Genel Konular => Tanıtma => Konuyu başlatan: Ahmet Uçar üzerinde 22 Aralık 2012, 12:52:41



Konu Başlığı: Yaşayan değerlerimiz Ahırlılı tefik Hoca efendi hayatı 1.
Gönderen: Ahmet Uçar üzerinde 22 Aralık 2012, 12:52:41
Ahırlılı Tevfik Hoca Hem dini hem de dünyevi ilimleri öğrenmiş, yetkin bir hoca efendidir. Çünkü Cumhuriyet döneminde, dünyevi bilgilerden mahrum olan hoca efendiler, zamana ayak uyduramadıklarılar için aç kalmışlardır. Tevfik hoca Bozkır’da hem avukatlık hem de Cuma günleri vaiz yapmıştır.

 Zamanımızda da sıkça vurgulanan iki kanatlı olmak lazım, tek kanat uçulmaz olduğunun bilincine varmış, mahdumlarını din dışı okullarda okutup çeşitli devlet kuruluşlarında görev almalarını sağlamıştır. Yani okuduklarına dünyalıklarını da kazanabilmişlerdir. Bundan dolayı seçkin öğrencilerinden dereli Ali Efendi merhum Bozkır müftülüğü esnasında kızını, hiç kimsenin cesaret edemediği dönemde, öğretmen okulunda okutup derede öğretmenlik mesleğini yapmış, topluma bu yönde de örnek olmuştur. O günlerde bizler Bozkır Kuran kursunda okuyorduk. Kızını öğretmen okulunda okuttuğundan dolayı bütün Bozkır kızmıştı. Belki de tayinin başka yerlere çıkmasında bu okutma olayının katkısı inkâr edilemez. Şimdi herkes onun elli yıl önce yaptığını yapmaya yeni başladı. Gerçek âlimler toplumda çığır açan insanlardır.

 Tevfik hoca, hâkimlerin müracaat ettikleri bilirkişilerin başında gelirdi. Hoca efendi Cuma günleri vaaz ederken ezan okunduğu, kendisini haber verilince, konuşmayı hemen keser, duayı bile merdivenlerden inerken yaparmış. İnsanların zamanını almazmış. Çünkü Bozkırlının anı tez olduğunu ve insan psikolojisini iyi bilirdi. Bozkırlılardan biri hoca hakkında ” Bozkır ahalisi, Tevfik Hocanın vaazından mahrum” demiştir. Çünkü hoca efendi konuşmaları, Osmanlıca, Farsça ve edebi olduğundan, sadece devlet görevi yapmaya gelen yüksek düzeyli memurlar yararlanmıştır. Sözlerinde en çok “Ahkâmı şeriye ve ahkâmı cüziye” kelimelerini kullanırmış.

TEVFİK HOCANIN BAZI ÖĞRENCİLERİ: Konya’da Yörük Mustafa Efendi ismiyle maruf olan kişi birçok hocadan okuduktan sonra,  okuduğu hocalar vefat edince Bozkırlı Tevfik hocada okumasını söylemişler. Hocaya okumaya gittiğinde, Hoca gelen öğrencinin kabiliyetini ölçmek için” Büyük oğlumun düğününde hazır rakı aldım. Fakat gelen misafirler hepsini içmediği için, boşa gittiler, küçük oğlumun düğününde küplere şarap kurdurayım da gelen misafirler doyasıya şarap içsinler” deyince Mustafa fendi” Daha önceki okuduğu hocalardan böyle bir şey duymadığı için ağlamaya başlıyor. Kendi kendine ”Bunun okuttuğu ilimlerden de hayır gelmez” diyor. Fakat tanıdıkları, hocanın ona şaka yaptığını söyleyince, uzun bir zaman Tevfik hocadan ilim tahsili yapmıştır.


Dereli Ali Efendi: Önceden köylerde, kahvenin olmadığı YILLARDA, Türklerin öz kültürlerinden köy odaları çok önemli görevler yapardı. Köy odaları, cami kadar önemliydi. Hatta camiden bile önde gelirdi. Çünkü burası yerine göre cami görevi, yerine göre de otel görevi, yerine göre de medrese, yerine göre de tekke görevi yapıyorlardı. Özellikle uzun kış geceleri, köyün ileri gelenleri odalarda toplanırlardı. İlmi sohbetler yapılır, yaşlılar köyün adetlerini gençlere öğretirlerdi. Köye gelen hocalar, evlere değil buralarda misafir edilirdi.

Hoca, namazdan sonra cemaatle beraber en yakın odaya gider, yemekler yenir, çaylar içilirdi. Kalan zamanlarda da karşılık soru -cevap şeklinde ilim tedrisatı yapılırdı.
Bilmediklerini sorarak öğrenirlerdi. Yani odalar bugünkü halk eğitim merkezleri görevlerini yerine getirirlerdi. İşte anlatacaklarımın bir kısmı bu odalarda, duymuş olan insanların konuşmalarından çocukken duyduklarımdır: Bazı insanlar, isimleriyle meşhur olmuşlar, bazıları sıfatlarıyla, bazıları da yaptıkları görevlerle meşhur olmuşlardır.

kaynak...
www.anayurthaber.com.tr