın kontrolü altındadır. Allah koruyandır, gözetendir ve her canlının ihtiyacını en iyi bilendir. Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 21 Şubat 2008, 22:14:18 Yaban kazları oksijen oranın çok az olduğu 8000 metre yükseklikde uçabilir
Böbreklerimizden dakikada 500- 600 ml kan geçer Bu da kalpten pompalanan kanın %25 idir Vucudumuzdaki karbondan 9 bin kurşun kalem yapılabilir bakırımımız çinkomuz Mağnezyum ve manganezimiz de var herkesde bir civi yapılacak kadar demir bulunur Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 23 Şubat 2008, 00:01:45 Göklerde ve yerde olan (herkesin ve her şeyin) tümü Rahman (olan Allah)a, yalnızca kul olarak gelecektir. Andolsun, onların tümünü kuşatmış ve onları sayı olarak saymış bulunmaktadır." (Meryem Suresi, 93-94)
15 dakika Bukalemunlar gün ışığında yapraklı bir dalda otururken, etraflarındaki çalılıkların gölgesine benzer şekilde siyah ve uçuk kahverengi lekelerle yeşil olurlar. Akşam yaklaştığında ve ışıklar sönükleşmeye başladığı zaman, bukalemunun rengi grimsi yeşile döner ve daha sonra sarı lekeli donuk sarımsı kahverengiye dönüşür. Karanlıkta ise bukalemun tamamen siyah olur. Bütün bu renk değişimleri 15'er dakika içinde gerçekleşir. Bukalemun sadece bulunduğu yere uymak için rengini değiştirmez. Eğer kızmışsa, üzerinde diğer hayvanlara uyarı olacak şekilde koyu turuncu benekler ve koyu kırmızı lekeler de oluşur. 50 bin kas Fillerin hortumu 50 bin kasla çevrilidir ve gerektiğinde hortum kasılır ve tonlarca ağırlıktaki cisimleri bile kolaylıkla iter. Bu hortum aynı zamanda küçük bezelye tohumlarını kopararak ağzında patlatma gibi çok fazla incelik ve hassasiyet gerektiren bir işlemi yapabilme kabiliyetine de sahiptir. 10-30 m Yer sincapları doğadaki en becerikli mimarlardandırlar. Kazdıkları tüneller bunun en açık kanıtıdır. Bu tünellerin girişinde göze çarpan toprak öbekleri, araştırmacılar tarafından gözetleme noktası ya da korunak gibi değişik şekillerde yorumlanmaktadır. Uzunlukları 10-30 m. arasında, derinlikleriyse 1-5 m. arasında değişen bu tüneller, U şeklinde olduklarından iki girişleri vardır. Yayvan yapıda olan ve volkan ağzını andıran bu iki girişten farklı olarak kimi zaman bir üçüncü girişin görüldüğü de olur. 6 tane Böcekler otları kemirirken veya ısırırken bir takım proteinler serbest kalır. Bu da bitkilerin daha hızlı gelişmesine sebep olur. Örneğin Romelea guttata isimli bir çekirge türünün 1000 tanesi üzerinde yapılan araştırmalarda bu çekirgelerin kursağında ve orta barsağında 6 tane protein olduğu tespit edilmiştir. 80 gün 80 gün süreyle suda kalabilen ve bu süre içinde hiç bozulmayan, çimlenmeyen tohumlar vardır. Bunlardan en meşhuru hindistan cevizi palmiyesidir. Palmiyenin tohumu taşımanın güvenli olması için sert bir kabuğun içine yerleştirilmiştir. Bu sert kabuğun içinde uzun bir yolculuk için su da dahil olmak üzere ihtiyaç duyulan her şey hazırdır. Dış tarafı ise tohumun sudan zarar görmemesi için oldukça sert bir dokumayla kaplanmıştır. %50-%95 Dünyamızın üçte ikisi yaşam için özel olarak seçilmiş bir sıvıyla, "su"yla kaplıdır. Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların bedenleri %50-%95 oranında bu çok özel sıvıdan meydana gelir. 2.5 kg 100 yaşında bir kayın ağacı saatte 40 kişinin çıkardığı, 2.5 kg karbondioksiti yok eder. İlmi Araştırma s.43/Ocak 2008 Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 01 Mart 2008, 22:30:43 (http://www.arastirma.org/Image/image/rakam-1.jpg)
