Genel Konular => Tanıtma => Konuyu başlatan: Muammer Tunahan üzerinde 12 Eylül 2009, 12:12:08



Konu Başlığı: 12 Eylül’ün Laneti
Gönderen: Muammer Tunahan üzerinde 12 Eylül 2009, 12:12:08
12 Eylül 1980 yılında sadece hükümet hukuk dışı bir darbe, sadece devletimizin tepesindeki yöneticilerin değişmesi veya memleketi bölüşemeyen bir gençliği hizaya getirmek olarak düşünmek saflık olur. 12 Eylül öncesi sonrası ve hatta günümüze kadar süren etkileri ile Türk tarihine kara bir gün olarak kaydedilmiştir.

Devamını okuyun »

http://www.muammertunahan.com/yasam/12-eylul%E2%80%99un-laneti.html


Konu Başlığı: Ynt: 12 Eylül 1980
Gönderen: Ali Rıza Özaslan üzerinde 13 Eylül 2009, 15:45:07

1970-1980 yıllarını ve memleketimizin ateş çemberinden geçişini yakından yaşamış bir kişi olarak paylaşmak istedim.

12 Eylül'ün Sırları

Yıllar sonra bir gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda 'Bakan koltuğunda' otururken, içeri ihtilalin komutanı Kenan Evren girdi.

Biri ihtilalin mağduru, diğeri komutanı iki insan, ilk defa baş başa bir araya geldiler...

MHP eski Genel Sekreteri Yaşar Okuyan, anılarının tamamını önümüzdeki günlerde yayınlanacak bir kitapta anlatacak. Kitabın en önemli bölümlerinden birini de 12 Eylül süreci oluşturuyor.

Okuyan, darbe günlerine ilişkin bu bölümü ve uzun yıllarını birlikte geçirdiği ülkücü hareketin lideri Alparslan Türkeş'le olan anılarını AKŞAM'a anlattı. Alparslan Türkeş'in ilk kez günışığına çıkan çok özel fotoğraflarıyla, Okuyan'ın gözünden darbe günleri...


ECEVİT TÜRKEŞ'İ NEDEN REDDETTİ?

Türkiye artık cinayetleri kanıksamıştı. Her gün bir solcu, bir ülkücü genç öldürülüyordu. Bu sırada partide Genel Sekreter Yardımcılığı görevini üstlenen Okuyan, Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak'a yakındı: '1978... Bir solcu öldürülüyor, cenazesinde

'Kahrolsun Türkeş' diye bağırıyorlar.

Ülkücü cenazesinde
'Kahrolsun Ecevit' diye bağrılıyor.

Rahmetli Gün Sazak o zaman Büyük Ankara Oteli'ne giderdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Vedat Dalokay ile dost olmuşlar. Gün Bey'e bir gün,

'Bayram yaklaştı. Ecevit ve Türkeş'i bir araya getiremez miyiz?

Bir yumuşama getirir, güzel mesaj olur' dedim. Gün Bey bu fikri çok sevdi, o gün Vedat Dalokay'a anlattı. Dalokay Ecevit'i, Sazak Türkeş'i ikna edeceğini söyledi. Gerçekten de Türkeş teklifi kabul etti. Bana, 'Ecevit gelir mi acaba' diye sordu. 'Neden olmasın' dedim.

Türkeş, 'Gerekirse önce biz onun evine gideriz' dedi. Dalokay Ecevit'e söylüyor.

Ama Ecevit, 'İyi olur ama ben buna örgüte anlatamam Vedat' diye reddediyor.

Buluşsalardı ne olurdu?

Kan durmazdı ama, 10 kişi öleceğine 5 kişi ölürdü. Türkeş'le Ecevit kol kola girmiş bayramlaşıyor. En azından birilerinin düşünmesini sağlarlardı.

Birkaç yıl sonra Dil Okulu'nda tutukluyken Ecevit'e bu olayı hatırlattım. 'Sayın Okuyan örgüte kabul ettirmek mümkün değildi' dedi.

'Ama bakın efendim şimdi hep beraber buradayız' dedim. 'Doğru söylüyorsunuz' deyip gülümsedi.'

Alıntıdır.
Yaşar Okuyan'ın Akşam gazetesine 12 Eylülle ilgili anılarından alınmıştır.