|
Konu Başlığı: suç duyurusu? Gönderen: Ahmet Uçar üzerinde 06 Ocak 2012, 11:20:41 SUÇ DUYURUSU!
Suç Duyurusu! 05 Ocak 2012, 01:11 Ermenek Haber Ermenek Haber yazarlarından ve site makale editörünün son yazmış olduğu makalesini bu alandan okuyucuya yansıtmayı uygun gördük. SUÇ DUYURUSU Ana dilim Türkçem. Türkçede en güzeli anlatan bütün sözcükleri bu yazımda kullansam senin bende olan sevgini nasıl anlatırım? Nasıl anlatırım anne? Öyle demiyor mu Hz. Mevlana; “Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim... Önce duruyorum, sonra susuyorum... İçimden çıkan lafların etrafı yangın yerine çevireceğini düşününce, kilit vuruyorum dilime... Sonra "YAN!" diyorum içime! Sadece sen YAN! Ve "DAYAN!" diyorum gönlüme! Herkes mutlu olsun! Sen DAYAN!” Yan, sus, dayan! Ama bu yazımda konuşacağım. Çünkü susmuyor kalbim. Bir yangın yerine döndü yüreğim. Yanıyor yanıyor dayanamıyorum. Onun için konuşacağım, dilime kilit de vurmayacağım anne! En açık şekilde itiraf edeyim ki; bende olan sevgini dilimdeki hiçbir sözcüğün tam karşılamayacağını sen 92 yaşında evinin balkonunda ecelinle ölüp “şüpheli ölüm” gerekçesiyle otopsiye gönderilmenle fark ettim anne! Daha küçücükken, yatağıma girmeden annelik sorumluluğunu dualarla beslerdin. Senden bellediğim dualar yüreğimde en güzel emanetlerin olarak saklanıyor. Yatmadan duam oluyorsun. Uyku yarım ölüm değil midir anne? Bize öyle bellettin ölümü, hangimiz uyanmaya sözleşme imzaladık? Sen artık büyük uykundasın anne! Artık sana ulaşmak, dokunmak, hissetmek bu dünyada bir hayalden, rüyadan başka bir şey değil. Ve ben kendi adıma bu dünyada payıma düşen sevgilerin tümünü erteledim. Bugünden yarına ne kalır bilmiyorum ama bende tek kalıcı olan şeyin, tarifsiz bir anne sevgisi ve ölüm acını yaşayamadığım, ancak ölü bedenine yaşatılan o büyük eziyet acısını yüreğim hissediyor çok iyi biliyorum. Kışları gurbette yuvamı, yüreğimi ısıtırdın. Bir gözünle görebildiğin bu dünyada yaşama tutundururken torunlarınla mutlu olur, onların derleriyle hemhal olurdun. Bu dünyada çektiğin çileleri anlatırdın torunlarına. Gençliğinde kaybettiğinin bir gözünün yokluğunu sana vuranları sen hep Allah’a havale ederdin. Kimsenin malında, mülkünde gözün yoktu, lakin malını korumayı severdin anne! Evinden ayrı olmak, çocukların ve torunlarınla bir olmak sana gurbet gelirdi. Yanımda kalmayı yeterli görüp, “Havalar ısındı oğlum. Dolmuşçu Veysel’i bir ara, bir sor, hangi gün gelir? Ben evime döneceğim artık.”derken “Tenceremdeki çorba yalnız senin için mi kaynıyor?” soruma “Yeter oğlum. Kaldığım yeter. Havalarda ısındı bak. Evimde rahat ederim.”derken acaba rahat ettiremedim mi sorusunu sorunca da duadan başka bir şey söylemediğini kimlere inandırabilirim anne! Zamana tutunamadın anne! Bana kendimi hatırlatan her şeyimsin. Uzağımsın, yakınımsın, özlenenimsin, sen yine dualarımdasın anne! Şimdi ben gecenin en karanlık yerindeyim. Zaten her ölenle biraz daha ölüme yaklaşmıyor muyuz? Ölüm de sırayla değil midir? Ve sonra; içinde bulunduğumuz kuyrukta önümüzdekiler tükendikçe ölüm bize biraz daha yaklaşmaktadır bunu daha çocukken öğretmedin mi bana anne? “Her nefis ölümü tadacaktır.”inancına sadığız biz. Karıncanın da, sarayındaki sultan da ölüm karşısında eşit olduğunu bilmez miyiz biz? Bu dünyada kaç türlü ölüm olduğunu sorgulamak ne haddime, lakin kaç türlü zulüm olduğunu çok iyi öğrendim anne! Kendi yasaklarımı kendim ihlal ediyor, başka sevgileri terk edip, suç işliyorum. Bir senin sevgisini yaşıyorum anne! Ve en üzerinde durulması gereken nokta anne sevgisini yaşamak bir suç ise; yüreğinde ateşler sönmek bilmiyorsa kendimi ihbar ediyor, hakkımda suç duyurusunda bulunuyorum. Yargılasınlar beni anne! Anne seni çok seviyorum! Durmuş Ali ÖZBEK durmusaliozbek@hotmail.com ali ülvi hoca nın f alıntıdır. |