70 yumurta Penguene benzer perde ayaklı bir kuş olan Troil kuşları (Uria calge) çıplak kayaların üzerine bir yumurta yumurtlar ve kuluçkaya yatarlar. Bu kuşların yumurtalarını bıraktıkları bölgede metrekareye 70 yumurta düştüğü saptanmıştır. Buna karşılık her çift kendi yumurtasını özel renklerinden tanır. Troil kuşlarının yumurtalarının başka bir özellikleri de darbe alsalar bile kayalıklardan aşağı yuvarlanmamalarıdır. Özel yapı ları nedeniyle yalnızca kendi etraşarında döner ve dururlar. 8 elektron Atomların son yörüngelerinde bulundurabilecekleri maksimum elektron sayısı 8'dir. Bunu sağlarken atomlar ya en dış yörüngelerindeki elektronları 8'e tamamlamak için başka atomlardan elektron alırlar, yada eğer en dış yörüngelerinde az sayı da elektron varsa, bunları bir başka atoma vererek önceden tamamlanmış olan bir alt yörüngeyi en dış yörüngeleri haline getirirler. Atomların kendi aralarında yaptıkları bu elektron alıp verme eğilimi, birbirleri arasında yaptıkları kimyasal bağların temel itici gücünü oluşturur. Yerin altında, hiçbir şey yıldız burunlu köstebek gibi hızlı hareket edemez. Keskin pençeleri, 10 küçük kürek gibi müthiş bir hızla ilerler. Köstebeğin kullandığı enerji çok fazladır. Bu şekilde devam edebilmek için her 24 saat içinde kendi bedeninin ağırlığı kadar yiyecek yemesi gerekmektedir. 10 kürek Yerin altıda, hiçbir şey yıldız burunlu köstebek gibi hızlı hareket edemez. Keskin pençeleri, 10 küçük kürek gibi müthifl bir hızla ilerler. Köstebeğin kullandığı enerji çok fazladır. Bu flekilde devam edebilmek için her 24 saat içinde kendi bedeninin ağırlığıkadar yiyecek yemesi gerekmektedir. 12 metre Ayak parmakları arasındaki ağları genişleterek vücut yüzeylerini iki katına çıkartan uçan kurbağalar, bir ağacın üzerine inmeden önce 12 metre kadar havada süzülebilmektedirler. Hatta, bacaklarını hareket ettirerek ve perde ayaklarının şeklini değiştirerek rotalarını ve yönlerini de değiştirebilmektedir. 40-50 gün Yayın balığı yumurtalarını genelde sığ sulardaki bitkilerin köklerine yakın bir yerlere bırakır. Yumurtalar yapışkandır ve köklere yapışır. Dişi yayın balığı, yumurtaları nı bıraktıktan sonra gider. Erkek balıksa orada kalıp bekçilik yapar. Küçük balıklar yumurtalara saldırdığında bazen erkek yayın balığı solungaçları sayesinde bir homurdanma sesi çıkararak onları kovalar. Yavrular tamamen büyüyene kadar 40-50 gün boyunca onları korumaya devam eder. 100 milyar Beyin gözden, burundan, kulaklardan, deriden, ağızdan gelen bilgileri alıp bir araya toplayarak bir anlam ortaya çıkarır. Bunu yapan ise beyninizdeki 100 milyar sinir hücresidir. 4 yumurta Timsah bekçisi diye bilinen bazı Afrika yağmur kuşları bir ucu sivri, bir ucu yuvarlak 4 yumurta yumurtlarlar; bu sayede yumurtalar üst üste binebilir. "Göklerde ve yerde olan (herkesin ve her şeyin) timi Rahman (olan Allah)'a, yalnızca kul olarak gelecektir. Andolsun, onların tümünü kuşatmış ve onları sayı olarak saymış bulunmaktadır." (Meryem Suresi, 93-94) İlmi Araştırma s.44/Şubat 2008 Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Karalar üzerinde 02 Mart 2008, 10:20:53 Mehmet abi guzel bilgiler icin Allah razi olsun.
Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 04 Mart 2008, 23:47:57 (http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/LiveImages/YeniFotoAnaliz/Mavi%20dünyanın%20hükümdarları/cichlid.jpg)
Dişi ve erkekler yavrularını nöbetleşe bekliyor... Cichlid balıklarının dişileri de erkekleri de yumurtaları ve yavrularıyla yakından ilgilenirler. Balıklardan biri, yumurtaların bulunduğu yerin yukarısında durur ve devamlı olarak kuyruk ve yüzgeçleriyle onları yelpazeler. Dişiyle erkek birkaç dakikada bir nöbet değiştirirler. Yelpazelemenin amacı yumurtaların iyi gelişebilmeleri için daha fazla oksijen sağlamaktır. Bu çalışma ayrıca mantar sporlarının yumurtaların üzerine yerleşerek gelişmelerini de önler. Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 05 Mart 2008, 23:07:48 (http://www.harunyahya.org/imani/cennet_res/kaplumbaga.jpg)
Su kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için sahile çıktıklarında, tuzlu gözyaşı dökerler. Bunun sebebi ise şudur: Kaplumbağalar denizde yüzerlerken tuzlu su içtikleri için vücutlarındaki fazla tuzdan kurtulmaları gerekmektedir. Gözlerinin kenarındaki bezleri kullanarak vücutlarındaki fazla tuzu atmış olurlar Kedi yavruları, doğduklarında kör ve son derece savunmasızlardır. Yaklaşık 100 gr ağırlığındaki bu minik yavrulara bakabilmek için anne kedi çok az uyur. Sürekli, yavrularının sıcak kalmaları ve acıktıklarında her an süt içebilmeleri için karnına yakın bölgelerde durmalarını sağlamaya çalışır. Yavrular da ilk hafta gözleri kapalı olmasına rağmen, süt içecekleri yeri bulmakta hiç zorluk çekmezler Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 20 Mart 2008, 23:31:49 3 mm
Sadece 3 mm. uzunluğunda olan Pulex irritans'lar (insan pireleri) 19.7 cm.'ye ulaşan yatay atlayışlar yapabillirler. Yani pireler kendi uzunluklarının 100 katından daha uzun mesafelere atlayabilmektedirler. Pireler bu eşsiz sıçrama güçlerini, "resilin" denilen lastiksi bir proteinden elde ederler. Resilin gövdeyi sarıp destekleyen ve kasların hareket için dayanak yaptığı yapıları oluşturan dış iskelette öbekler halinde yer alır. Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Öksüz üzerinde 06 Nisan 2008, 11:13:05 Dünyada neler neler oluyor da haberimiz olmuyor kimi zaman. Bize her şey Rabbimizi hatırlatıyor. Tüm yaratılmışları kusursuz ve mükemmel yaratan Ey Sevgili! Sana layık kullar olmayı nasip et bizlere. Seni seviyoruz, sevgimizi artır Yâ Vedüd.
Bir insan ortalama, yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar. -Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm. kadar uzuyor. -İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek tüketiyorlar. -İnsan beyninin % 80`i sudur. -Ortalama bir insan hayatı boyunca iki yılını telefonda konuşarak harcıyor. -Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg. -Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat büyür... -Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk körü oluyorlar. -Bir kromozom bir genden daha büyüktür. -İleri doğru bir adım atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır. -İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg`dır. -Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır. -Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır. -Kasları yukarı kaldırmak için 30 kası harekete geçirmek gerekiyor. -Çocuklar baharda daha fazla büyüyor. -Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor. -Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcıyoruz. -Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır. -İnsanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanırlar. -Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir. -Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dahil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur. -Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar. İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir. -İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ye düşüyor. -Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yasıyorlar. Dünya’da neler oluyor? New York bir zamanlar Amsterdam’dı. -Virginia Woolf, kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır. -Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir. -Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimler yakarak ısınırdı. -Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatını kaybediyor. -Monako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir. -Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır. -Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yasındaydı. -Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor. -Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kâr etmiştir. - Tom Sawyer daktiloda yazılan ilk romandır. -Mexico city her sene 25 cm kadar batıyor. -Buckingham Sarayı’nda 602 oda bulunuyor. -Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülke. -Peru' da hiç umumi tuvalet yoktur. -Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi Çinliler. -Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton. -Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır. -En yakın oldukları noktada, Rusya ve Amerika’nın birbirlerine uzaklıkları dört km’den daha azdır. -Central Park’ta yüzmek yasalara aykırıdır. -Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir. -Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur. -18 Şubat 1979 yılında Sahra Çölü’ne kar yağmıştı. Hayvanlar alemi bir alem Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyon. -Sığırların dört tane midesi vardır. -Zürafalar yüzemez. Yüzse bile kesin boğulur -Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur. -Sineklerin beş gözü vardır. -Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur -Kangurular geri geri yürüyemezler. Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar. -Kediler ültrason seslerini duyarlar. -Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır. -Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir. -Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar. -Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı tutturmak için bir insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli. -Yıllara göre ortalama alındığında, her sene eşekler tarafından öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazla. -Filler zıplayamayan tek memelidir. -Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir. -Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır. -Fareler kusamaz. -Zürafaların ses telleri yoktur. -Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor. -İngiltere`deki bütün kuğular kraliçenin malıdır. -Kutup ayıları solaktır. -Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir -Zürafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir. -Yunuslar bir gözleri açık uyurlar. -Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir. Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Öksüz üzerinde 09 Nisan 2008, 00:28:08 İnsanoğlu, aklıyla hayvanlardan üstün kabul edilirken, hayvanlar da akıllara durgunluk verecek kabiliyetleriyle insanları şaşırtıyor. Atlar, bir ay kadar ayakta durabilirken, bir köstebek, bir saat içinde, 45 metre uzunluğunda bir tünel kazabiliyor.
Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 21 Nisan 2008, 00:24:49 1 ton
Kemiklerimiz hafiftir çünkü içleri bir bal peteği gibi deliklidir. Bu delikli yapı sayesinde çok hafif olmalarına rağmen çok serttirler. Ancak bu onların kırılgan oldukları anlamına gelmez. Aksine öylesine serttirler ki çelikten 5 kat daha fazla dayanıklıdırlar. Örneğin; bacaklarımızdaki uyluk kemiği, dik dururken 1 ton ağırlığı kaldırabilecek kadar muazzam bir kapasiteye sahiptir. Yürürken attığımız her adımda bu kemiğimize, vücut ağırlığımızın 3 katı kadar bir yük binmektedir; ancak kemiklerimizin dayanıklılığı sayesinde bize hiçbir şey olmaz. 5 milyon- 12.5 milyar Çam ağaçlarındaki her bir erkek kozalak yılda 5 milyondan fazla polen üretirken, tek başına bir çam ağacı ise yılda 12.5 milyar civarında polen üretmektedir ki bu, diğer canlıların üreme hücreleriyle karşılaştırıldığında son derece olağanüstü bir sayıdır. 10-20 kez Göz kırpmak, hava ile temas halinde yaşayan ve göz kapağı bulunan omurgalılara ait bir özelliktir. Göz kapakları, dakikada yaklaşık 10-20 kez istemsiz olarak kapanır. Böylelikle gözün temizliği, insanı meşgul etmeyen otomatik bir sistemle sağlanmış olur. Sürekli okuma, dikkat yoğunlaştırma ya da havadaki nemin artması gibi etmenler göz kırpmayı azaltır. Sıcaklığın veya ışığın artması gibi etkenler ise göz kırpmayı artırıcı rol oynar. Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 21 Nisan 2008, 00:30:34 BULUTLARIN AĞIRLIĞI
Bulutlar inanılmayacak kadar ağır olabilmektedir. Örneğin, "Cumulo-nimbus" türü fırtına bulutunda 300.000 ton ağırlığa ulaşan miktarlarda su toplanmaktadır. Gökyüzünde 300.000 tonluk bir kütlenin durabileceği bir düzenin "kurulmuş" olması kuşkusuz hayret vericidir. Bir Kuran ayetinde bulutların ağırlığına Allah şu şekilde dikkat çekmektedir: "Rahmetinin önünde rüzgarları bir müjde olarak gönderen O'dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltip-çıkarırız. Ki ibret alasınız." (Araf Suresi, 57)[/color] Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Öksüz üzerinde 05 Mayıs 2008, 23:52:23 Örümcekler morötesi iletişim kuruyor
Örümceklerin, dişileriyle insan gözüyle görülmeyen bir tür ışık kullanarak iletişim kurdukları ortaya çıktı. Singapurlu bilim insanlarının araştırmasında, sıçrayan örümceklerin (phintella vittata) erkeklerin dişileriyle iletişim kurarken morötesi B (ultraviyoleB-UVB) ışını kullandıkları ortaya çıkarken, dişilerin UVB ışınını nasıl sezdikleri belirlenemedi. Morötesi A ışınlarının hayvanlar arası iletişimde sıkça kullanıldığı bilinse de, ilk kez UVB'nin kullanıldığı görülüyor. Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmayı yapan ekip, erkek örümceklerin UVB'yi vücutlarından yansıttıklarını ortaya çıkardılar. Singapurlu araştırmacıların deneylerinde, UVB ışını filtrelerle engellenen örümceklerin dişilerinin, karşı cinsle bu ışının engellenmediği ortamlardakilerden daha az iletişim kurduklarını gözlemlediler. Örümceklerin karmaşık göz yapıları ve UVA alıcıları olduğu bilinse de UVB ışınını nasıl sezinledikleri konusu bilinmezliğini koruyor. Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 28 Mayıs 2008, 18:51:38 Doğadaki pek çok canlı sayı olarak çok fazla yumurta bırakır. Örneğin tek bir dişi Morina balığı bir seferde 6 milyon yumurta yumurtlar.Deniz tarakları da tek bir yumurtlamada 1 milyar yumurta üretebilir.
Ve bu üretkenlik özelliklerini deniz tarakları 30 ya da 40 yıl boyunca sürdürür. Karadaki böcekler de aynı stratejiyi kullanır. Örneğin dişi meyve sinekleri her seferde 100'er yumurtalık kümeler bırakır. Bu kadar çok sayıda yumurta üretimi, türlerin soylarının korunması için alınmış ek bir önlemdir. Canlıların tümü kendilerini yaratan Allah'ın kontrolü altındadır. Allah koruyandır, gözetendir ve her canlının ihtiyacını en iyi bilendir. David Attenborough, The Trials of Life, s. 16 Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (2/164)[/color] Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 26 Ağustos 2008, 23:09:42 Elektronik Radar Sistemiyle Yön Bulan Istakozlar
Kuzey Carolina Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, gözleri kapatılmasına ve yön bulmalarına yardımcı olacak her türlü imkan ortadan kaldırılmasına rağmen ıstakozların yine de yönlerini ve yerlerini tespit edebildiklerini ortaya çıkardı. Üstelik bilim adamları ıstakozların bunu elektronik radar sistemine benzer bir yöntem kullanarak yapmalarının sırrını hala çözememektedir. Karayipler civarında yaşayan Panulirus argus türüne ait dikenli ıstakozlar üzerinde yapılan bir araştırma, bu canlıların sadece yön tayini değil, yer tayini de yapabildiklerini ortaya koydu. Buna göre dikenli ıstakozlar, hiç bilmedikleri bir yere bırakılmış olsalar da yönlerini hatta 'yerlerini' dahi bulabiliyorlar. Araştırma Boyunca Istakozları Şaşırtmak İçin Uygulanan Yöntemler Kuzey Carolina Üniversitesi araştırmacıları Larry C. Boles ve Kenneth J. Lohmann, ıstakozların yön bulma yeteneğini araştırmak için bir dizi deney düzenlediler. Karayip açıklarında yakalanan ıstakozlar, tekneyle yakalandıkları yerden 12–37 km uzağa götürüldü. Yolculuk sırasında ıstakozların hiçbir şey görmemesi ve çevreyi algılamamaları için bazı yöntemlere başvuruldu: Istakozlar kısmen deniz suyuyla doldurulmuş haznelerde tutuldu, haznelerin etrafı kapatıldı ve dolambaçlı bir rota izlenerek test alanına götürüldü. Hazneler sağa sola sallanacak şekilde iplere asıldı. Istakozların, dünyanın doğal manyetik alanını bir pusula gibi kullanmalarının önüne geçebilmek için güçlü mıknatıslar kullanılarak, haznelerde karmaşık manyetik alanlar oluşturuldu. Bilim adamları, bu engelleme ve şaşırtma dolu yolculuktan sonra denizde bir noktada durup ıstakozları denize bırakmaya başladılar. Gözleri özel plastik maskelerle kapatılmış olduğu halde ıstakozlar, serbest kaldıkları anda ilk yakalandıkları yerin yönünü kolaylıkla buldular. Istakozlar suya bırakılır bırakılmaz evlerinin yolunu tuttular. En önemlisi de bilim adamları ıstakozların şaşkınlık dönemi dahi geçirmediğini gözlemlediler. Pusula Tekniği ile Açıklanamayan Yön ve Yer Tayini Bazı araştırmacılar, canlıların yön bulma yeteneklerinde dünyanın manyetik alanından faydalandıklarını düşünüyor. Bu bilim adamları, canlıların vücudunda gizemli bir pusula bulunduğunu varsayıyorlar. Ancak ıstakozların bu yeteneğini açıklamada pusula benzetmesi de yetersiz kalıyor. New York'taki Cornell Üniversitesi'nden nörobiyoloji ve davranış profesörü Charles Walcott: "Birçok hayvanın dünyanın manyetik alanlarını bir araç olarak kullandığını biliyoruz" diyor ve ekliyor: "Ama eğer kaybolmuşsanız bir pusula size nerede olduğunuzu söylemez." (Lobsters Navigate by Magnetism, Study Says, 6 Ocak 2003) Araştırmacı Boles ise, ıstakozlardaki yeteneğin üstünlüğünü şöyle vurguluyor: "Bu test kesinlikle birçok hayvanın geçemediği bir testtir. Testi geçebilmeleri, bir şekilde, bulundukları noktayı an an bildiklerini gösteriyor. İçlerinde bir şey bulunuyor olmalı." Böylece deneyde kullanılan ıstakozların, vücutlarında bir tür harita oluşturdukları ve kalkış noktasından itibaren koordinat takibi yapabildikleri ortaya çıkmıştır. Bilim adamlarının çözemediği bu mekanizma, bir yolcu uçağındaki elektronik radar sistemleri gibi çalışıyor. Bilim adamlarını en çok şaşırtan nokta ise, bu mükemmel sistemle donatılmış olan ıstakozun nispeten kompleks olmayan bir sinir sistemine sahip olması. Boles bu konuda şunları söylüyor: "Burada asıl büyük konu, omurgasızların nispeten basit sinir sistemlerine sahip olmaları. Çoğu kişi böyle bir işi yapmak için gereken zihinsel kapasitelerinin olmayabileceğini düşünüyor." Bilimin Cevaplayamadığı Sorular Şimdi kendinize şu soruyu sorun ve düşünün: Büyük bir çölde bulunduğunuzu farz edin. Bulunduğunuz noktadan bir arabaya bindirildiğinizi, gözünüz ve kulağınız kapalı olduğu halde ve özellikle dolambaçlı yollar seçilerek, 200 kilometre uzağa götürülüp bırakıldığınızı düşünün. İlk bulunduğunuz yere dönebilir misiniz? Elbette, hayır! Istakozların tam olarak başardıkları işte budur. Araştırma sonunda istedikleri cevaba ulaşacaklarını düşünen bilim adamları, ıstakozların bu başarılı yön ve yer belirleme yetenekleri karşısında cevaplayamadıkları pek çok farklı soru ile karşılaşmışlardır: Istakozlar gözleri kapalı olduğu halde 37 kilometrelik yolculuk boyunca doğru izi nasıl takip edebilmişlerdir? Bu canlının küçücük beyninde bu kadar geniş bir alanın haritası nasıl oluşabilir? Istakoz dünyanın manyetik alanını nasıl algılamaktadır? Etrafını görmesi engellendiği ve şaşırtıldığı halde elektromanyetik alandaki bilgileri bedeninde nasıl olup da yorumlamaktadır? Bu özel yön bulma sistemi ıstakozda nasıl ortaya çıkmıştır? En basit bir pusulayı ele aldığımızda, bunun bile özel olarak tasarlandığı açıktır. Pusuladaki iğne, özel olarak işaretlenmiş yönler, cam kaplı muhafazası bu aletin özellikle yön bulmak için tasarlanmış olduğunu göstermektedir. Istakozların bedenindeki bu özel sistemin bir pusulayla kıyas kabul etmez derecede üstün olduğu açıktır. Tüm bunlar ıstakozdaki sistemin özel olarak yaratıldığını ortaya koymaktadır. Allah ıstakozu yaratmış ve onu bu özel sistemle donatmıştır. Yüce Allah tüm canlıları yaratandır ve O, kusursuzca var edendir. Bir ayette şu şekilde buyrulmaktadır: "Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır." (Casiye Suresi, 4) Istakozların İlginç Savunma Taktiği Panulirus cinsi ıstakozlar oldukça ilginç bir savunma sistemine sahiptirler. Bu ıstakozlar ancak telli çalgılardan çıkarılabilecek rahatsız edici bir sürtünme sesini kesik kesik çıkartır ve bu sayede düşmanlarını kaçırırlar. Bu kabuklu hayvanların gözlerinin altında, mikroskobik çiziklerle kaplı olan ve eğilip bükülebilen antenler bulunmaktadır. Panulirus ıstakozları antenlerindeki bu çizikleri içiçe geçirip sürtmeye başladıkları zaman keman yaylarının birbirine sürtünmesiyle oluşan rahatsız edici sesin bir benzerini çıkarabilmektedirler. Panulirus argus türü ıstakozlar genellikle Atlantik Okyanusu'nun batısında Brezilya ile Bermuda arasında bulunuyorlar. Bazıları göçmen olan bu canlılar, çoğu günlerini mercan kayalıklarının içinde geçiriyor. Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 49. sayı (Temmuz 2008) 26. sayfada yayınlanmıştır. Konu Başlığı: Ynt: Bildiklerimizmi Çok Bilmediklerimizmi Gönderen: Mehmet Sayın üzerinde 10 Aralık 2008, 00:04:22 Karıncaların Doğal Afet Önlemleri
Toprağın altında yaşayan karıncalar şiddetli yağmur yağdığında nasıl hayatta kalırlar? Şiddetli yağmurlar, yuvalarını toprak altında kuran karınca türleri için önemli tehlikeler ortaya çıkarabilir. Aniden bastıran yağmur, çok kısa bir süre içinde bir karınca kolonisinin bulunduğu bölgenin sellerle kaplanmasına neden olabilir. Ancak böyle tehlikeli durumlarda karıncalar bazı akılcı davranışlar sergilerler. Örneğin tropikal ormanlarda yaşayan Pheidole cephalica türü karıncalarda yuvanın içine tek bir su damlası dahi girecek olsa, durumu fark eden ilk karınca güvenli bir yere kaçıp kurtulmak yerine doğrudan yuvanın içine girer. Amacı diğer karıncalara haber vermektir. Bu karınca, yuvanın kanallarında hızla koşarak koloniye alarm durumunu haber verir. Koşarken bıraktığı koku iziyle arkadaşlarını yuvanın güvenli olan diğer çıkışlarına yönlendirir. Durumun ciddiyetine göre koloninin bazen yuvayı tamamen terk ettiği bile görülür. Koca bir koloninin yuvayı boşaltması sadece 30 saniye içinde gerçekleşmektedir. Peki ya yağmur 30 saniyeden az sürede yuvayı basacak kadar şiddetliyse? Dünyanın tropik bölgelerinde yağmurlar genelde sele neden olurlar. Su yükseldikçe suda boğulmaktan korunmak için bazı karıncalar bedenlerini birleştirip, bir çeşit kayık şeklini alırlar. Karıncalardan oluşan bu kayık suda giderken, sürekli olarak top gibi yuvarlanır. Böylece, bütün karıncalar sırayla biraz suda kalıp, biraz da nefes alabilmeleri için dışarıda kalmış olurlar. (ZooBooks, Animal Wonders, Ocak 1998, Vol.15 N.4 , s.10) Araştırmacılar bu yöntemin etkili olduğunu ve birçok yağmurdan sonra karıncaların çoğunun hayatta kaldığını, sular çekilir çekilmez de eski yuvalarını onarmaya giriştiklerini belirtmektedirler. Karıncaların herhangi bir şahsi çıkar gözetmeksizin durmadan çabalamaları ve tehlikeli durumlarda işbirliği içinde olmaları Yüce Allah'ın ilhamı ile hareket ettiklerinin açık birer delilidir. Allah'ın yaratma ilmi Kuran'da şöyle bildirilmiştir: "Şüphesiz müminler için göklerde ve yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır." (Casiye Suresi, 3-4) Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 53. sayı (Kasım 2008) 53. sayfada yayınlanmıştır. |